- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
İran’la İlgili Yaşananlar Bir Tiyatro Değil, Aksine Zorlu Bir Cerrahi Operasyondur!
İran’la ilgili yaşananlar, bazılarının sandığı gibi İran rejimi, Amerika ve Yahudi Varlığı arasındaki anlaşmayla ilgili sergilenmiş bir tiyatro değildir; zira bu, siyasi düşünce ve analiz ile olayları doğru bir şekilde okumanın en temel unsurlarından yoksun yüzeysel bir bakış açısıdır.
Peki İran gibi bir rejim, nasıl olur da birinci ve ikinci kademedeki sembollerini ve liderlerini ve üçüncü kademenin de bir kısmını feda ettiği gibi aynı şekilde nasıl olur da Lübnan'daki partisinin tarihi sembollerinden, birinci ve ikinci kademedeki liderlerinden ve üçüncü kademenin de bir kısmından kaybettiklerini feda edebilir?!
Maddi ve silahlanma düzeyine gelince; bunu hiç sormayın gitsin!! Peki tüm bunlar, İran rejiminin bir tiyatro oyununa katılması için miydi?!
İran Cumhurbaşkanı şöyle dedi: "Resmî görevler çerçevesinde çalışan ve ulusal çıkarları koruma hedefi güden kişilerin hainlikle suçlanması üzücüdür." sonra da dönüp şöyle dedi: "Ülkedeki bütün akımlar, Devrim Lideri Mücteba Hamaney’in görüşüne dayanan kararlara uymak zorundadır." (El Cezire)
Bu açıklamalar, İran’daki iki kanat arasındaki çatışmayı ortaya koymaktadır; zira birinci kanat, Amerika ile bir anlaşmaya varmak ve yeni rolü (tabi devlet) kabul etmek istemektedir ki bu da, Pezeşkiyan’ın “ulusal çıkarların korunması” olarak adlandırdığı yerel kazanımları muhafaza etmekten hareketle yapılmaktadır.
İkinci kanat ise Devrim Muhafızları ve İran rejimine (Velâyet-i Fakih) sadık olan radikalleri temsil etmektedir; bu kanat, İran rejiminin son beş on yıl boyunca bölgede elde ettiği bölgesel kazanımlardan vazgeçmek istememekte, bunları İran’ı iç parçalanmadan koruyan bir güç ve rejimin ilk savunma hattı olarak görmekte ve birinci kanadı da ihanetle suçlamaktadır.
Mücteba Hamaney’in, birinci kanadın hamlelerini desteklemesini engellemek için bu grubun baskısı altında olması ihtimal dışı değildir; tabii ki bu, tamamen aciz ve elinde hiçbir güç ve kuvvet yoksa böyledir; dolayısıyla eğer ikinci kanadı (Devrim Muhafızları) temsil edenler karar sahibi olsaydı, o zaman birinci kanat bu kadar hareket alanı bulamazdı!
Buna karşılık bu çatışma Amerika ve Yahudi varlığı açısından da olumsuz yönler taşımaktadır; bu da Yahudi varlığını ve Amerikan üslerini bombalamaya cüret edilmesinin yanı sıra Amerika’nın prestiji ile Yahudi varlığının dokunulmazlığının zayıflaması şeklinde tezahür etmiştir; peki tüm bunlarda mı bir tiyatroydu?!!
Öyleyse yaşananlar bir tiyatro değildir; aksine Körfez ülkeleri ve benzerleri gibi tamamen boyun eğmeye razı olacak siyasi bir sınıf oluşturmak için yapılan zorlu cerrahi bir operasyondur; böylece rejim, devrimi ihraç etme ve İran dışındaki çatışma stratejisinden vazgeçecek ve %100 Amerikan emirlerine boyun eğecektir.
Küstah Trump'ın, %95’i değil, %100’ü kabul edeceği şeklinde açıkladığı şey işte budur; ülkenin tamamen kontrolden çıkmasını ve buna ABD'nin bölgedeki çıkarlarına aykırı sonuçlar eşlik etmesini önlemek adına İran’ı tamamen yok etmeden bunu gerçekleştirmek için bir pencere olduğu sürece tercih edilen seçenek, birinci kanada varlığını kanıtlama ve İran kamuoyunu etkileme fırsatı verilmesi için sınırlı saldırılarla birlikte müzakerelerin yürütülmesidir.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Muhammed Said Abdullah – Irak



