- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Ümmetin Kanı, Yöneticilerin İhaneti ile Kalkınma Vacibi Arasında!
Hilafet Devleti'nin yıkılmasından bu yana İslam ümmeti, karanlık içinde yolunu şaşırmış bir şekilde bocalamakta ve hain eller onun kaderiyle oynamaktadır; bu yüzden ahlaksızlar onun yönetimini ele geçirmiş ve sahneye, görünüşten başka erkekliğe ve isimden başka liderliğe sahip olmayan Ruveybidalar egemen olmuştur. Nitekim bu Ruveybidalar, ümmetin başına musallat oldular, emanete ihanet ettiler, kafir Batı'nın izinden giderek İslam'ın ve halkının değil de, kafir Batı'nın çıkarlarının emin bekçileri oldular; dolayısıyla onların varlığı, Hilafetin yıkılmasının ardından ümmete isabet eden en büyük hastalıklardan biri olmuştur; böylece Müslüman ülkeler, artık İslam'la hiçbir bağlantısı olmayan ithal zihniyetler ve laik sistemler tarafından yönetilmekte, bu yöneticiler ise halkların kafatasları, açlıkları ve aşağılanmaları pahasına bile olsa, sadece kendi koltuklarının bekasını önemsemektedirler.
Ayrıca topyekûn İslam'a karşı savaş açtılar, onun şeriatını devre dışı bıraktılar, İslam'ın hükümlerini değiştirdiler, onun davetçilerini kuşatma altına aldılar ve İslam'da kaynaklanan kalkınma projesini şeytanlaştırdılar.Batı'ya ve onun elçiliklerinin direktiflerine sadakat gösterdiler; böylece savaş ve barış, petrol ve buğday, egemenlik ve siyasetle ilgili kararlar ümmetin düşmanlarının elinde olmaya başladı.
Gazze'nin bombardıman altında öldüğü, Faşir'in silahlarla yok edildiği ve Müslüman kadınların tecavüze uğradığı bir zamanda yöneticilerimiz, sanki acıyı bilmeyen, mazlumların iniltilerini duymayan, yaslıların gözyaşlarıyla ıslanmayan ve kuşatma altına alınmış çocukların çığlıklarıyla sarsılmayan bir dünyada yaşıyorlarmış gibi konferanslar, oteller ve festivaller arasında gidip gelmeye başladılar.
Aynı zamanda halklar, sanki bu trajedi kendilerini ilgilendirmiyormuş ve sanki bu kan onların kanı ve sanki bu namuslar onların namusları değilmiş gibi sessiz kalıyorlar. Oysa bu sessizlik tarafsızlık değildir, aksine bir ihanettir; bu kayıtsızlık ise masumiyet değil, aksine bir suçtur.
Şüphesiz Allah Azze ve Celle, ümmete hareketsiz kalma seçeneği bırakmamıştır; zira şöyle buyurmuştur: وَمَا لَكُمْ لَا تُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِ اللهِ وَالْمُسْتَضْعَفِينَ “Size ne oldu da Allah yolunda ve mazlumlar uğrunda savaşmıyorsunuz?” [Nisa 75] Dolayısıyla cihad, mazluma yardım etmek, saldırıları püskürtmek ve İslam ümmetinin üzerindeki zilleti kaldırmak demektir; ama arkasında savaşılan ve kendisiyle korunulan Halife hani nerede?
Ey İslam ümmeti, çocuklarınızın kalpleri hareket edemez hale mi geldi? Filistin, Sudan, Yemen, Suriye, Keşmir, Doğu Türkistan ve diğer yerlerdeki katliam sahneleri, duygularınızı uyandırmayan geçici görüntüler haline mi geldi?!
Şunu biliniz ki, zafer sadece dua ile gelmeyecek, aksine Allah'ın şeriatını ikame etmek ve safları birleştirecek, orduları harekete geçirecek, mazlumları kurtaracak ve saldırganları caydıracak İslam’ın otoritesini/sultanını yeniden tesis etmek için bilinçli ve organize olmuş sıkı bir çalışma ile gelecektir.
O halde haydi ayağı kalkın ve dini terk edenlerden ve cihattan geri kalanlardan olmayın; şüphesiz Allah, dine yardım etmekten geri duranlara, bu dünyada rezillik ve ahirette ise şiddetli bir azap vaat etmiştir. Zafer, sadece temenniler ve dualarla değil, aksine Allah'ın şeriatını ikame etmek, O'nun diniyle hükmetmek ve O'nun kelimesini yüceltmek için bilinçli ve ciddi bir çalışmayla elde edilir. Dolayısıyla zafer, ümmetin gerçek düşmanının kim olduğunun bilincinde olması ve ümmetin izzetini engelleyenlerin ve ona zilleti dayatanların ajan yöneticiler ve kafir kapitalist Batı olduğunu bilmesiyle başlar. Yine zafer, ümmetin kararını geri kazanmak ve ümmeti birleştirecek, toprakları kurtaracak, İslam'ı davet ve cihat yoluyla dünyaya taşıyacak Nübüvvet Minhacı üzere Raşidi Hilafeti kurmak için çalışmakla başlar.
