Cumartesi, 05 Şaban 1447 | 2026/01/24
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Trump NATO'ya Saldırıyor ve Müttefiklerin Amerika'yı Savunmaya Hazır Olup Olmadıkları Konusunda Şüphe Duyuyor

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

Trump NATO'ya Saldırıyor ve Müttefiklerin Amerika'yı Savunmaya Hazır Olup Olmadıkları Konusunda Şüphe Duyuyor

Haber:

ABD Başkanı Trump, NATO ile ilişkilerdeki dengesizliği eleştirerek şöyle dedi: “Çok veriyoruz ama az alıyoruz.” İsviçre'deki Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, Amerika Birleşik Devletleri'nin uzun yıllar boyunca NATO'yu "karşılığında hiçbir şey almadan" finanse ettiği eklemesinde de bulundu. Ayrıca önceki ABD yönetimini de eleştirerek Başkan Joe Biden'ın NATO'ya yaklaşık 350 milyar Dolar verdiğini ifade ederek bunu şok edici olarak nitelendirdi ve ABD parasının "yaptıklarımızı takdir etmeyen ülkelere ve kuruluşlara gittiğini" söyledi.

Bu bağlamda NATO ülkelerinin ulusal gelirlerinin yaklaşık %5'ini savunma harcamalarına ayırdıktan sonra daha güçlü hale geldiklerine dikkat çekti, ancak Amerika'nın müttefiklerinin onu savunmaya hazır olup olmadığı konusunda şüphe duyduğunu belirterek şunları söyledi: “NATO müttefiklerimizin bizi korumaya hazır olduğunu düşünmüyorum.” Amerika'nın, Avrupa'nın güçlü bir müttefik olması için çalıştığını söyledi.(RT)

Yorum:

"Önce Amerika" ve "Önce Amerikan Halkı"; işte Amerika'nın gerçek yüzü budur. Nitekim Amerika’nın politikasındaki perde kalkmış ve Trump kasıtlı olarak Amerika’nın sömürgeci gerçeğini açığa çıkarmıştır; böylece Trump Amerika’nın yüzündeki maskeyi çıkarmış oldu. Bu nedenle Venezuela başkanını tutuklattı, Küba ve Kolombiya'yı tehdit etti ve dünya ülkelerinin eleştirilerini umursamadan onlara sırtını döndü. Üstelik Amerika'nın kendisiyle övündüğü demokrasiyi de ayaklar altına almış, bununla da yetinmeyip, Davos konferansındaki konuşmasında ve Grönland'ı zorla işgal etme tehdidinde de gözlemlendiği gibi Avrupalı ​​müttefiklerine kendi merkezlerinde saldırmaya başlamıştır.

Yirminci yüzyılın başında, insanların gölgesiyle gölgelendiği ve dünyaya adaletin egemen olduğu Hilafet Devleti yıkılmıştır. O devletin hüküm sürdüğü zamanlarda hiçbir ülke başka bir ülkeye saldıramıyordu; çünkü haklarını sahiplerine iade eden hak bir devlet vardı ki Avrupa ülkeleri de bunun şahididir.

19. yüzyılda, Almanlar Ren Nehri'nin bir yakasında, Fransızlar ise diğer yakasında yaşıyordu. Nitekim Fransızlar her yıl nehirden Alman tarafını geçerek zorla ve silah tehdidiyle tüm mahsulleri topluyorlardı. O dönemde Almanlar, birliklerini sağlayıp haklarını savunamayacak kadar zayıf durumdaydılar; bu nedenle çözümü, Osmanlı sultanına şikayet etmekte ve ondan yardım talep etmekte buldular.

Mektuplarında şu ifadeler geçiyordu: “Fransızlar her sene bize zulmediyor, mahsulümüzü elimizden alıyorlar; siz ki; dünyaya adalet dağıtan bir İmparatorluğun Sultanı, İslamiyet’in de Halifesisiniz; bizi bu zulümden kurtarın, asker gönderin, ürünlerimizi bu sene olsun toplama imkanı sağlayın”

Sultan asker göndermeyi gerekli görmemiş, aksine sadece askeri kıyafet göndermekle yetinmiştir!Yardım talebine yanıt olarak üç çuval dolusu askeri kıyafet ve bir de mektup göndermiştir. Almanlar mektubu okuduklarında şaşkına dönmüşlerdir: “Fransızlar korkak adamlardır. Onlara Yeniçeri göndermemize gerek yoktur. Yeniçerimizin kıyafetini görmeleri kâfidir. Çuval içindeki Osmanlı askerinin elbiselerini adamlarınıza giydirin. Mahsul zamanı, nehrin görülecek yerlerinde dolaştırın. Bu, Fransızların hadlerini bilmeleri için yeterlidir.”Bölge sakinleri hemen Osmanlıların asker kıyafetlerini giymiş ve hasat zamanı geldiğinde, büyük bir coşkuyla yeniçeri kıyafetleriyle nehir kıyısında dolaşmaya başlamışlardır.

Ertesi gün gelen haberler Almanların sevinç çığlıkları atmalarına neden olmuştur; çünkü haberde şöyle diyordu: “Osmanlılardan yardım geldiğini düşünen Fransızlar, korku içinde köylerini terk edip iç bölgelere kaçmışlardır; artık mahsulleri kolayca hasat edebiliyoruz, zulüm son bulmuştur.”

Bu olay, Almanya’nın Mülheimsakinlerinin gönüllerinde taht kurmuştur; zira giydikleri Yeniçeri kıyafetlerini, daha sonra Mülheim’e bağlı Karlsruhe Müzesine koyup ziyarete açmışlardır. Ayrıca şehrin en yüksek binasına Osmanlı bayrağını asmalarının yanı sıra bu olayı anmak ve yaşananları temsilen kutlamak için şehirde hâlâ karnaval düzenlemektedirler.

Amerika'nın yaklaşık seksen yıldır kurduğu ittifakı, bakın işte kurt köklerinden kemirmeye başlamıştır ki Trump' da onu yıkmaya başlamıştır; oysa Afganistan, Irak, Bosna Hersek ve başka yerlerde birçok Müslümanı öldüren NATO ittifakıdır... Allahu Teala şöyle buyurmuştur: أَفَمَنْ أَسَّسَ بُنْيَانَهُ عَلَى تَقْوَى مِنَ اللَّهِ وَرِضْوَانٍ خَيْرٌ أَم مَّنْ أَسَّسَ بُنْيَانَهُ عَلَىٰ شَفَا جُرُفٍ هَارٍ فَانْهَارَ بِهِ فِي نَارِ جَهَنَّمَ وَاللَّهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ Binasını Allah korkusu ve rızası üzerine kuran kimse mi daha hayırlıdır, yoksa yapısını yıkılacak bir yarın kenarına kurup, onunla beraber kendisi de çöküp cehennem ateşine giden kimse mi? Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.” [Tevbe 109]

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Muhammed Selim – Mübarek Toprak (Filistin)

Bu kategoriden diğerleri: « Amerika, İran ve Nükleer Silah

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER