Çarşamba, 15 Safer 1448 | 2026/07/29
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Katar ve Mısır Doha’da: Gazze Trump'ın Planıyla Tartışılıyor ve İran İse Washington'ın Muhtırasıyla Yönetiliyor

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

Katar ve Mısır Doha’da: Gazze Trump'ın Planıyla Tartışılıyor ve İran İse Washington'ın Muhtırasıyla Yönetiliyor

Haber:

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani Cumartesi günü, Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati’yi kabul etti; ikili, bölgesel durumları ve gerilimi azaltmaya yönelik çabaları ele aldılar. Katar Başbakanı, Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer özgürlüğünün güvence altına alınması da dahil olmak üzere ABD ile İran arasındaki mutabakat zaptı çerçevesinde üzerinde uzlaşılan hususlara tüm tarafların uymasının gerekliliğini vurguladı. Taraflar ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’e ilişkin planının birinci aşamasındaki taahhütlerin yerine getirilmesinin ve sonraki iki aşamaya geçilmesinin önemini vurguladılar. (El Cezire Net, 25 Temmuz 2026).

Yorum:

Doha ile Kahire arasında “rutin” bir diplomatik görüşme. Sahne bu şekilde sunuluyor; ancak her iki açıklamayı da dikkatle okuyan biri, alışageldik diplomatik nezaket cümlelerinden çok daha derin bir şey görür; yani bölge güvenliği için Washington-Tahran muhtırası ile Gazze ve Kudüs'ün geleceği için Trump’ın planının rota olarak kabul edilmesi gibi ümmetin koymadığı ve seçmediği bu iki referansın kabul edildiğinin açıkça ilan edildiğini görür!

ABD ile İran arasındaki mutabakat zaptına gelince, Katarlılar tüm tarafların buna uymasını talep ediyorlar. Bu da Hürmüz Boğazı’ndan Kızıldeniz’e kadar uzanan bölgenin güvenliğinin artık zımnen iki tarafın üzerinde anlaştığı hususa mahkûm olduğu anlamına gelmektedir. Peki Trump’ın Amerika’sına bölgesel güvenliğin çatısını çizme yetkisini kim verdi?

Gazze ve Kudüs'e gelince; bu açıklamada en acı verici olan şey, yerine getirilmesi gereken yükümlülükler bağlamında Trump’ın adının Doğu Kudüs ile birlikte anılmasıdır! Mısır açıklamasının işaret ettiği Trump’ın planı; Yahudi varlığının meşru bir varlık olduğunu ve Kudüs konusunda ise aklın kabul etmediği ve şeriatın cevaz vermediği bir çözümü onaylayan planın ta kendisidir. Mısır ve Katar dışişleri bakanlarından Trump'ın planının gerekliliklerini yerine getirmeleri talep edildiğinde, bu ikisi sadece ateşkesten bahsetmiyorlar, aynı zamanda davanın tamamen tasfiye edilmesi projesine meşruiyet kazandırıyorlar.

İşte büyük felaket de burada yatıyor. Zira tehlike, planlarını dayatan Amerika’da değildir; zira bu, onun bilinen bir alışkanlığıdır; aksine tehlike, bu planları hemen kucaklayıp benimseyen ve bunların uygulanmasını talep eden yöneticilerdedir ki böylece düşman ile dost arasındaki fark artık neredeyse görünmez bir hale gelmiştir. Nitekim Filistin davası, bir zamanlar ümmetin davası, yani bir din ve mukaddesatlar davasıydı; bugün ise Trump'ın planına ve Washington mutabakatına dayanan diplomatik bir görüşmenin gündem maddelerinden biri haline gelmiştir!

Şüphesiz ki ümmet; Trump’ın aşamaları ya da Washington’un muhtıraları aracılığıyla Kudüs’ünü de Gazze’sini de geri alamayacaktır. Zira bu süreçler, toprağı özgürleştirmek için değil; aksine işgali yönetmek, onun ömrünü uzatmak ve ona meşruiyet kazandırmak için tasarlanmıştır. Ümmetin orduları, bağımlılığın zincirlerinden kurtulup Allah’ın kendilerine farz kıldığı sorumluluğu yerine getirmedikçe, Kudüs açıklamalarda var olsa da gerçeklikte yok olmaya ve uğruna tek bir kılıç dahi hareket ettirilmeksizin her görüşmede anılmaya devam edilecektir.

وَلَن يَجْعَلَ اللَّهُ لِلْكَافِرِينَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ سَبِيلاً
Allah, müminlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermez.” [Nisa 141]

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Muhammed Nasır

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER