Pazar, 27 Muharrem 1448 | 2026/07/12
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
ABD Ulusal İstihbarat Direktörü, Kapitalist İdeolojideki Yapısal Kusuru Ortaya Çıkarıyor

بسم الله الرحمن الرحيم

ABD Ulusal İstihbarat Direktörü, Kapitalist İdeolojideki Yapısal Kusuru Ortaya Çıkarıyor

 

Her geçen gün, kapitalist ideolojinin çirkin yüzü ve onun yapısının temeliyle ilgili uygulamalar ifşa ediliyor; bu uygulamalar sadece bireysel olmayıp tüm bir milletin, yaşamın her alanında dayandığı bir yaklaşımla da ilgilidir. Nitekim ister yönetici, ister bakan, ister doktor, ister mühendis, ister düşünür, ister işçi olsun herkes, kendi düşünce ve mefhumlarını temsil eden tek bir kaideden hareket etmektedir. Böylece onlarda, kendisinden hayat sisteminin kaynaklandığı akideyi somutlaştıran davranışlar ve ameller üretmektedir.

Dolayısıyla kapitalist ideoloji; bir temel ve ölçü olmasının yanı sıra zihinde dolaşan ve herhangi bir maksadı gerçekleştirmek için uygulanabilir olan her bir fikrin pusulası olan menfaatçilik fikrini kutsamaktadır.

ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard 19 Haziran 2026 tarihinde, epidemiyolog ve eski Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü Direktörü Dr. Anthony Fauci’yi, koronavirüsün sızmasının gerçeğini gizlemekle, Çin’in Vuhan laboratuvarında virüsün işlevlerini değiştirmek amacıyla tehlikeli genetik araştırmaları finanse etmekle, COVID-19 değerlendirmelerini etkilemekle ve tartışma sırasında istihbarat yetkilileriyle iletişim kurmakla suçlamıştı; peki virüs doğal yollarla mı, yoksa Çin’in Vuhan kentindeki bir laboratuvarda mı ortaya çıkmıştır?

COVID-19 nedeniyle 7 milyondan fazla kişinin hayatını kaybetmesinin ardından… Tulsi Gabbard, kriz döneminde korona salgını hakkında konuşulan en popüler kişiye yönelik ciddi suçlamalarda bulunmuştur. "Dr. Fauci, Vuhan'da tartışmalı araştırmaları finanse etmiş, istihbarat kurumlarını virüsün doğal kökenli olduğu anlatısını benimsemeleri yönünde etkilemiş, salgının kökenine ilişkin temel gerçekleri gizlemiş ve yetkilerini büyük ilaç şirketlerinin çıkarlarına hizmet etmek için istismar etmişti." (El-Arabiya)

Sorunun aslı Gabbard’da değil, yozlaşmış ideolojinin doğasında yatmaktadır; zira canlı vicdan, genel bir eğilimden ziyade, bu metodun temel felaketini ve insanların hayatları ile akıbetleri üzerindeki tehlikesini temsil etmektedir; piramidin tepesindeki bir ismin, olayı ya da suçu vaktinde fark edemeyip hakikati ancak o istifa ettikten sonra keşfetmesi, bu işte bir bit yeniği olduğunu ve durumun, hakikatleri ortaya çıkarmaktan ya da kökünde yozlaşmış olan bir ideolojiyi düzeltmekten ziyade, siyasi ranta dayandığını göstermektedir. Nitekim yama yapmak kapitalist ideolojide mevcut olan üsluplar olduğu gibi gerçekleri örtbas etmek, açgözlülük ve menfaatçilik onda mevcuttur; zira bu yozlaşmış ideoloji, insanların hayatlarıyla ve kaderleriyle oynamakta ve siyasi hasımlarını içine düşürmek için siyasi çukurlar kazmakta son derece mahirdir; buradaki saik ise, şahsiyetleri yok etmek ve partinin çöküşünü sağlamaktır; ancak buna mukabil ideoloji, dünya önünde ifşa olup açığa çıktığı gibi fikrin yozlaşmış özünü ortaya koyan gerçekler de gün yüzüne çıkmıştır.

Belki de tüm ölçüleriyle kapitalist ideolojinin akidesine yönelik son noktayı koymamız gerekir; zira bu ideoloji bencillikle dolu olup, ölüm yaymakta, onu planlamakta ve yozlaşmayı sistematik olarak yaygınlaştırmaktadır; nitekim büyük kapitalist burjuvalar arasında, kapitalizmin gelişiminin ilk aşamalarından itibaren bencil sosyal sistemlerini koruyacak nitelikte bir yasa koymaya çalışanlar olduğu gibi emekçi kitleler arasındaki işsizlik ve sefaleti ise doğal kaynakların yetersizliğiyle açıklayarak, böylece kapitalist üretim tarzını meşrulaştırmaya çalışırlar da vardır.

1798 yılında, İngiliz iktisatçı ve rahip Malthus’un (1766-1834), “Toplumun Ekonomik Yükselişi ile Bağlantılı Nüfus İlkesi Üzerine Deneme” başlıklı kitabı yayımlanmış; bu eserde Malthus, bir nüfus yasası formüle etmeye çalışmıştır. Malthus’un yargılarına göre, halk kitlelerinin yoksulluğu burjuva toplumsal sistemden değil, aksine nüfusun hızlı artışından ve geçim araçlarının nispeten yavaş artmasından kaynaklanmaktadır; zira nüfus geometrik bir artışla katlanarak çoğalırken, geçim araçları ise sadece aritmetik bir dizi halinde artmaktadır. Somut olarak bu, 1, 2, 4, 8, 16, 32, 64 ... ve benzeri gibi nüfusun her 25 yılda bir ikiye katlanabileceği anlamına gelmektedir; aynı zamanda Malthus’a göre en iyi durumda bile geçim araçları, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7... gibi her 25 yılda bir sadece aritmetik bir dizi halinde artmaktadır.

Malthus teorisi sadece akademik yargılardan ibaret değildir; aksine son derece küstah sonuçlar içeren toplumsal bir doktrindir. Bu teorinin temel fikri, doğa güçlerinin insanların yoksulluğun pençesinden kurtulmasına izin vermediği ve yoksullar arasında aşırı doğumların, toplumdaki sefil durumlarının başlıca nedeni olduğu iddiasında özetlenebilir. Diğer yandan Malthus, kolera, humma, açlık ve savaşlar gibi felaketlerin insanlığın hayrına olduğunu iddia etmektedir; zira ona göre bu felaketler, nüfusu azaltarak onları mevcut geçim araçlarıyla uyumlu bir hale getirmektedir. Malthus’un kitabı, kapitalist burjuvazi arasında büyük bir başarı kazanmıştır. (İlerleme Serisi – Sosyal Bilimler Ders Kitapları – Yazar: Yuri Popov, Politik Ekonomi Üzerine İncelemeler: Emperyalizm ve Gelişmekte Olan Ülkeler).

Tulsi Gabbard yeni bir şey ortaya koymamıştır; aksine dünyaya bir hatırlatmada bulunarak, doğuşundan beri insanlığın kanını emmeye doymayan bu bencil ve menfaatçi ideolojinin üzerine kurulu olduğu yozlaşmış yapının üzerindeki tozu silkelemiştir; nihayetinde Dr. Fauci zihniyeti ve Trump hükümetinin kabinesi, yönetimdeki asıl oyuncular ve COVID-19 salgını projesinin sahipleri olan kapitalistlerin elindeki birer araçtan ibarettir.

Dünya, merhamet etmeyen ve merhamet ya da şefkate bir yer vermeyen bu ideolojinin acısını çekmektedir; zira Trump’ın Venezüella halkına karşı tutumu, cumhurbaşkanının kaçırılması ve Venezüella petrolünün Amerikan şirketlerinin yararına olması gerektiği yönündeki alaycı sözleri, helak olmuş dedesi Malthus’un teorisinin bir kanıtıdır; İslam’a karşı ideolojik bir nitelik taşıyan Körfez Savaşı ve (gıda karşılığında petrol) servetlerinin yağmalanması bize uzak değildir.

Nitekim Batı, bu yozlaşmış yaklaşım üzere yaşamaya devam etmektedir; muazzam bilimsel gelişmelere rağmen ancak bu gelişme ona, halkların ve milletlerin kanını emme ve salgın hastalıklar yaratma konusunda ustalık kazandırmıştır; tıpkı insanların hayatı pahasına dev şirketlerin servetini çoğaltmak için Vuhan’daki COVID-19’da ve ondan önce de AIDS, deli dana hastalığı, kuş gribi, Ebola ve diğer yapay hastalıklarda olduğu gibi ve aynı şekilde ölümcül hastalıklar yoluyla savaşlar türetmede ve dünyadaki insanları sistematik olarak yok etmede de ustalaşması gibi.

Korona hikâyesi, insanlara karşı merhametsizce devam eden bir dizi tehlikeli tufandan ibaret olup bunun ardından ise, daha da karanlık bir tablo çizen Epstein Adası olayları gelmiştir; zira adada yirmi yılı aşkın bir süre boyunca, dil ile telaffuz edilemeyecek en iğrenç suçlar işlenmiştir; bunun ardından da uyuşturucu savaşı, dördüncü nesil savaşlar, Orta Doğu ve Yemen’deki savaşlar, Aksa Tufanı, Sudan ve İran’daki olaylar gelmiş ve kesintisiz ve aralıksız bir şekilde devam etmiştir. Dolayısıyla bizim üzerimize düşen, kolları sıvayıp insanlığı kapitalizmin çamurundan ve insanları, ağaçları ve taşları öğüten değirmeninden kurtarmak için, hayır ve iman devletinin, merhamet, takva ve iman devletinin, dostlardan önce düşmanların, sadece Müslümanların değil tüm dünyanın annesi olduğuna şahitlik ettiği bir devlet olan Nübüvvet Minhacı üzere Raşidi Hilafet Devleti'nin doğuşuna doğru ciddi adımlar atmamızdır.

 

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Şeyh Muhammed Semâni – Sudan

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER