Pazar, 02 Zilkâde 1447 | 2026/04/19
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Haberlere Bakış: 16/04/2026

بسم الله الرحمن الرحيم

Haberlere Bakış

16/04/2026

Lübnan rejimi, Yahudi varlığıyla ilişkileri normalleştirerek ihanet işlemeye kalkışıyor

14/04/2026 günü Washington’da, Amerikan gözetiminde Lübnanlı bir heyet ile Yahudi varlığına ait bir heyet arasında iki buçuk saat süren doğrudan görüşmeler gerçekleştirildi. ABD-Yahudi ve Amerikan Dışişleri Bakanlığı'ndan, müzakerelerin sonuçlarına ilişkin yedi maddelik ortak bir bildiri yayınlandı: 1- Doğrudan müzakerelerin başlatılması. 2- Yahudi varlığının kendini savunma hakkı. 3- İran‘ın Lübnan’daki partisinin silahsızlandırılması. 4- Silahın devletin elinde toplanması. 5- Yahudi varlığı ile Lübnan arasında kapsamlı bir barış anlaşması yapılması arzusu. 6- Lübnan'ın imar edilmesi. 7- İki taraf arasındaki arabuluculuğun sadece Amerika ile sınırlandırılması.

Bu maddeler, Yahudi varlığının tanınması ve onunla ilişkilerin normalleştirilmesi anlamına gelmektedir. Bu, Filistin’i gasp eden, onun halkına, Lübnan’a ve İran’a yönelik saldırılarını sürdüren ve sözde “Büyük İsrail’i” kurmak için tüm bölgeyi tehdit eden bu varlıkla normalleşen ülkeler gibi Lübnan rejiminin de işlediği bir ihanettir. Söz konusu bildirinin yedinci maddesi, Lübnan'ın içişlerine müdahale etmeye çalışan Fransa'nın uzaklaştırılması ve siyasi çalışmaların, Lübnan üzerindeki kontrolünü pekiştirmek için sadece Amerika ile sınırlandırılması anlamına gelmektedir. Görüşmelere katılan Yahudi varlığının Washington Büyükelçisi Yehiel Leiter buna işaret ederek şöyle demiştir: “İsrail, Fransızların (Lübnan meselesine) müdahalesini olumlu bir faktör olarak değil, bir engel olarak görmektedir; tek ve güvenilir arabulucu Amerika'dır.” (İbrani Kanal 12, 15/4/2026).

Joseph Avn'ın Amerika'nın ajanı olduğu ve Amerika'ya minnet duyduğu bilinmektedir; zira onu Lübnan Cumhurbaşkanı olarak atayan Amerika olup, yasalara ve anayasaya aykırı olduğu halde hala ordu komutanlığına başkanlık etmeye devam etmektedir; bu nedenle Amerika ne isterse hiç tereddüt etmeden uygulamaya hazırdır. Aynı zamanda Lübnan rejimi, silahların sadece devletin elinde toplanması için çalışmakta ancak ordusu, on yıllardır Lübnan’a saldıran ve topraklarını işgal eden ve son günlerde de sanki Lübnan rejiminin yöneticileri için hiçbir anlamı yokmuş gibi katliamlar işleyen Yahudi varlığına tek bir kurşun bile sıkmamıştır.

Lübnan halkının görevi, Lübnan rejiminin Filistin’i gasp eden Yahudi varlığıyla uzlaşarak büyük bir ihanet işlemesini engellemek için çalışmaktır; zira bu varlık, Lübnan’a yönelik saldırılarını sürdürmekte ve kendisine güvenli bir tampon bölge oluşturma bahanesiyle Litani Nehri’nin güneyini ele geçirmek istemektedir.

-----------

Trump: “Amerika aşırılıkçıları ortadan kaldırdıktan sonra İran rejimi artık farklı bir hale geldi.”

ABD Başkanı Trump, 15/4/2026 günü, ABC ağına şu açıklamayı yaptı: “Ateşkesin uzatılmasını düşünmüyorum ve bunun gerekli olacağını da sanmıyorum.” Ve şöyle dedi: “ Önümüzdeki iki günde inanılmaz olaylar olacaktır. Mesele her iki şekilde de sona erecek; bir anlaşmaya varılması, İranlılar için daha tercih edilebilirdir; çünkü o zaman ülkelerini yeniden inşa edebilecekler. ” Daha önceki bir açıklamada, önümüzdeki iki gün içinde İran ile yeni bir müzakere turu düzenleneceğine işaret etmişti. Ayrıca Trump, saldırıyı yeniden başlatmakla tehdit ettiği gibi İran'ın şartlarını kabul edip teslimiyet anlaşması imzalaması için de tehdit etmiştir; zira İran'ın tutumundaki değişikliğe işaret ederek şöyle demiştir: “Amerika aşırılıkçıları ortadan kaldırdıktan sonra İran rejimi artık farklı bir hale geldi.”

Peki yalancı Trump'ın sözleri, İran'ın taviz vermeye hazır olduğu, yani 24/3/2026'da ortaya attığı planında geçen ve en önemlileri 15 maddeyi içeren ABD'nin şartlarını kabul etmeye hazır olduğu anlamına mı gelmektedir?

11/4/2026'da Pakistan'da İranlılarla müzakerelere liderlik eden Trump'ın yardımcısı Vance şöyle dedi: “İranlı müzakereciler bir anlaşma imzalamak istiyorlar. Ancak Başkan Trump, İran'la sınırlı bir anlaşma istemiyor; aksine çatışmayı tamamen sona erdirecek büyük bir anlaşma için çalışıyor. İran ile yapılacak büyük anlaşma, nükleer programdan vazgeçilmesi ve terörizme destek verilmemesi karşılığında, İran halkının küresel ekonomiye entegre edilmesini içerecektir.” Ve şöyle dedi: “Tahran'a sunduğumuz teklif açıktır: normal bir devlet gibi davranın, biz de sizinle ekonomik olarak normal bir devlet gibi muamele edeceğiz... Pakistan müzakerelerinde büyük ilerleme kaydettik...” Ve şöyle dedi: “İranlı liderliği ile yaptığımız görüşmeler tarihi olup, 49 yıldır daha önceki herhangi bir yönetimde böyle bir şey olmamıştı; İran işlerinden fiilen sorumlu yetkiliyle yüz yüze oturduk ve İran'da bir anlaşma arzusu hissettik... İran ile bir çözüme ulaşmak bir gecede gerçekleşmeyecektir; ancak diplomasi olarak çok iyi bir konumdayız.” (Fox News, 14/04/2026).

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, 13/4/2026 günü X platformunda, İran heyetinin içinde olduğu ABD ile müzakerelerin gidişatı hakkında şunları yazdı: “İslamabad'daki müzakerede bir anlaşmaya varmak üzereyken İranlı heyet, aşırı taleplerle, sürekli değişen hedeflerle ve abluka tehditleriyle karşı karşıya kalmıştır.”

------------

Amerikan yanlısı ve Yahudi varlığının destekçisi Macaristan Başbakanı Orban'ın düşüşü

Macaristan Başbakanı Viktor Orban'ın, 16 yıllık iktidarın ardından 12/4/2026 günü yapılan seçimlerde düştüğü açıklandı. Orban'ın İslam'a ve Müslümanlara karşı şiddetli düşmanlığı bilinmektedir; zira Suriye'den gelen mültecileri Müslüman olmalarından dolayı kabul etmeyi reddetmişti. Aynı şekilde Amerika'ya olan sadakati de bilinmektedir; zira Avrupa Birliği'nin bazı projelerini onaylamasını engellemiş, Rusya'yı boykot etmemiş. Rusya'nın Ukrayna'yı işgalini kınamamış ve oradan petrol ithalatına devam etmiştir. Ayrıca Yahudi varlığını desteklediği de bilinmektedir; zira suçlu Netanyahu'nun tutuklanmasına ilişkin mahkeme kararını protesto etmek amacıyla Macaristan'ı Uluslararası Ceza Mahkemesi'nden çıkarmış ve Nisan 2025'te, Gazze'de hala soykırım uygulamaya devam eden Netanyahu'yu ülkesine kabul etmiştir; bu da İslam'a ve Müslümanlara yönelik şiddetli düşmanlık nedeniyle bu uygulamayı desteklediğini teyit etmektedir.

Rakibi Tisza Partisi lideri Peter Magyar, ülkesinde daha önce hiç kimsenin elde edemediği %79,5 ulaşan yüksek bir oranla kazanmıştır. Magyar'ın Avrupa Birliği ile ilişkilerini güçlendirmeye çalışması ve Birliğin politikalarıyla çelişmeyen bir politika benimsemesi muhtemeldir; tıpkı iki yıl önce Polonya'da olduğu gibi; zira oradaki Orban'ın ABD yanlısı müttefikleri de düşmüş ve Donald Tusk liderliğindeki AB politikasını destekleyenler kazanmıştı; nitekim Donald Tusk, Orban'ın yenilgisini övmüş ve onun yönetimini yozlaşmış otoriter rejimlerin asrı olarak nitelendirmiştir.

Orban'ın İslam'a ve Müslümanlara karşı düşmanlığına, Yahudi varlığını ve uygulamalarına desteklemesine ve Amerika'ya sadakatine rağmen, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan onu 2018 yılında Türk Devletleri Teşkilatı'na gözlemci üye olarak dahil etmişti! Erdoğan etnik açıdan bakarak Macarları, Hun ve Ural halkları ailesinden kabul etmektedir; İslami yöne ise, kendi politikasını geçirmek ve Amerikan yanlısı seküler milliyetçi görüşünü örtbas etmek amacıyla basit ve saf insanları aldatmak için İslami duyguları istismar etmek için bakmaktadır. Dolayısıyla seküler milliyetçi bakışta, Amerika’ya sadakatte ve Yahudi varlığını tanımada Orban ile örtüşmektedir.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Esad Mansur

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER