Çarşamba, 06 Rebiu’l Evvel 1448 | 2026/08/19
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Kuklalar; Evliliklerinden Çocuk Dünyaya Getiremezler

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

Kuklalar; Evliliklerinden Çocuk Dünyaya Getiremezler

Haber:

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin çeyrek asırlık geçmişi: Erdoğan, partisinin başarılarını sıralıyor… (El Cezire Net)... Konuşmasında şunlar geçti: “Piyade tüfeğini bile dışarıdan alan bir ülkeyi kendi savaş gemisini, insansız uçağını, helikopterini, tankını, füzesini, denizaltısını yapar hale getirdik.” Hatta bu sanayi ürünlerini 185 ülkeye ihraç ettiğini gururla dile getirdi ve bunu bir sanayi mucizesi olarak nitelendirdi.

Askeri Güç Endeksi’ne göre Türkiye, dünya sıralamasında dokuzuncu sırada yer almaktadır. (Vikipedi)

Yorum:

Bu askeri güç, geçit törenleri, ihracat ve hediyeler dışında ne için kullanılıyor ki?!

Bir ay önce, Ankara Zirvesi’nin kapanışında Erdoğan, NATO liderlerine Türk yapımı tabancaları hediye olarak dağıtmıştır; bu hediye, Türk savunma sanayisinin konumuyla ilgili anlamlar içerdiği gibi Türkiye’nin ittifak içinde etkili bir askeri ve sanayi ortağı olarak kendini tanıtma arzusunu yansıtıyordu.

Hemen yanı başında Filistin'deki kardeşlerimizin kanı akarken ve Mescid-i Aksa'nın kutsallığı çiğnenirken, senin gurur duyduğun sanayi mucizen bu mudur?!

Mazlumlara yardım etmeyen, kutsalların ihlal edilmesine öfkelenmeyen, çocukların kanının akıtılmasından dolayı sarsılmayan ve yaslıların çığlıklarından dolayı kılını bile kıpırdatmayan bir güç, sahibi için gurur duyulacak bir şey değil, bir utanç kaynağıdır! Ancak zillet ve utanç içindeki yöneticilerin askerî güçleriyle, teçhizat ve mühimmatlarıyla övündüğü acayip bir zamanındayız! Bir hain, ihanetiyle övünür mü Allah aşkına?!

Mefhumlarımız ve akidemizin sabiteleri altüst olduğunda, silah, bir ajanın elinde gücünü sergilediği aptalca bir siyasi oyuncağa dönüşürken, İslam'ın bundan nasibi ise, sadece kamu kurumlarında, üniversitelerde ve okullarda başörtüsü yasağının kaldırılmasıyla övünmekten ibarettir! İşte bu, laik bir yöneticinin canlı bir tecellisidir; peki ümmetimiz, laik rejimden payının ne olacağını şimdi anladı mı?! Nitekim Allahu Teala şöyle buyurmuştur: يُخَادِعُونَ اللَّهَ وَالَّذِينَ آمَنُوا وَمَا يَخْدَعُونَ إِلَّا أَنْفُسَهُمْ وَمَا يَشْعُرُونَOnlar (kendi akıllarınca) güya Allah'ı ve müminleri aldatırlar. Halbuki onlar ancak kendilerini aldatırlar ve bunun farkında değillerdir.” [Bakara 9]

Peki sonra ne olacak? Bu saçmalığın devam etmesine izin mi vereceğiz? Yoksa olup bitenlere aldırış etmeyen bir izleyici ya da alkış tutan birer seyirci olarak kalıp, palyaço gülünce gülüp, ağlayınca ağlayacak mıyız?! Zulüm zamanında sessiz kalmak bir ihanettir; tarafsız kalmak ise, ümmetin bedeninde bizzat zalimin kendisinden bile daha yıkıcı bir etki yaratır. Nitekim Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: إِذَا رَأَيْتَ أُمَّتِي تَهَابُ الظَّالِمَ أَنْ تَقُولَ لَهُ أَنْتَ ظَالِمٌ فَقَدْ تُوُدِّعَ مِنْهُمْ Sen, ümmetimi zalime “Sen zalimsin” demekten korktuğunu gördüğünde, onlardan ümit kesilmiştir.

Bu ümmetin; artık gerçekten bir insan gücü olduğunu, askeri güç ve sanayi mucizesinin kendi parasıyla finanse edildiğini, bu orduların kendi evlatları olduğunu ve sahip olduğu her şeyin onun onurunu, izzetini ve güvenliğini sağlamasının kendi hakkı olduğunu anlamasının zamanı gelmiştir; zira bizler, Allah’ın İslam ile izzetli kıldığı bir kavimiz ve İslam’dan başka izzetimiz de kurtuluşumuz da yoktur; bu yüzden ümmet ne zaman harekete geçerse, o zaman bir sel gibi olur ve zorba bir yönetici ya da bir tiranın tahtı onun önünde duramaz. Tıpkı eskilerin şöyle dediği gibi: "Karıncalar birleşirse filleri bile yenerler." İşte siyasi bilinci, yorulmak bilmeyen çabası ve Allah Subhanehu ve Teala'nın, وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا مِنكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُم فِي الْأَرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ دِينَهُمُ الَّذِي ارْتَضَى لَهُمْ وَلَيُبَدِّلَنَّهُم مِّن بَعْدِ خَوْفِهِمْ أَمْنًا يَعْبُدُونَنِي لَا يُشْرِكُونَ بِي شَيْئًا وَمَن كَفَرَ بَعْدَ ذَلِكَ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ Allah, içinizden, iman edip de salih ameller işleyenlere, kendilerinden önce geçenleri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına, onlar için hoşnut ve razı olduğu dinlerini iyice yerleştireceğine, yaşadıkları korkularının ardından kendilerini mutlaka emniyete kavuşturacağına dair vaatte bulunmuştur. Onlar bana kulluk eder ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Artık bundan sonra kimler inkâr ederse, işte onlar fasıkların ta kendileridir.” [Nur 55] vaadinin ve Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in, ثُمَّ تَكونُ خِلَافَةً عَلَى مِنْهَاجِ النُّبُوَّةِSonra Nübüvvet metodu üzere Hilafet olacaktır” müjdesinin gerçekleşeceğine olan halis imanıyla halkına asla yalan söylemeyen Hizb-ut Tahrir aranızdadır. O halde sadık çalışanlarla birlikte çalışın; şüphesiz Allah sizinle beraberdir.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Müne Semih

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER