حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Özbekistan
Medya Bürosu
| No: ÖZ–BA–2026–MB–TR–10 |
H. 17 Rabi-ul Evve 1448 M. Pazar, 30 Ağustos 2026 |
Bağımsızlık Bize Dinimizi Geri Verdi mi? Ve 35 Yıldır Kimden Bağımsızız?!
28 Ağustos 2026 tarihinde Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, ülkenin bağımsızlığının 35. yıldönümü vesilesiyle düzenlenen kapanış töreninde yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Bağımsızlık; her şeyden önce bize şanımızı ve şerefimizi, mukaddes dinimizi, ana dilimizi ve unutturulmaya yüz tutmuş milli değerlerimizi geri vermiştir.”
Bağımsızlıktan sonra dinî hayatta meydana gelen bazı olumlu değişiklikleri inkâr etmiyoruz. Ayrıca İslam’ın bu topraklara 1991 yılında gelmediğini de çok iyi biliyoruz. Bilakis bu topraklar yüzyıllar boyunca İslam’ın ilim ve uygarlık merkezlerinden biri olmuştur. Cumhurbaşkanının da zikrettiği Buhari, Tirmizi, Mâtürîdî ve Burhaneddin el-Mergînânî gibi güzide âlimler, İslam’ın hâkim olduğu bir toplumda yetişmiş ve ortaya çıkmışlardır.
Dolayısıyla, İslam’ı, bağımsızlığın halka lütfettiği bir hediye olarak tasvir etmek, tarihi ve şer’i bir izaha muhtaçtır. İslam, belirli bir siyasi sistemle veya bağımsızlığın elde edilmesiyle ortaya çıkan bir din değildir. Bilakis İslam, Allah’ın insanlığa gönderdiği tek hak dindir ve insan hayatını düzenleyen kapsamlı bir nizamdır.
Buna göre bağımsızlık; sadece dini alanda değil, aynı zamanda siyasi, ekonomik ve askeri bağımsızlık ile dış güçlere bağımlılığın derecesi açısından da değerlendirilmelidir.
Peki, 35 yıl boyunca Özbekistan iç ve dış siyasi kararlarını ne ölçüde bağımsız olarak almıştır? Yabancı devletlerin ve büyük jeopolitik güçlerin Özbekistan üzerindeki etkisi ne dereceye kadar devam etmiştir? Özbekistan doğal kaynakları, stratejik sektörleri, dış ticareti, yatırım ve kredi politikaları üzerinde ne kadar bağımsız bir egemenliğe sahiptir? Eğer önemli ekonomik kararlarda dış kaynaklar ve çıkarlar belirleyici bir rol oynuyorsa, buna tam anlamıyla ekonomik bağımsızlık denebilir mi? Devletin dış borcunun 40 milyar dolara ulaşmasının İslam’la hiçbir ilgisi yoktur.
Özbekistan’ın savunma ve güvenlik politikası, askeri iş birliği, silahlanma meseleleri ve askeri standartlar dış güçlerle ne derece bağlantılıdır?! Rus askerî standartlarından vazgeçip NATO standartlarına geçilmesi, halkın sırtına ilave olarak kaç milyarlarca dolarlık borç yükü bindirecektir?!
Biz, 1991 yılında Sovyetler Birliği’nden bağımsızlığımızı kazandık. Ancak 35 yıl içinde Rusya’ya, Batı’ya veya diğer dış güçlere yönelik yeni siyasi, ekonomik ve askeri bağımlılıklar oluşmadı mı?! “Milli Proje” adı altında pazarlanan planların temel gerçeği, Batılı kapitalistlere bağımlılığın ta kendisi değil midir?!
Büyük bir gururla bahsettiğimiz “bağımsızlığımız”; milyonlarca göçmen işçiyi yurt dışına ihraç etmekle övünmek mi? Yoksa onur ve vakarı hak eden, evlerimizin sarsılmaz direği olan ve İslam’ın cenneti ayaklarının altına serdiği kadınlarımızı, gurbet ellerde hayâ dışı işlerde çalışmaya göndermekle mi gurur duyuyoruz?! Bunlar övünç kaynağı olmak yerine utanılması gereken fiiller değil midir?!
Bir dış gücün diğeriyle değiştirilmesini halkımız için bir başarı olarak değerlendirilmesini kesin bir dille reddediyoruz! Buna karşılık gerçek ve fiili bağımsızlığın ne anlama geldiğini açıklamanın da üzerimize bir görev olduğuna inanıyoruz.
Bağımsızlık sadece devletin bayrağında, ambleminde, marşında ve uluslararası kuruluşlara üyeliğinde tezahür etmez. Gerçek bağımsızlık; siyasi kararları bağımsız alabilme iradesinde, servetleri halkın tarihi düşmanlarına ucuza satmak zorunda kalmadan yönetebilme becerisinde, savunma politikasında ağır sanayiyi bizzat yönetebilme ve gerekirse saldırganı durdurabilme gücünde ortaya çıkar.
Sadece İslam sistemi hem doğudaki hem de batıdaki tüm kapitalizm koruyucularının tir tir titrediği bir orduya ve dünyanın en güçlü ve en istikrarlı ekonomisine sahip olacaktır ve dış politikadaki duruşunu bağımsız olarak belirleyecektir.
İslam hükümleriyle eksiksiz bir şekilde tatbik edildiğinde ancak şanımızı, izzetimizi ve onurumuzu geri kazanabiliriz! O zaman ancak sizin zikrettiğiniz gibi dünya çapında âlimler yeniden yetişecektir. Zira izzet sadece bağımsızlıktan doğmaz; aksine Allah’ın dininden gelir. Bağımsızlık ise ismine göre değil, gerçek özüne göre ölçülmelidir. Âlemlerin Rabbi şöyle buyurmaktadır:
وَلِلَّهِ الْعِزَّةُ وَلِرَسُولِهِ وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَلَكِنَّ الْمُنَافِقِينَ لَا يَعْلَمُونَ“Halbuki asıl üstünlük, ancak Allah’ın, Peygamberinin ve müminlerindir. Fakat münafıklar bunu bilmezler.” [Münafikun 8]
| حزب التحرير Hizb-ut Tahrir Özbekistan Medya Bürosu |
Adres Bilgileri ve Web Sitesi Telefon: |



