Siyasi Bakışlar: Türkiye ve Dünya Gündemindeki Önemli Gelişmeler
- Kategori Değişim TV
- |
مِّنَ الْمُؤْمِنِينَ رِجَالٌ صَدَقُوا مَا عَاهَدُوا اللَّهَ عَلَيْهِ فَمِنْهُم مَّن قَضَىٰ نَحْبَهُ وَمِنْهُم مَّن يَنتَظِرُ وَمَا بَدَّلُوا تَبْدِيلاً
“Müminlerden öyle adamlar vardır ki, Allah’a verdikleri söze sadık kaldılar. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözü yerine getirmiştir. Bir kısmı da beklemektedir. Verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir.” [Ahzab 23]
Hizb-ut Tahrir / Tunus Vilayeti, genel olarak Müslümanlara, özel olarak da Tunus halkına; ilk nesil salih gençlerinden birinin vefatını duyurur:
Üstat El-Haşimi Tahir Bu Abdullah – Gabes Mahallesi
Kıymetli kardeşimiz, 2 Şubat 2026 Pazartesi gecesi, 72 yaşında Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur. Ömrünü Allah’a itaat yolunda; İslami davayı omuzlayarak ve Nübüvvet Minhacı üzere Raşidi Hilafet Devleti’nde İslami hayatı yeniden başlatmak için Hizb-ut Tahrir saflarında çalışarak geçirmiştir. Bin Ali’nin despotik yönetimi döneminde, sadece “Rabbim Allah’tır” dediği için işinden atılma, takibat ve baskılara maruz kalmış; ancak Allah yolunda karşılaştığı tüm bu zorluklara büyük bir sabırla göğüs germiştir. Merhum -Allah’ın izniyle- hak konusunda cesur olup Allah yolunda hiçbir kınayıcının kınamasından korkmazdı. Aynı zamanda yufka yürekliydi; Hilafet zikredildiğinde, Allah’tan bir saat bile olsa Hilafet Devleti’nin gölgesi altında yaşamayı dilerdi.
Allah’tan aramızdan ayrılan bu kardeşimizi engin rahmetiyle çepeçevre kuşatmasını ve onu Firdevs cennetinde peygamberler, Sıddıklar, şehitler, Salihler ile birlikte eylemesini niyaz ediyoruz. Onlar ne güzel dostturlar. Ayrıca Subhânehu ve Teâlâ’dan ailesine ve tüm yakınlarına sabr-ı cemil ve metanet diliyoruz.
إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَ
“Biz şüphesiz Allah’a aitiz ve şüphesiz O’na döneceğiz” [Bakara 156]
Haberlerde, 02.02.2026 Pazartesi günü, yaklaşık 12 adet doçka monteli Thatcher tipi araç ve silahlı unsurlardan oluşan askeri bir gücün, Kuzey Bölgesi Karakolu’nu, Hartum Eyalet Emniyet Müdürlüğü’nü ve bölgedeki birçok polis birimini kuşattığı yer aldı. Bu silahlı unsurlar, Hartum’un güneyindeki Mayo bölgesinde bulunan Guru pazarında bir istihbarat polisinin öldürülmesi suçlamasıyla gözaltına alınan iki mensubunun serbest bırakılmasını talep ettiler. Olası büyük bir felaketin önüne geçme gerekçesiyle söz konusu şahıslar serbest bırakıldı. Ama diğer yandan hukuku uygulamaktan aciz olan bu hükümetin; El-Ubeyd şehrindeki Hizb-ut Tahrir gençlerini parmaklıklar ardında tutmak için güvenlik birimlerini, polisi ve savcılığı seferber etmesi tam bir ibret vesikasıdır! Bu gençlerin, Hilafet’in yıkılışının 105. yıldönümünde Büyük Camii önünde barışçıl ve düzenli bir eylem düzenlemekten başka hiçbir suçları yoktur. Cemaatin takdirle karşıladığı bu gençleri hapiste tutan devlet, polis katili zanlıları serbest bırakmaktadır. Dava erlerine yapılan zulme sessiz kalan medya, katillerin suç ortaklarına teslim edilmesini “yüksek bir hikmet” olarak nitelemektedir! İçinizde hiç aklı başında bir adam yok mu?
Bu ve sosyal medya dolaşan benzeri olaylar, Egemenlik Konseyi Başkanı’nın “Hartum’un güvenliği için devletin tüm imkanlarının seferber edildiği ve teknolojik donanımların artırıldığı” yönündeki içi boş açıklamalar yaptığı bir sırada yaşanmaktadır.
Asıl güvenlik tehdidi, İslami otoritenin yokluğudur. İslami otoritede Müslümanların halifesi Ali bin Ebu Talib, sıradan bir Yahudi vatandaşla birlikte kadı karşısına çıkmış ve mahkeme Yahudi lehine hüküm verdiğinde Halife buna boyun eğmiştir. İşte adalet budur! Asıl yıkım ise, devlet üzerinde hiçbir otoritesi olmayan silahlı güçlerin devlet içinde devlet gibi hareket etmesidir. Halkın halen acısını çektiği Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) milislerinin varlığına izin verilmesinin nelere yol açtığı ortadadır. Müslüman aynı delikten iki defa ısırılmaz! Polisin kapasitesini artırmaktan bahsetmeden önce, asıl bu güvenlik tehdidinin kökünü kurutmak gerekir. Bu güvenlik tehdidini ancak İslami otorite ortadan kaldırabilir. İslam, devlet otoritesine tabi olmayan tüm milislerin ve kuvvetlerin derhal lağvedilmesini, terhis edilmesini veya resmi devlet ordusuna katılması gerektiğini emreder. Aksi takdirde bu kuvvetler, halkın canına ve güvenliğine kasteden yeni birer Hızlı Destek Kuvvetleri’ne dönüşeceklerdir.
İslam Devleti Hilafette İslam uygulanacak, adalet ve hakkaniyet hüküm sürecek; ordu tek olacak, orduların çok başlılığına asla izin verilmeyecektir. Hizb-ut Tahrir tarafından hazırlanan Hilafet Devleti Anayasası Taslağı’nda şu hüküm yer almaktadır: “Madde 66: “Bütün ordu, özel ordugâhlara yerleştirilmiş tek bir ordu haline getirilir. Ancak bu ordugâhlardan bazıları, muhtelif vilâyetlere ve bazıları da stratejik mevkîlere konuşlandırılmalıdır. Bazıları ise devamlı taşınabilir ve hareket edebilir (mobilize) ordugahlar haline getirilir ki bunlar vurucu kuvvetlerdir. Askerî ordugahlar birçok gruplar halinde düzenlenir. Bu grupların her birine Ordu ismi verilir ve her birine ayrı ayrı numaralar verilir. Birinci ordu, üçüncü ordu gibi…Ya da âmilliklerden veya vilâyetlerden birinin adıyla adlandırılır.”
İç güvenliğin sağlanması konusunda ise Madde 70’te şöyle denilmektedir: “İç Güvenlik Dairesi, güvenlik ile ilgili her şeyin idaresi ve iç güvenliği tehdit eden her şeyin engellenmesi ile ilgilenir. Beldelerdeki güvenliği polis vasıtasıyla muhafaza eder. Halifeden bir emir olmaksızın ordudan destek istemez. Bu dairenin başkanı “İç Güvenlik Müdürü” olarak adlandırılır. Bu dairenin vilayetlerde “İç Güvenlik İdareleri” isimli şubeleri vardır. Vilayetteki idarenin başkanına ise “Polis Sahibi” (Polis Amiri) denir.”
Güvenlik, devletin insanlara sağlamakla yükümlü olduğu temel ihtiyaçlardan biridir. İnsanlar aradıkları gerçek güvenliği ancak Allah’ın hükümlerini adaletle uygulayan İslam Devleti’nde bulabilirler. İslam Devletinde itaat ehli ve dava taşıyıcıları izzet bulacak, isyan ehli suçlular ve serseriler ise zillete uğrayacaklardır.
Ey güç ve kuvvet sahipleri! Nübüvvet metodu üzere ikinci Raşidi Hilafet’i kurmak için Hizb-ut Tahrir’e nusret vermenin zamanı gelmedi mi?! Hilafet, hayrı tüm dünyaya taşımanız için size layık olduğunuz onurlu hayatı sağlayacaktır.
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اسْتَجِيبُواْ لِلّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُم لِمَا يُحْيِيكُمْ“Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah ve Rasûlü’ne icabet edin.” [Enfal 24]