Perşembe, 30 Safer 1448 | 2026/08/13
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü


حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Pakistan Vilâyeti
Medya Bürosu

No: PK-BA-2026-MB-TR-21 H. 26 Safer 1448
M. Pazar, 09 Ağustos 2026

Demokrasi Batılı Bir Yönetim Sistemidir; Başarısızlığı Kaçınılmazdır, İslam’daki Yönetim Sistemi İse Hilafettir, Ümmete ve Nusret Ehline Hilafeti Kurmak Farzdır

Genelkurmay Başkanına yakınlığıyla bilinen ve onun sözcüsü olarak görülen Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi, 29 Temmuz 2026 tarihinde İslamabad’da düzenlenen Ekonomik Zirve’de yaptığı konuşmada “mevcut sistemin çöküşüne” atıfta bulundu. Ertesi gün Askerî Halkla İlişkiler Genel Müdürü’nün iyi yönetişim hakkında yaptığı açıklama ise, ülke çapında hükümetin yapısının değiştirilmesine dair tartışmaları yeniden alevlendirdi. Ancak değişim hakkında yapılan bu tartışma, Pakistan’ın sorunlarını çözme arzusundan değil; siyasi ve askeri liderlik arasında güç, yasama yetkisi ve devlet fonlarının kontrolü üzerine yaşanan kurumsal bir çatışmadan kaynaklanmaktadır.

Bu meseleyle ilgili olarak Hizb-ut Tahrir / Pakistan Vilayeti, ümmete şu üç noktayı açıklığa kavuşturmak ister:

Birincisi: Demokrasi, gayri İslami bir yönetim sistemidir. İngiltere tarafından Hindistan Alt Kıtası’na sokulmuştur. Bu sistemde kanun koyma hakkı insanlara aittir; toplum için neyin serbest neyin yasak olduğunu, sevap ve cezanın mahiyetini, neyin helal neyin haram olduğunu insanlar belirler. Demokraside toplumun yüce hedefleri, toplumun hangi yönde ilerlemesi gerektiği ve toplumun kırmızı çizgileri de yasama meclisi aracılığıyla yine insanlar tarafından belirler. İslam’da ise kanun koyma hakkı insanlara ait değildir, bilakis Allah Subhânehu ve Teâlâ’ya aittir. Kâinatın, insanın ve hayatın yaratıcısı olan Allah Subhânehu ve Teâlâ tek kanun koyucudur.

İnsanların kanun koyma yetkisine, özellikle de yasama yoluyla ekonomik kaynakları elde etme ve harcama yetkisine sahip olması, demokraside farklı elitler ve kurumlar arasında çatışma ve rekabete yol açar. Bu nedenle ister parlamenter ister başkanlık sistemi olsun, demokratik yönetim sisteminde askerî ve siyasi elitler arasında kanun koyma yetkisi konusunda sürekli bir mücadele söz konusudur. İşte yasama yetkisinin arkasındaki asıl güç budur. Siyasi partiler ve askeri liderlik, kendi tercih ettikleri yasaları çıkarabilmek için bu gücü ele geçirmek amacıyla seçimleri etkilemeye çalışırlar.

Siyasi ve askeri liderlikler seçimlere müdahale etmese dahi, yasama meclisi üyelerinin kararlarını etkilemeye çalışmak, oylarını alıp satmak ve kendi çıkarlarını korumaları için onları ikna etme çabaları, demokratik yönetim ve siyasetin temel özelliklerindendir. Bunu Pakistan’da ve demokratik yönetim sisteminin bulunduğu her ülkede görmek mümkündür.

Yasama yetkisinin ne Halife’ye ne de Ümmet Meclisi’ne ait olduğu tek sistem Hilafet sistemidir. Hilafette yalnızca şer’î hükümler uygulanır. Halifeye biat akdinde insanlar ona, Şeriatı uygulaması şartıyla biat ederler. Pakistan’ı kalıcı istikrar ve kalkınma yoluna sokabilecek olan da yalnızca Hilafet sistemidir.

İkincisi:Pakistan’da şu an başarısızlığı tartışılan sistem; Batı uygarlığına, Batı’nın siyasi tecrübesine ve Batı’nın tarihî deneyimine dayanan bir hükümet, siyaset, yargı ve toplumsal sistemidir. Bu sistem, Batılı laik fikirler ve dinin dünya işlerinden ayrılması düşüncesi üzerine inşa edilmiştir. Bugün Pakistan’da uygulanan yönetim ve idareyle ilgili kavramlar küfür kavramlarıdır.

Bu kavramlar arasında; federalizme dayalı üç seviyeli yönetim sistemi, yasama-yürütme-yargı arasındaki kuvvetler ayrılığı, özel mülkiyet kavramı, fikir ve din özgürlüğü mefhumları; kaynakların serbest piyasaya göre dağıtılması, faize dayalı yatırım, zorunlu kağıt para basımı, küresel düzene boyun eğme, mahkemelerde İngiliz genel hukukunun uygulanması, dış politikanın ulus-devlet temelinde şekillendirilmesi, dünya güçlerinden faizli krediler alınması ve askeri teçhizatta onlara bağımlı kalınması yer almaktadır.

İşte bu siyasi kavramların uygulanması Pakistan’ı yıkımın eşiğine getirmiştir; bunların İslam ile, İslam’ın hükümleriyle veya Müslümanların tarihiyle hiçbir ilgisi yoktur. Bu siyasi kavramlar terk edilip Hilafet Devleti’nin kurulması yoluyla İslam’ın hükümleri uygulanmadıkça, Pakistan’ın ve İslam beldelerinin kalkınma yoluna girmesi mümkün değildir.

Üçüncüsü: İslam Ümmeti, mevcut hibrit sistemi de ondan önceki demokratik sistemi de bütünüyle reddetmiştir. Çünkü bu yönetim sistemleri ümmetin inançlarına ve hayat görüşüne aykırıdır. Aslında ümmetin bu sistemleri hiçbir zaman benimsemediğini, bunların Osmanlı Hilafeti’nin yıkılmasından sonra Batılı sömürgeciler tarafından baskı ve zorla dayatıldığını söylemek daha doğru olacaktır.

Hindistan Alt Kıtası’nda Müslümanlar İngiliz sömürgeciliğine karşı mücadele etmişlerdir. İngiltere’yi bu bölgeden çıkarsalar da İngiltere’nin kurduğu sistemden kendilerini kurtaramamışlardır. Pakistan’daki yönetici sınıf da 1947’den bugüne kadar İngiltere’nin bıraktığı ve işlettiği aynı sistemi uygulamıştır. Bu sistemi işletmek için siyasi, askerî ve teknik elitler Batılı üniversitelerden ve kurumlardan eğitim, yardım ve askerî/teknik destek almışlardır. Bu sistemin Ümmetle, İslam’la, İslam tarihiyle, İslam kültürüyle, Şeriat ve İslam fıkhıyla hiçbir ilgisi yoktur. İşte bu yüzden bugün Ümmet bu sistemi tarihin çöplüğüne atmaya ve mezara gömmeye tamamen hazırdır.

Pakistan’da ve bütün İslam beldelerinde gerçek istikrar ancak Hilafet sistemiyle sağlanabilir. O zaman yasama yetkisi, çeşitli çıkar gruplarının elinde olmak yerine yalnızca Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın olacaktır. İslam Ümmeti mevcut küfür sistemini ortadan kaldırmak ve Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafeti kurmak için mücadele etmelidir. Ümmetin dünya hayatında ve ahirette kurtuluşa erişmesi, vahyin getirdiği yönetim sisteminin, yani İslam’ın ikamesine bağlıdır. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmuştur:

وَمَنْ لَمْ يَحْكُمْ بِمَا أَنْزَلَ اللَّهُ فَأُولَئِكَ هُمُ الْكَافِرُونَ “Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir.” [Maide 44]

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Pakistan Vilâyeti
Medya Bürosu
Adres Bilgileri ve Web Sitesi
P.O. Box 1924, Lahore / Pakistan
Telefon: +(92) 345–428–7323 / +(92) 333–561–3813
https://bit.ly/3hNz70q
Fax: +(92) 21–520–6479
E-Mail: spokesman@hizb-ut-tahrir.com.pk

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER