- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Cellat, Yargıç Olamaz!
Iraklıların, devleti tüketip halkı yoksullaştıran yolsuzluğa karşı her ne zaman öfkesi kabarsa, Amerika’nın bu kez yolsuzlukla mücadele etmek ve Iraklıların paralarını geri almak için geldiği fikrinin propagandasını yapan birileri ortaya çıkıyor. Sanki yirmi yılı aşkın bir süredir siyasi sahnenin şekillenmesinde rol oynayan biri, birdenbire dürüstlüğün koruyucusu ve reformun bayraktarı oluvermiş gibi!
Irak’taki sorun, halkın öfkesini absorbe etmek için bazılarının kurban edilebileceği bir grup yozlaşmış kimselerden ibaret değildir; aksine Irak'taki sorun, yolsuzluk için bir ortam yaratan, kota sistemini pekiştiren ve devlet kurumlarını nüfuz ve ganimet paylaşımına yönelik alanlara dönüştüren siyasi sistemin tamamıdır.
Hastalığın kökü hâlâ mevcutken, bazı kişilerin peşine düşmek, hastalığın ortadan kalktığı anlamına gelmez; aksine bu, hastalığın sebebinin olduğu gibi kalmaya devam ederken, insanlara tedavinin başladığı izlenimini vermeye yönelik bir girişimdir.
Yolsuzlukla mücadeleye dair herhangi bir söylem, onu salgılayan sistemin ıslah edilmesiyle başlamazsa, inandırıcılığını kaybeder. Zira yolsuzluk geçici bir olay değildir; aksine sorumluluk ve muhasebe standartlarını ihlal eden ve siyasi sadakati, dürüstlük ve halkın gözetilmesinden daha öncelikli bir hale getiren siyasi sistemin doğal bir sonucudur.
Amerika’nın yolsuzluğu söküp atacak bir kurtarıcı olarak gösterilmesi, birçok Iraklıda meşru sorgulamalara neden olmuştur; zira bu tezin eleştirmenleri, 2003 yılından sonra siyasi sistemi destekleyen politikaların, biriken krizleri ortaya çıkaran gerçekliğin pekişmesine katkıda bulunduğunu ve nedenlerini ele almadan sonuçları çözmenin gerçek bir reformu temsil etmediğini düşünüyorlar. Zira cellat, yargıç olamaz ve krizin üretilmesinin parçası olan biri, insanları çözümün üreticisi olduğuna ikna edemez.
Bazı yüzlerin değişmesi ya da bazı kişilerin muhasebe edilmesi, gerçeği değiştirmeyecektir; zira sistemin kendisi hâlâ varlığını sürdürmeye devam etmekte, aynı krizleri üretmekte ve yolsuzluğu yeni isimlerle yeniden dolaşıma sokmaktadır.
Iraklıların artık şunu idrak etmelerinin zamanı gelmiştir; gerçek reform, medya kampanyalarıyla ve göz alıcı sloganlarla başlamaz; aksine devleti nüfuz ve çıkarlar paylaşımı temelinde değil, adalet ve insanların haklarının korunması temelinde yeniden inşa edecek köklü bir değişimle başlar.
Nitekim halklar sonsuza dek aldatılamaz; zira tarih bize, halkların, sadece bazı yolsuzluk yapanların başkalarıyla değiştirilmesiyle değil, ancak yolsuzluğun nedenleri köklerinden sökülüp atıldığında kalkındığını öğretmiştir.
Bu medya kampanyalarının ve göz alıcı sloganların ortasında Irak halkının vacibi, her krizler şiddetlendiğinde ortaya atılan vaatlere kanmamasıdır; zira ülke, adaleti sağlama ve hakları koruma konusunda acziyeti kanıtlanmış aynı politikaların üretilmesiyle inşa edilemez.
Irak, bağımlılığın tüm şekillerinden ve dış dayatmalardan özgür olarak kendi kararlarının efendisi olmayı ve evlatlarının iradesiyle geleceğini tercih etmeyi hak etmektedir. Bu ise ancak halkının, milletlerin kalkınmasının, iradelerini müsadere eden her türlü prangadan kurtulmak ve akidelerini ve değerlerini ifade eden ve egemenliklerini koruyan bir sistemi kurmak için ciddiyetle çalışmakla başladığını idrak ettiğinde gerçekleşecektir.
Bundan dolayı şunu söyleyebiliriz; İslam sadece yerine getirilen birtakım ritüellerden ibaret değildir; aksine bir hadarat ve kalkınma projesi, bir yönetim ve adalet metodu, haysiyetin muhafaza ve hakların korunmasıdır; bu nedenle izzeti, vahdeti ve adaleti yeniden elde etmenin yolu, devlet ve toplum işlerinin yönetiminde İslam’ın ilkelerine geri dönmektir.
O halde iradeniz, tüm dış baskılardan daha güçlü olsun ve bağımlılığın tüm şekillerini reddedin; zira milletler, ancak kimliklerinden ve değerlerinden kaynaklanan bağımsız bir projeye sahip olduklarında konumlarını geri kazanabilirler.
Bakın işte halkına asla yalan söylemeyen Hizb-ut Tahrir sizleri, kurtuluş gemisine davet ettiği gibi dünyanın izzetine ve ahiretin de nimetine davet etmektedir; haydi o zaman izzetinizi ve onurunuzu geri kazanmak için harekete geçin.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Munis Hamid – Irak



