حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Mübarek Toprak (Filistin)
Medya Bürosu
| No: FL–BA–2026–MB–TR–15 |
H. 18 Rabi-ul Evve 1448 M. Pazartesi, 31 Ağustos 2026 |
Ben Gvir’e Verilecek Cevap, İşittiği Değil Gördüğü Şey Olacaktır!
Yahudi kadının oğlu Ben-Gvir; mübarek toprağın hür, mümin ve Müslüman esir kadınlarının önünde durduğu videoyu yayınlayarak haddini fersah fersah aşmıştır.
Vallahi Müslüman kadınların esir alınması, yiğitlik ve hamiyetin yalnızca gönüllerde değil eylemlerde de mevcut olduğu zamanlarda, hamiyet sahiplerinin damarlarındaki kanı harekete geçirmeye yeterli bir hadise idi. Acaba bu kadınlara eziyet edilmesi ve temel ihtiyaçlarından mahrum bırakılmaları nasıl olurdu?
O yüzden Müslüman kadınlara işkence edilmesi ve temel ihtiyaçlarından mahrum bırakılmaları, kanların kaynadığı bir kazan olmalı ve içlerinden tek bir kadının saçının tek bir teli için bile koskoca ordular harekete geçirilmelidir. Ben-Gvir’in yaptığı bu çirkin fiille övünmesi, öyle bir öfke volkanını patlatmalı ki devletleri devirmeli, yönetimleri yıkmalı ve yerlerine başkalarını getirerek ondan ve onun arkasında duranlardan hesap sorulmalı, diliyle söylemese bile haliyle; “Yetiş İslam! Yetiş Halife!” diyen her bir hür kadının gönlüne su serpilmelidir.
Kâfir kadınının oğlunun bu videoyu yayımlayıp yaptığı vahşetle övünmesine ise, zafer ve kurtuluş vaktinin geldiği ile cevap verilmelidir. Kurtuluş ve zafer saati gelmiştir; hiç geciktirilmeden hemen şimdi harekete geçilmelidir. Bu hususta Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in şu sözü söylenmelidir:
مَنْ كَانَ سَامِعاً فَلَا يُصَلِّيَنَّ الْعَصْرَ إِلَّا فِي بَنِي قُرَيْظَةَ “Kim işitip itaat ediyorsa, ikindi namazını Benî Kureyza’ya varmadan kılmasın.” Fakat bu kâfir kadının oğlu, yiğitlerin karşılık vermeyeceğinden emindir. Onun cani varlığı Filistin’de, Gazze ve Batı Şeria’da oluk oluk halkın kanına akıttığında, davranışa dönüşmeyen bir öfke ve harekete geçmeyen bir ses dışında yiğitlerden hiçbir şiddet ve çetinlik görmemiştir.
Aynı şekilde kafir ayaklarıyla Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in Mescid-i Aksa’sını bastığında da yine erkeklerden hiçbir bir yiğitlik görmemiş, ümmetin de harekete geçtiğine şahit olmamıştır. Ümmetin yöneticileriyle aynı kumaştan, orduların da rejimlerle aynı kalıptan olduğunu gördüğü için küstahlaştıkça küstahlaşmış, iştahı kabardıkça kabarmış, böylece cezalandırılmayacağından emin olmuştur.
Ama Şam halkının; “Geliyoruz, geliyoruz!” haykırışlarını, Mısır halkının; “Cihat etmek istiyoruz!” çağrılarını, Ürdün halkının; “Sınırları bize açın!” talebini, Fas’ta Yusuf bin Taşfin’in torunları olan askerlerin kurtuluş özlemlerini, Türkiye’de Fatih Sultan Mehmet ve Abdülhamid’in torunları olan askerlerin ağlayışlarını, harekete geçmeye can attıklarını unutmuştur!
Gerçek şu ki; bu kâfir kadının oğlunun bize karşı küstahlaşmasını sağlayan şey, ümmetin harekete geçmeyeceği ya da askerlerin kurtuluş için can atmadığı düşüncesi değildir. Şam’da ve diğer yerlerde ümmetin her bir silahını hedef alması da aslında akıbetinin ne olacağını ve o büyük savaşın mutlaka geleceğini bildiği içindir.
Ancak bu küffar evlatları; kendilerini ve ümmetin düşmanlarını dost edinen bu rejimlerin, ümmeti dizginleyebileceğini ve yüreğindeki yangını söndürebileceğini sandılar. İşte onların bu zanları Allah’ın izniyle onları helak edecektir! Onlar, aslanların zincirlerinden kurtulmak üzere olduğunu; ümmetin yöneticilerinin boğazlarına sarılmak üzere olduğunu ve Allah’ın vaadi ve Rasûl SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in müjdesi olan Nübüvvet Minhacı üzere Hilafet’in yaklaşmakta olduğunu bilmiyorlar.
O gün ordu komutanı: “Buyur ey bacım, işte yardımına geldim!” diyecektir. Ve ey kafir kadının oğlu sana verilecek cevap da işittiğin değil, göreceğin şey olacaktır! O gün her bir hür kadının gözyaşı silinecek, onlardan özür dilenecek ve kendilerine yapılanların hesabı en ağır şekilde sorulacaktır.
O savaş mutlaka gelecektir ve mübarek toprak, yakında Yahudi pisliğinden temizlenecektir. Bu, güneşin doğudan doğması kadar kesin bir gerçektir. İslam’ın sancağı Mescid-i Aksa’nın üzerinde dalgalanacaktır, bundan zerre kadar şüphe etmiyoruz. Ümmete ve askerlerine düşen görev; bu ölü rejimleri bir an önce gömüp, İslam’ı yeniden bir yönetim, cihat, fetih ve kurtuluş nizamı olarak geri getirmektir. İşte o gün hür kadınların gözü aydın olacaktır ve o gün, Allah’ın izniyle çok yakındır.
وَسَيَعْلَمُالَّذِينَظَلَمُواأَيَّمُنْقَلَبٍيَنْقَلِبُونَ “Zulmedenler, hangi dönüşle döndürüleceklerini yakında bileceklerdir.” [Şuara 227]
| حزب التحرير Hizb-ut Tahrir Mübarek Toprak (Filistin) Medya Bürosu |
Adres Bilgileri ve Web Sitesi Telefon: 0598819100 www.pal-tahrir.info |
E-Mail: info@pal-tahrir.info |