Ey Müslümanlar, yeter artık sessiz kaldığınız ve yeter artık beklediğiniz; sakın kardeşlerinizin trajedilerinin yalancı şahitleri olmayın. O halde çalışanlarla birlikte çalışmak için ayağa kalkın ve bilinçli ve basiretli bir şekilde Hilafete doğru ilerleyenlere katılın ve Alahu Teala'nın haklarında şöyle buyurduğu kimselerden olmayın: رَضُوا بِأَنْ يَكُونُوا مَعَ الْخَوالِفِ “Onlar geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular.” [Tevbe 87]
Öyleyse bu dini, Sahabelerin samimiyet, fedakârlık ve güçlü bir şekilde taşıdığı gibi taşıyın.
Acı ve hüzün dolu bir kalp ile sizlere sesleniyor ve enkaz ve yıkımın arasından, şehitlerin kanı ve El-Aksa'nın çığlıklarıyla size sesleniyoruz ve sizlere diyoruz ki: Ümmet katledilirken sessiz kalmak bir ihanet ve suça ortak olmaya rıza göstermektir. Düşman meçhul değildir, aksine apaçık ortadadır ki o da; size zulmeden, içerideki hainleri besleyen ve vahdetinizi engelleyen kafir Batı'nın önderlik ettiği küresel kapitalist sistemdir.
Sakın onların meclislerinden veya anayasalarından bir kurtuluş beklemeyin, aksine bu sistemleri kaldırıp atın ve onların enkazı üzerine ümmeti birleştirecek, İslam ile yönetecek ve daveti dünyaya taşıyacak bir devlet olan Nübüvvet Minhacı üzere Raşidi Hilafet Devleti'ni kurun.
Gazze'nin kanı, Yemen'in açlığı, Şam'ın gözyaşları ve Sudan'ın kanayan yarası, evet bunların hepsi şöyle haykırıyor; Müslümanların yanında sizler olmayacaksınız da kim olacak?
Haydi ayağa kalkın; artık zamanı geldi ve zafer de gelmektedir; zira Hilafet Allah'ın vaadidir ve Allah'ın vaadi haktır; dine yardım etmenin yolu ve ümmetin izzetinin anahtarı, hiç kimseden düşmeyecek olan azim bir farz olduğu gibi geciktirilmesi ve geride bırakılması kabul edilemez olan Rabbani bir yükümlüktür. İslam'a yardım etmek için çalışmak temennilerle değil, aksine aşağıdakileri temsil eden alametleri açık pratik bir metotla olur:
1- Allah'ın dinini yardım etmek ve onun hükümleri ikame etmek için şeriata göre disipline edilmiş kitlesel bir çalışmaya bağlı kalmak.
2- İslam akidesini taşımak ve onu her şeyin temeli haline getirmek.
3- Müslümanları bilinçlendirmek ve onları Allah'ın şeriatını ikame etmek için çalışmanın farziyeti konusunda aydınlatmak ve onları sabah akşam kendilerine karşı yürütülen fikri savaşın boyutları hakkında bilgilendirmek.
4- Allah Subhanehu'nun vaadi ve Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in müjdesi olan Nübüvvet Minhacı üzere Raşidi Hilafeti kurmak için çalışmak, ardından Allah'ın şeriatını hayatımızda, yani ailede, sokakta ve devlette uygulamak ki böylece İslam'a göre ve İslam için yaşayabilelim.
Bu sayede ümmet, onurunu geri kazanacak, Rabbi ondan razı olacak ve O'nun gazabından ve azabından kurtulacaktır. O halde tek bir saf halinde Allah'ın kulları olun, Allah'ın Kitabı ve Peygamberinin sünneti ile hükmedin ki böylece dünyada felaha ve ahirette de kurtuluşa erenlerden olun.
Düşman meçhul değildir, aksine malum ve açıktır ki o da; Amerikan liderliğindeki kapitalist Batı'nın liderlik ettiği küresel kafir sistemdir; işte bu sistem, ümmetimize zulmetmekte, yoksulluk, bölünme ve yıkım tohumları ekmekte ve halkları merhametsizce katleden, İslam'ın hükümlerini devre dışı bırakan, ümmetin vahdetini engelleyen ve sabah akşam ümmetin davalarına ihanet eden ajan yöneticileri desteklemektedir.
Gazze'deki çocukların kanı, bizim çocuklarımızın kanından daha az değerli değildir ve Burma, Suriye ve Keşmir'deki Müslüman kadınların namusları, bizim de namusumuzdur; dolayısıyla herhangi bir Müslümana yapılan zulüm, tüm ümmet için bir kötülüğün habercisi demektir; bu yüzden ya hep birlikte ayaklanırsınız ya da bir kısmınız helak olur ve geri kalanlar da aynı kaderi paylaşırlar.
Mesele çok ciddi olup dini ikame etmek için ciddi bir çalışmayı gerektirir; zaferin ilk adımları, ümmetin düşmanının bilincinde olması ve Müslümanları birleştirecek, ülkelerini kurtaracak ve kâfirleri caydıracak Raşidi Hilafeti kurmak için çalışmakla başlar.
Haydi o zaman çalışanlarla birlikte çalışmak için ayağa kalkın, bir kenarda durup kanlarınızın akıtılmasını izlemeyin, bilakis Hilafetin kurulmasına katılın ve bu dini, nusret ve iktidar için Sahabelerin taşıdığı gibi sizler de taşıyın.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Husam El-İdrisi – Yemen



