Çarşamba, 25 Recep 1447 | 2026/01/14
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Sinsi Bir Sızma ve Derin Bir Düşüş!

بسم الله الرحمن الرحيم

Sinsi Bir Sızma ve Derin Bir Düşüş!
Kimliğimizi Paramparça Eden Değer Erozyonu

Bugün, değerlerimizdeki bu radikal değişime nasıl ulaştığımızı hiç sorduk mu?

Acı gerçek şu ki şu anda bizler, dedelerimiz, sonra da babalarımızla başlayan ve 1970'ler ve 1980'ler kuşağına kadar ulaşan, nesillerdir tohumları ekilen fikir ve planların meyvelerini topluyoruz; böylece bugün, 1990'lar ve 2000'ler kuşağının ebeveynleri bizler oluyoruz.

Ebeveynlerimiz ağaç, bizler meyvesi, çocuklarımız ise, imanın sistematik olarak ortadan kaldırılıp çarpıtılması için sıkı bir şekilde planlanmış bir çağın yeni tohumlarıdır!

Dedelerimiz arasında değerlerin neden daha güçlü ve daha kuvvetli olduğunu hiç düşündünüz mü? Neden ebeveynlerimizin bizden daha disiplinli ve değerlere bizden daha çok bağlı olduğunu? Neden bizim neslimizin farklı olduğunu? Ve çocuklarımızın neden sınırsız açık bir alanda yaşadıklarını hiç düşündünüz mü?

Basit bir örnek: Dedelerimiz zamanında alkol içilmesine izin veriliyor muydu? Kesinlikle hayır. Peki babalarımız zamanında yasak mıydı? Kesinlikle yasaktı. Peki şu an? Mesele bir “özgürlük” haline gelmiş olup yarın ise “mubah” bir hale gelebilir!

Peki bu değişimler nasıl başladı? Örneğin başlangıçta medyada filmler ve tiyatro oyunları sıkı bir sansüre tabiydi, daha sonra "ifade özgürlüğü" bahanesiyle sansürden vazgeçildi ve ardından da mutlak özgürlüğe sahip platformlar ve YouTube ortaya çıktı, hatta sansürden korundu.

Böylece yavaş yavaş fazilet kırılmaya ve verimli topraklarda ekilen, korunan ve aşılanan değerler kaybolmaya başladı.

Okullarımızın ve üniversitelerimizin gerçekliğine kısaca bir göz atalım; bugün karma eğitim en önemli unsurlardan birisi değil mi? Eğer erkek ve kız bir arada karışık olmazsa, onların eğilimleriyle ilgili bir şikayet raporu yazılmaktadır!! Sanki ihtilatın (kız ve erkeğin karışık olması) olmamasına bağlı kalmak, soruşturma gerektiren bir suçmuş gibi!!

Hiç oturup çocuklarınızı hedef alan çizgi filmleri veya dizileri izlemeyi denediniz mi? Eğer izlerseniz bu film ve dizilerde, çıplaklığın, öpüşmenin ve sarılmanın sergilendiğini, çocukların aile evinden bağımsız olmaya teşvik edildiğini, onlara bağımsız bir hayatın pembe tablosunun çizildiğini ve onların, zina ve uyuşturucunun içine saplanmış olsalar bile hayatı deneyimleme ve etraflarındaki zevkleri keşfetme hakkının olduğunu göreceksiniz; peki zevk ve şehvetlere odaklanan Batı fikirleri, birazcık bile olsa bizleri etkilemiyor mu?

Peki bugün, çarpıtılan, hatta artık deforme edildiği açığa çıkan ders olarak gördüğünüz tarih kitabına eklenen şeylere hiç göz attınız mı? Bizler en azından Halid ibn Velid hakkında okumuş bir nesiliz; ancak bugün cihat fikri şiddet ve terörizm olarak sunulurken, kalıcı barış ise, onursuz bir şekilde yaşasanız bile, refaha yol açan bir şey olarak sunulmaktadır! Yöneticinin kutsanması ve onun egemenliğinin dokunulmaz olduğu düşüncesinden bahsetmiyorum bile… İşte böyle bir dönem yaşadık ama kalplerimiz nefret etmektedir. Ancak bugün bu durum, (emir sahibi-yönetici) bir tiran, bir zalim veya bir fasık olsa bile ona itaat etme çağrısına dönüşmüş olup insanların onu gönülden savunduklarını görürsünüz.

Düşünceyi daha da açıklığa kavuşturmak için, kavvame (aile gözetimi) ve kadın hakları gibi başka bir meseleye ışık tutmak istiyorum; bu süreç, kadınların maddi olarak bağımsız bir hale gelip erkeklerden üstün haklara sahip olana kadar, kavvemenin aşamalı olarak erkeklerden alınmasıyla başlamıştır; bütün bunlar ise, dinimize ve değerlerimize tamamen aykırı olan Batı hakları uyarınca yönetilen bir toplumun sonucudur.

Bir erkek işsizlikten dolayı acı çekerken kadına ise çalışma hakkı verilmektedir; bu yüzden parası olmayan bir erkek kendilerini yetersiz hissederken bağımsız bir kadın ise erkek olmadan da yapabileceğini hissetmektedir. Böylece erkek artık evlerinde, hatta çocukları üzerinde bile söz sahibi değildir. Hatta bugün, uluslararası haklara sahip olan bir çocuk, ebeveynlerini hapse attırma gücüne bile sahiptir!

Geçmişte aile, aileyi gözeten ve herkesi korkutan bir reise sahipti ve aile üyeleri arasındaki bağlar daha güçlü ve daha uyumluydu; ancak aile yavaş yavaş parçalanmaya başlamış ve sevgi, merhamet, kavvamlık ve anne babaya itaate dayalı istikrarlı bir İslami aile modeli içinde yaşamak bir hayal ürünü haline gelmiştir!

Şöyle buyuran Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem ne kadar da doğru söylemiştir: أَنْ تَلِدَ الْأَمَةُ رَبَّتَهَاCariye, kendi efendisini doğuracak.” Bugünkü gerçekliğimiz işte budur; zira günümüzde kadın özgür olup istediği zaman dışarı çıkmakta, tek başına seyahat etmekte, iş veya eğitim bahanesiyle erkek bir mahremi olmadan yurtdışında ikamet etmekte ve kendi kocasını seçmektedir. Oysa kadın geçmişte şöyle diyordu: “Ben, babamın razı olduğuna razı olurum.” Ama bugün şöyle diyor: “Ben onu istiyorum ve bu seni (baba) ilgilendirmez.” Belki yıllar sonra anne babasına evlendiğini bir davetiye kartıyla haber verecektir ki bu onun hakkıdır! Öyle değil mi? İşte bu, şeytanın toprağımıza ektiği meyvelerden biridir.

Şimdi de aşamalı sapmanın bir başka örneğine, yani eşcinsellik ve sapkınlık meselesine kısaca bir göz atalım:

Geçmişte, herhangi bir ailede eşcinsellik ve sapkınlık tespit edilirse, o kişinin kanı dökülürdü; sonra mesele yavaş yavaş değişti ve sapkın kişi, buna izin veren yabancı bir ülkeye sığınmaya başladı. Bugüne gelince, onlara (eşcinsel ve sapkın birine) tam haklar tanıyan anlaşmalar olduğunu görmektesiniz; bu yüzden on yıl sonra erkek torununuzun evinizde bir adamla evlendiğini görürseniz hiç şaşırmayın! Bu bir şaka değildir, aksine ihmalkar davranırsak olabilecek bir gerçekliktir.

Bu örnekler buzdağının sadece görünen kısmı olup burada, kirletilmiş ve yakında ölümcül olacak tüm hayati sorunları zikredecek yerimiz yoktur.

Bu durumu bir kararlılık ve kontrol olmadan kınayabiliriz; ancak tehlike çocuklarımızın neslinde yatmaktadır; çünkü bu nesil bu fikri kabul edip güçlü bir şekilde içselleştirmiştir.

On yıl sonra bizim, torunlarımızın davranışlarına itiraz etme hakkına sahip olmamamız ne kadar üzücü değil mi?

Bugünün ebeveyn nesli olarak bizler, gerçekliğimizin aynası önünde durup bir an düşünelim... işte o zaman bizler, tarihimiz, atalarımızın ve Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in onuru hakkındaki bilgiden yoksun olan bir nesil olduğumuzu kabul ederiz; bizim göreceli boşluğumuz, tamamen boş bir neslin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Dini bir mesele hakkında sorduğumuzda, cehaletin hüküm sürdüğünü görürüz; ancak bir aktörün veya televizyon programının adını sorduğumuzda, cevap vermede çok başarılı olduğumuzu görürüz!

Eğer bizler bu haldeysek, çocuklarımızın meyveleri kaçınılmaz olarak boş olacak ve torunlarımızın meyveleri ise, dinin, kimliğin ve izzetin olmadığı ölü meyveler olacaktır.

Şayet bu tohumları, şeytanın kirlettiği bu topraklarda büyümeye terk edersek, bunların ne gibi tehlikelere yol açabileceğini fark ettiniz mi? Eğer bu değerleri kabul etmeye devam edersek, çocuklarımızın halinin nasıl olacağını hiç düşündük mü?

Dikkatli olalım ve bir araya gelerek çocuklarımıza, torunlarımızda meyvelerini verecek iyi tohumlar haline gelmelerini sağlayacak asli değerleri yeniden aşılayalım. Yine çok geç olmadan bir araya gelelim, çocuklarımızı anlayalım ve Allah Subhanehu ve Teala'nın ve Kerim Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in metoduna dayalı gerçek değerleri aşılamaya hazırlanalım ki böylece Allah'ın Rasulü'nün metoduna dayalı bir ailede ortaya çıkan salih meyveleri toplayabilelim. Bu metodun en yüce hedefi, Allah'ın Rasulü'nün metodu üzere Hilafeti yeniden tesis etmektir; zira Hilafet, şeytanın balyozunu kıracak, yeryüzünü temizleyecek ve yeryüzünü yüce olan İslami değerlere uygun olarak yeniden işleyecektir; böylece mazluma yardım edecek, kadını onurlandıracak, erkek kavvemesini yeniden elde edecek ve insanlık selim fıtratına geri dönecektir. Aksi takdirde kendinizden başka hiç kimseyi suçlamayın; çünkü günümüzdeki Şeytan'ın araçları ve ayartmaları sıradan değildir, aksine her platformda, yasalarla, kanunlarla, medya, eğitim kurumları ve yönlendirilen küresel ekonomi tarafından desteklenmektedir... Bunlar, ne kadar bilinçli olursa olsun ve ne kadar çaba sarf ederse etsin, herhangi bir bireyin tek başına yüzleşebileceğinden çok daha büyüktür; zira savaş, destek olmadan girilmesinden daha büyüktür. O halde gelin, İslami hayatı başlatmak için çalışanlarla birlikte hareket edelim ve Raşidi Hilafeti kurarak Allah’ın şeriatını tatbik konumuna getirelim. İşte o zaman Allah bize, insanların işlerini gözetecek, onları vahyin nuruyla yönlendirecek, akideyi nesillerimize ve çocuklarımızın nesillerine aşılanan Batı düşüncesinin putlarını yıkacak konumuna geri döndürecek ve değerlerimizi kaprislere göre değil de şeriatın dengesi doğrultusunda yeniden formüle edecek olan bir Halife'nin liderliği altında zafer verecektir; çünkü birey tek başına yenilir ama ümmet, Allah’ın hidayeti sayesinde muzaffer olur.

Allahu Teala şöyle buyurmuştur: ثُمَّ رَدَدْنَا لَكُمُ الْكَرَّةَ عَلَيْهِمْ وَأَمْدَدْنَاكُم بِأَمْوَالٍ وَبَنِينَ وَجَعَلْنَاكُمْ أَكْثَرَ نَفِيراً * إِنْ أَحْسَنتُمْ أَحْسَنتُمْ لِأَنفُسِكُمْ وَإِنْ أَسَأْتُمْ فَلَهَاSonra onlara karşı size tekrar (galibiyet ve zafer) verdik; servet ve oğullarla gücünüzü arttırdık, sayınızı daha da çoğalttık. Eğer iyilik ederseniz kendinize etmiş, kötülük ederseniz yine kendinize etmiş olursunuz.” [İsra 6-7]

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Menal Ümmü Ubeyde

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER