Cuma, 04 Şaban 1447 | 2026/01/23
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
İslam Şeriatının İhlal Edilmesinden Kaynaklanan Zararlar

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

İslam Şeriatının İhlal Edilmesinden Kaynaklanan Zararlar

Haber:

Sumatra Kasım 2025'ten bu yana Açe, Kuzey Sumatra ve Batı Sumatra olmak üzere üç ilde sel felaketlerine tanık oldu.9 Ocak 2026'da Ulusal Afet Yönetim Ajansı, 53 şehir/bölgenin zarar gördüğünü, 1.180 kişinin öldüğünü, 145 kişinin kayıp olduğunu ve 238.000 kişinin yerinden edildiğini bildirdi. Ayrıca 215 sağlık tesisi hasar görmüş, 803 ibadet yeri, 776 köprü, 3188 eğitim kurumu yıkılmış ve 2060 yol ulaşıma kapanmıştır. 175.126 ev de zarar görmüştür. Kamuoyu, felaketin ulusal afet ilan edilmesini talep etti, ancak hükümet bu talebi reddetti.Cumhurbaşkanı Prabowo 1 Ocak 2026'da şunları açıkladı: “Neden ulusal afet ilan edilmiyor? Sorun şu ki, 38 ilimiz var ve bu afet sadece üç ili etkilerken diğer 35 il ise hala bir zarar görmemiştir.” İçişleri Bakanı Tito Karnavian ise şunları açıklamıştır: “Acil müdahale döneminde, merkezi hükümetin ulusu seferber etmek için büyük çaba sarf ettiğini sizlere hatırlatmak isterim. Bu nedenle mesele, ulusal bir felaketle karşı karşıya olduğumuz şeklinde ele alınmalıdır.”

Yorum:

1- Gerçeklik temel nedenin, dağlar, ormanlar ve nehir havzaları ile ilgili hükümet politikalarının İslam'ın hükümleriyle çeliştiğini ortaya koymaktadır.Peki mantık nerede?Endonezya Çevre Forumu (WALHI) verilerine göre, afetten zarar gören üç ilde 2016 ile 2025 yılları arasında ormansızlaştırma 1,4 milyon hektara ulaşmıştır.Nitekim özel şirketlere keyfi bir şekilde ağaç kesme ruhsatları verilmiştir. Öte yandan Ekonomi ve Maden Kaynakları Bakanlığı'nın verileri, endüstriyel faaliyetlerin yaygın olduğu Sumatra ana adasında devasa bir mekansal baskı olduğunu göstermektedir.Zira orada, 27 hidroelektrik santrali, 8 jeotermal enerji santrali, 1,7 milyon hektarı kapsayan 17 jeotermal imtiyaz alanı, 599.000 hektarı kapsayan 10 ön araştırma ve keşif imtiyaz alanı ve toplam 2,46 milyon hektarı kapsayan 1.907 madencilik lisansı bulunmaktadır.Bu izinlerin çoğu, çevresel bariyer görevi görmesi gereken bölgeler olan dağlık bölgelerde, ormanlarda ve nehir havzalarında bulunmaktadır. Bu da ormansızlaşmaya ve ormanların kötüleşmesine yol açmıştır. Zira yoğun yağış dönemlerinde bu koşullar nehir havzalarında hasarlara, sellere, toprak kaymalarına ve su krizlerine neden olmaktadır. Sonuç olarak sakinler, tıpkı şu anda olduğu gibi yaşam alanlarını ve geçim kaynaklarını kaybetmektedir.

2- Dağların, ormanların ve nehir havzalarının serbest bırakılması (özelleştirilmesi) İslam şeriatının ihlal edilmesi sayılır; çünkü bunlar, ümmetin mülkü olan ve devlet tarafından yönetilen kamu mülkiyeti olup bunların yönetilmesi tüm insanların refahını sağlamak için olması gerekir. Bu yüzden bunların, bireylere veya özel kuruluşlara teslim edilmesi caiz değildir. Zira Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: الْمُسْلِمُونَ شُرَكَاءُ فِي ثَلَاثَةٍ: فِي الْمَاءِ وَالْكَلَإِ وَالنَّارِMüslümanlar üç şeyde ortaktırlar: Suda, merada ve ateşte.” [Ahmed rivayet etti]Şeyh Allame Abdulkadim Zellum (Allah ona rahmet etsin), Hilafet Devleti'nde Maliye adlı kitabının 96. sayfasında, denizlerin, nehirlerin, göllerin, pınarların, ormanların ve meraların kamu mülkiyetlerinden olduğunu söylemiştir.  Bu nedenle dağların, ormanların ve nehir havzalarının özel şirketlere devredilmesi, özellikle de ihmalkâr bir şekilde yönetilmesi, Allah Subhanehu ve Teala’ya isyan etmek sayılır ve nihayetinde de yıkıma yol açmaktadır. Dolayısıyla evet, şiddetli yağışlar etkili bir faktördür ancak felaketin asıl nedeni, İslam şeriatının ihlal edilmesidir. Bu yüzden Allah’ın şeriatına yönelik her ihlal ediliş, yıkıma yol açan bir yozlaşma olup yıkım da felaketlere yol açmaktadır. 

3- Allahu Teala Kur’an-ı Kerim’de, Rum suresinin 41. ayetinde şöyle buyurmuştur: ظَهَرَ الْفَسَادُ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ بِمَا كَسَبَتْ أَيْدِي النَّاسِ لِيُذِيقَهُم بَعْضَ الَّذِى عَمِلُوا۟ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَİnsanların bizzat kendi işledikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu, ki Allah yaptıklarının bir kısmını onlara tattırsın; belki de (tuttukları kötü yoldan) dönerler.” İbn Kesir, şu ayetin tefsirinde şöyle demiştir: ظَهَرَ الْفَسَادُ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ بِمَا كَسَبَتْ أَيْدِي النَّاسِ “İnsanların bizzat kendi işledikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu.” Yani: Meyve ve mahsuldeki azalma günahlar sebebiyledir demektir. Ebu el-Âliya şöyle demiştir: Yeryüzünde Allah’a isyan eden kimse, yeryüzünde bozgunculuk çıkarmış olur; çünkü yeryüzünün ve göklerin ıslahı itaatle olur; işte bu nedenle Ebu Davud’un rivayet etmiş olduğu şu hadis gelmiştir: لَحَدٌّ يُقَامُ فِي الْأَرْضِ أَحَبُّ إِلَى أَهْلِهَا مِنْ أَنْ يُمْطَرُوا أَرْبَعِينَ صَبَاحاًBir yerde bir haddin uygulanması, bana, o yerin halkı için kırk sabah yağmur yağmasından daha sevimlidir.” [İbn Kesir’in Tefsiri, C: 6, S: 320] İslam şeriatını ihlal eden yöneticilerin politikalarından kaynaklanan felaketler, günahın nasıl bozulmaya yol açtığının sadece bir örneğidir.Bu tür ihlallerin hayatın çeşitli alanlarında yaşandığını bir düşünün; elbette bozulma hayatın her alanını etkileyecektir. Bu nedenle tek çözüm, mütekâmil İslam şeriatına geri dönmektir.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Muhammed Rahmet Kurnia – Endonezya

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER