Salı, 08 Şaban 1447 | 2026/01/27
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Hilafetin Yıkılışının Yüz Beşinci Yıldönümü Müminlerde Güvenme Duygusunu Pekiştirmelidir

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber - Yorum

Hilafetin Yıkılışının Yüz Beşinci Yıldönümü Müminlerde Güvenme Duygusunu Pekiştirmelidir

Haber:

H. 28 Receb 1342 M. 3 Mart 1924 günü,Müslümanların vahdetinin, güçlerinin, izzetlerinin, yükselişlerinin ve kalkınmalarının sırrı olan Hilafet Devleti yıkılmıştır.

Yorum:

Allahu Teala şöyle buyurmuştur: وَتَوَكَّلْ عَلَى الْحَيِّ الَّذ۪ي لَا يَمُوتُ وَسَبِّحْ بِحَمْدِه۪ۜ وَكَفٰى بِه۪ بِذُنُوبِ عِبَادِه۪ خَب۪يرًاۚۛHiç ölmeyen, ezeli ve ebedi hayat sahibi olan Allah’a güvenip dayan. O’nu hamd ile tesbih et. Kullarının günahlarından haberdar olma konusunda O kendi kendine yeter.” [Furkan 58] Güven; inanmak ve emin olmaktır; endişelerden sıyrılmak ve korkuları bir kenara bırakmaktır. İşte bugün, büyük İslam ümmetinin parçalanmış olarak devam etmesinin, sömürgeci kafirlerin dünyaya egemen olmasının, Müslümanların aşağılanmasının, özelde izzetli Gazze halkının, genelde tüm İslam ülkelerindeki Müslümanların yıllardır hem kafirlerin, hem de onların ajanları Müslümanların başındaki yöneticilerin birinci hedefi haline gelip her türlü zulme maruz kalmalarının en önemli nedenlerinden biri güven duygusunun gereği gibi güçlü olmamasıdır. Zira zafere giden yolun en önemli unsurlarından biri, zafer verecek olan Allahu Teala’ya güvenmekten geçer. Diğer bir ifadeyle Müslümanlar, zerre kadar şüphede duymadan ve emin bir şekilde Allahu Teala’ya güvenmedikleri sürece, Müslümanların bu zulümlerden kurtuluşunun uzaması kaçınılmaz olacaktır. Allahu Teala’ya güven duygusunun kaybolması veya azalmasının tezahürlerini Müslümanların başındaki yöneticilerde görmemiz şaşırtıcı değildir; zira onlar, kendi kişisel çıkarları ve iktidar koltukları için sömürgeci kafirlere dostluk besleyen ve halklarına ihanet eden ajanlardır. Ancak şaşırtıcı olan bu güven duygusunun azalmasının tezahürlerinin Müslümanlarda görünmesidir; bu yüzden Müslümanlar, Allah’a güvenmek yerine zalim yöneticilere itaat ettikleri, hakka davet edenlere değil de şerre davet edenlere icabet ettikleri, Allah’ın hükümleriyle yönetilmeyen sistemlere rıza gösterdikleri, mazlum kardeşleri her türlü zulme maruz kaldıkları halde bir vücut gibi harekete geçip zulme engel olmadıkları ve kendilerini hakka davet eden muhlislere icabet etmedikleri sürece izzetli günlerine kavuşmaları zor olacaktır.

Eğer Müslümanlar Rablerine güvenip O’nun emirlerine sımsıkı sarılmış olsalar, izzetli günlerine kavuşmaları an meselesi olacaktır. Zira bu güven Müslümanlarda oluştuğunda hemen Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in, مَثَلُ الْمُؤْمِنِينَ فِي تَوَادِّهِمْ وَتَرَاحُمِهِمْ وَتَعَاطُفِهِمْ مَثَلُ الْجَسَدِ إِذَا اشْتَكَى مِنْهُ عُضْوٌ تَدَاعَى لَهُ سَائِرُ الْجَسَدِ بِالسَّهَرِ وَالْحُمَّى Müminler birbirlerini sevmede, birbirlerine acımada ve birbirlerini korumada bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.” hadisi gereği, vücudunun hasta uzvunu iyileştirmek için ateşli hastalığa tutulup bir vücut olacaklar ve ayağa kalkacaklardır ki işte o zaman, sömürgeci kafirler ve onların ajanları da dahil olmak üzere hiçbir güç onların karşısında duramayacaktır. Yine Müslümanlar, Rablerine güvenip O’nun emirlerine sımsıkı sarıldıkları an, Rablerinin, وَلَن يَجْعَلَ اللَّهُ لِلْكَافِرِينَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ سَبِيلًا Allah, müminlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermez.” [Nisa 141] ayeti gereği, küfür hükümlerinin hakimiyetine karşı çıkarak onu yıkmak için harekete geçecekler ve hiçbir şey onlara engel olamayacaktır. İslam ümmetinin orduları Rablerine güvenip O’nun emirlerine sımsıkı sarıldıkları an, Rablerinin, وَإِنِ اسْتَنصَرُوكُمْ فِي الدِّينِ فَعَلَيْكُمُ النَّصْرُ Sizden din konusunda yardım istediklerinde yardıma icabet etmeniz sizin üzerinize vaciptir." [Enfal 72] ayeti gereği, din kardeşlerine yardım etmek için hareke geçecekler ve başlarındaki ajan yöneticiler de dahil önlerine çıkan tüm engelleri ezip geçeceklerdir. Ayrıca Müslümanlar, Rablerine güvenip O’nun emirlerine sımsıkı sarıldıkları an, Rablerinin, وَلْتَكُنْ مِنْكُمْ أُمَّةٌ يَدْعُونَ إِلَى الْخَيْرِ وَيَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَأُولَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.” [Al-i İmran 104] ayeti gereği, kendilerini hayra (İslam) çağıran, yani tüm Müslümanların tek kurtuluş reçetesi Hilafet Devletine çağıran Hizb-ut Tahrir’in etrafında birleşip tüm küfür rejimlerini devirmek için harekete geçecekler ve bunu gerçekleştirinceye kadar geri adım atmayacaklardır.

Sonuç olarak Müslümanlar, Hilafetin yıkılışının bu yıldönümünde, bu güven duygusunun önemini idrak edip kendilerinde bu duyguyu pekiştirdiklerinde, Allah’ın izniyle bunun hayırla sonuçlandığına tanık olacaklardır.  O halde ezeli hayat sahibi olan Allah’a güvenip dayanalım ki bir an önce izzetli günlere kavuşalım.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Ramazan Ebu Furkan

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER