Cumartesi, 13 Zilhicce 1447 | 2026/05/30
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

Trump'ın İran'ın Nükleer Programı Üzerindeki Israrı!

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

Haber-Yorum

Trump'ın İran'ın Nükleer Programı Üzerindeki Israrı!

 

Haber:

Beyaz Saray'ın Güney Bahçesi'nde gazetecilere yaptığı açıklamada, Çin 'e diplomatik bir ziyaret için yola çıkmadan önce Trump'a, “Amerikalıların mali durumunun” İran'la bir anlaşmaya varma isteğini ne kadar etkilediği soruldu, Trump ise “Hiç etkilemedi” diye yanıt verdi. Trump, şu eklemede bulundu: “İran hakkında konuşurken tek önemli olan şey şudur; onların nükleer silaha sahip olması mümkün değildir. Amerikalıların mali durumunu düşünmüyorum. Hiç kimseyi düşünmüyorum. Sadece tek bir şey düşünüyorum: İran'ın nükleer silaha sahip olmasına izin vermemiz mümkün değildir. Hepsi bu kadar.” Şöyle devam etti: “Her Amerikalı bunu anlar.” (Sky News Arabia)

Yorum:

Trump'ın ağzından çıkan bu sözler, İslam ümmetinden duydukları şiddetli korkuya delalet etmektedir; zira bu açıklamalar, yönetiminin üyelerinin lisanı üzerinden de tekrarlanmıştır; çünkü Savaş Bakanı Hegseth daha önce şöyle demişti: “İran gibi, peygamberi İslamist hezeyanlara saplanmış çılgın rejimler nükleer silaha sahip olamaz.” Trump da, İran'ın nükleer silaha sahip olmasına izin vermemek için Amerikalıların mali durumunu bir kenara bırakmakta ve hiç kimseyi düşünmemektedir; onun için tek önemli olan şey bu.

Trump, kendini dünyanın polisi olarak görmekte, kibirli tavrıyla istediğini yapabileceğini sanarak emretmek ve nehyetmek istediği gibi istediğini istediği kişiye dayatmak istemekte, dünyanın en güçlü ordusuna sahip olmakla övünmektedir; hatta gururu onu, Venezuela Devlet Başkanı’nı kaçırmaya kalkışacak kadar ileri götürmüştür. Ayrıca başka ülkeleri ABD’ye ilhak etmekle tehdit etmiş ve dünyaya hükmetmek zihniyetiyle hareket ederek dünyanın birçok ülkesiyle gümrük tarifeleri savaşına girmiştir.

Trump, İran’ın sadece Amerika’nın yörüngesinde dönmesiyle yetinmeyip İran’ın, emrine itaat eden ve yasakladığından kaçınan ajan bir devlet olmasını istemektedir. Bu yüzden ona karşı son savaşı açtı ancak özellikle İran’daki birinci ve ikinci kademe liderlerin öldürülmesinden sonra bile istediğini gerçekleştirememiş gibi görünmektedir.

Belki de bugün işlerin geldiği nokta, İran liderlerini İslam ümmetinin safında yer almaya ve Nübüvvet Minhacı üzere İkinci Hilafeti kurmak için çalışanlara destek vermeye sevk edebilir ki böylece dünya ve ahiret izzetine ve Allah’ın çok büyük bir rızasına nail olabilsinler.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Halife Muhammed – Ürdün

Devamını oku...

Belanın, Savaşların, Suçun ve Açlığın Başı Amerika'dır

Haber-Yorum

Belanın, Savaşların, Suçun ve Açlığın Başı Amerika'dır

 

Haber:

Lübnan'daki bazı siyasetçiler, Amerika'nın Lübnan'ın dostu olduğunu ve Lübnan'da, hatta tüm İslam dünyasında içinde bulunduğumuz durumdan bizi kurtarmak, iyilik yapmak ve yardım etmek istediğini düşünüyorlar.

Yorum:

Aslında, yöneticilerimizin ABD başkanının kendilerine ve ülkelerine olan dostluğundan bahsetmelerine hiç şaşırmıyorum; bunun nedenlerini artık pek çok kişi biliyor ve en önemlisi, ABD’nin kendi çıkarlarına göre onları iktidara getirip koltuklarından indirdiği gerçeği. Hatta Lübnan'daki bazı siyasetçiler ve medya mensupları, şu veya bu cumhurbaşkanını, ordu komutanını, merkez bankası başkanını, şu veya bu bakanı ya da milletvekilini ve Lübnan'daki birçok önemli mevkide bulunan kişiyi Amerika'nın getirdiğinden bahsetmeye başladı.

Burada, en azından Amerika’nın Lübnan’da işlediği bazı suçları hatırlatarak bu kişilerin hafızasını canlandırmaya çalışacağım.

Birincisi; uzun yıllardır Lübnan’a ekonomik baskı uygulayan ve diğer ülkelerin ona yardım etmesini engelleyen Amerika olduğu gibi insanları aç bırakan ve Yahudi varlığının Lübnan’a karşı savaşına zemin hazırlayarak, Yahudi varlığını tanıma ve onunla normalleşmeyi kabul etmeleri için insanlara baskı yapan da Amerika’dır.

Ancak Amerika ve onun dostları, Lübnan’ın da bir parçası olduğu bu İslam ümmetinin gerçeğini bilmiyorlar; zira bu ümmet, kahramanlıklar, ihtişamlar ve insanlar arasındaki adalet ve hakkaniyetiyle dolu köklü bir tarihe sahip bir ümmettir; en önemlisi de bu ümmet, ne kadar fedakârlık gerekirse gereksin asla zilleti kabul etmez; çünkü o, âlemlerin Rabbi tarafından izzetli olmasını talep edilen bir ümmettir. وَللهِ الْعِزَّةُ وَلِرَسُولِهِ وَلِلْمُؤْمِنِينَ “Halbuki asıl üstünlük, ancak Allah'ın, Peygamberinin ve müminlerindir.” [Münafikun 8]

Evet, ümmetimiz, zillete, aşağılanmaya ve Amerika ve onun uşaklarına boyun eğmeye asla razı olmayacaktır; zira ümmet, bazılarının dostluk iddialarına rağmen Amerika'nın hakikatini, onun tüm ümmetin düşmanı olduğunu, onun asla güvenilemeyecek bir canavar olduğunu, aksine Amerika'nın, İslam ümmetinin, güçlerini bir araya getirecek, siyasi kararını birleştirecek ve onu düşmanların şerrinden uzaklaştıracak tek bir siyasi varlığın altında birleşmesini engellemek için gece gündüz tüm gücüyle çalıştığını anlamaya başlamıştır.

Nitekim ümmet, gerçek kurtuluş yolunda ilerlemekte ve gerçek kalkınmanın yolunu aramaktadır; eksik olan tek şey, ümmet içindeki bilinçli ve muhlis grubun, öne çıkıp inisiyatif almaları gereken nusret ehli yoluyla liderliği üstlenmesidir; zira ümmet hazır ve koşullar uygun olup düşmanın mücadeledeki zayıflığı kanıtlanmıştır. O halde durumları değiştirmek ve ümmeti birleştirmek için ilerlemekte gecikmeyin ey ümmetin kahramanları. Şüphesiz Allah sizleri izzetli kılacak ve yardımıyla sizi destekleyecektir.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Dr. Muhammed Cabir - Lübnan

Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER