Pazar, 26 Safer 1448 | 2026/08/09
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Hindistan'ın Afganistan'da Nüfuzu Var Mı?

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

Hindistan'ın Afganistan'da Nüfuzu Var Mı?

Haber:

Pakistan Askeri Sözcüsü Ahmed Şerif Çaudri, Afganistan’ın Hindistan ile yakınlaşmasını eleştirerek, Yeni Delhi’nin Afganistan topraklarını Pakistan’a karşı terörist operasyonlar için bir üs olarak kullandığını açıkladı. Ayrıca Pakistan Savunma Bakanı Havace Asif, Şubat 2026’da Afganistan’ın bir Hint sömürgesine dönüştüğünü ve Taliban hükümetinin Hindistan’ın vekili olarak çalıştığını iddia etmişti.

Yorum:

Pakistan’da meydana gelen hemen hemen her güvenlik olayının ardından, Pakistanlı yetkililer Afganistan’ı suçlamakta ve Hindistan’ın bunları Pakistan'a karşı kullandığını iddia etmektedir. Pakistan medya kuruluşları, rejimin bu anlatısını yoğun bir şekilde abartarak, Pakistan kamuoyunda, Hindistan ve Afganistan’ın Pakistan’a karşı ortak bir düşmanlık içinde ittifak kurdukları izlenimini pekiştirmektedir.

Bu anlatı, tamamen farklı bir gerçekliği ortaya koyan Pakistan rejiminin tarihsel kayıtlarına rağmen devam etmektedir. Oysa ABD'nin bölgesel politikalarına hizmet etme konusunda bir piyade gücü olarak çalışmak yoluyla bizzat Pakistan’ın kendisi, Hindistan'ın Güney Asya'daki konumunun güçlenmesindeki ana tetikleyici bir unsur olmuştur. Nitekim ABD’nin talebi üzerine uygulanan bu politikalar, Narendra Modi hükümetinin İslam karşıtı politikalarını genişletmesine, Büyük Hindistan projesini ilerletmesine ve herkesin gözü ve kulağı önünde Keşmir’i fiilen ilhak etmesine zemin hazırlamaktadır. ABD'nin talebi üzerine Pakistan ordusu, Hindistan ile olan doğu cephesini terk edip tamamen Afganistan düşmanlığına odaklanmıştır; buna rağmen bu rejim, bugün Hindistan'ın Afganistan'daki nüfuzundan bahsedebiliyor!

Pakistan'ın kendi bölgesel sınırlarının dışındaki politikaları uygulamadaki rolü, yalnızca Güney Asya ile sınırlı değildir. Zira Orta Doğu’da da İslamabad, ABD ve Yahudi varlığının çıkarlarına uygun bir şekilde davranmaktadır. Gazze’deki çatışma ve İran ile yaşanan gerginliklere ilişkin tutumuyla ilgili olan hususa gelince; Pakistan’ın davranışları, Batı’nın çıkarlarının korunmasına katkıda bulunmuştur; zira o bugün, Körfez ülkeleriyle imzalanan güvenlik anlaşmaları aracılığıyla bölgedeki ABD askeri üslerini korumaya çalışmaktadır.

Bununla birlikte Pakistan’ın Afganistan’a yönelik uyguladığı düşmanca baskıları ve saldırgan politikaları Kabil’i, Hindistan ve Rusya da dahil olmak üzere bölgesel güçlerle ilişkilerini genişletmeye itmektedir. Yeni Delhi de bu durumu, Güney Asya’da nüfuzunu genişletmek için bir fırsat olarak görmektedir. Bu arada Hindistan’ın, mücadelesi hâlâ dahili ve İslami dürtülerden kaynaklanan Pakistan Talibanı hareketi gibi gruplar üzerinde bir etkiye sahip olduğuna işaret eden mantıklı veya güvenilir bir kanıt bulunmamakla birlikte, ancak Hindistan ile Belucistan Kurtuluş Ordusu gibi bazı laik gruplar arasında bağlantılar olma olasılığı göz ardı edilemez.

Mevcut Pakistan yöneticilerin tarihsel hafızalarının kısa olmasının acısını çektiklerini ve seleflerinin ABD'ye tam olarak boyun eğmelerine ve ona mutlak sadakatlerine rağmen nihayetinde bir kenara itilip aşağılanmalarına rağmen onların akıbetinden ders çıkarmaktan aciz olduklarını belirtmekte fayda vardır.

Diğer yandan İslami ilkelere dayalı olarak, Müslümanları ve İslami düşünceyi bastırmayı hedefleyen açık politikalar benimseyen Hindistan devleti ile Afganistan hükümeti arasında kurulacak herhangi bir yakınlaşma, asıl olarak İslam politikasıyla çelişmektedir. Ulusal çıkar ve siyasi gerçekçilik gibi mefhumlara dayanmak, uluslararası arenada aşağılanmaları artık apaçık ortada olan Pakistan yöneticileri için mevcut durumdan daha iyi bir sonuca yol açmayacaktır.

Gerçek şu ki Afganistan ve Pakistan’daki Müslüman halk, sömürgeci güçlere olan bağımlılığın ve iktidar rejimlerinin aldatıcı manevralarının sona ermesini talep etmektedirler. Bu kısır döngüden kurtulmanın ve Doğu ya da Batı güçlerine boyun eğme ve yalakalık yapma ihtiyacını ortadan kaldırmanın temel çözümü, İslam ümmetinin asıl modeline geri dönmektir: Bu ise bölgenin gerçek güvenliğini ve onurunu yeniden tesis etmek için Nübüvvet Minhacı üzere Raşidi Hilafetin kurulmasıdır.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Yusuf Arslan - Afganistan

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER