Salı, 16 Zilhicce 1447 | 2026/06/02
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Hindu Devleti, İşgal Altındaki Keşmir’de İslam’a Karşı Savaşını Sürdürüyor

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

Hindu Devleti, İşgal Altındaki Keşmir’de İslam’a Karşı Savaşını Sürdürüyor

Haber:

Hindistan otoriteleri, 27/05/2026 Çarşamba günü, Srinagar'daki tarihi namaz alanı (Eidgah) ve Ulu Cami'de üst üste sekizinci yılda da bayram namazının kılınmasını yasaklamıştır; nitekim bu karar, binlerce Müslümanın, bir kez daha Keşmir'in en önemli iki İslami mekanında bayram namazını cemaat halinde kılmaktan mahrum kalmasına yol açtı; oysa önemli İslami münasebetlerle düzenlenen büyük toplantılar, vadideki İslami ve toplumsal şiarların bir parçasıdır.

Yorum:

Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyurmuştur: وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّن مَّنَعَ مَسَاجِدَ اللَّهِ أَن يُذْكَرَ فِيهَا اسْمُهُ وَسَعَى فِي خَرَابِهَا “Allah'ın mescitlerinde O'nun adının anılmasına engel olan ve onların harap olmasına çalışandan daha zalim kim vardır!” [Bakara 114] Sekizinci yıl üst üste Keşmir işgalcisi Hindular, Srinagar'daki tarihi Ulu Cami'nin ve bayram namazı yerlerinin kapılarını kapatarak yüz binlerce Müslümanın bayram namazını eda etmesini engellemişlerdir; bu ise, işgal yönetiminin iddia ettiği gibi sadece bir güvenlik önlemi veya geçici bir kısıtlama değildir; aksine bu, kasıtlı bir aşağılama eylemi ve İslam'a ve şiarlarına karşı kökleşmiş düşmanlığın somutlaşmış bir halidir.

İşgal altındaki Keşmir’de İslami şiarların ve namazın kutsallığına yönelik bu sistematik ihlal, modern Hindutva politikalarından neşet eden yeni bir olgu değildir; aksine müşriklerin İslam’a ve Müslümanlara karşı besledikleri düşmanlık ve nefretin bir uzantısıdır.

Nitekim Mihrace Ranjit Singh liderliğindeki Sih yönetimi döneminde, 1819 yılından itibaren Ulu Cami yaklaşık 21 yıl boyunca zorla kapatılmıştır. Şiddetli bir dini aşağılamayı yansıtan bir eylem kapsamında Sih yöneticileri, sadece ezanı ve cuma namazını yasaklamakla sınırlı kalmamış; aksine bu ulu caminin bazı bölümlerini kendi atları için ahıra dönüştürmüşlerdir. Dolayısıyla işgalcilerin hayvanlarını barındırmak adına Allah'ın evlerinden bir ev kirletilmiş; onların ardından Dogra hanedanlığına mensup Hindu yöneticiler geldiğinde ise acılar son bulmamış, bilakis sadece şekil değiştirmiştir; zira Ulu Cami'yi Müslümanların siyasi uyanışının bir merkezi kabul ederek, burayı kapatma politikasına devam etmişlerdir.

Bu tarihsel süreç tek bir gerçeği teyit etmektedir ki o da; ister Sih şövalyelerinin kılıçlarıyla, ister Hindu Dogra hanedanının süngüleriyle, isterse de modern Hindu devletinin politikalarıyla olsun, hedef tektir; o da Müslüman Keşmir topraklarındaki İslami kimliği yok etmek ve İslami siyasi ifadeyi silip atmaktır

Özellikle Pakistan'dakiler olmak üzere Müslümanların başındaki yöneticiler, çok ağır bir ihanet yükü taşımaktadırlar; zira Keşmirli Müslümanların aşağılanıp namaz kılmaları engellendiği bir zamanda bu yöneticiler, Hindu devletiyle ateşkes, normalleşme ve güven inşa edici önlemler peşinde koşmaya devam ediyorlar; dolayısıyla Keşmir davasını, sıradan bir sınır anlaşmazlığına dönüştürerek, Müslümanların çığlıklarını ve camilerin kutsallığının ihlalini görmezden geliyorlar ve ümmetin kurtarıcıları olmak yerine sömürgeci sınırların bekçileri gibi davranıyorlar.

Ulu Camii'nin kapılarındaki kilitler, her bir Müslümanın onuruna yönelik bir meydan okumayı temsil etmekte olup şunu hatırlatmaktadır; ümmet devletsiz olduğu sürece, mübarek Mescid-i Aksa'dan Srinagar’daki Ulu Cami'ye kadar camileri kapatılacak, Müslümanların kanı ihlal edilmeye devam edecek ve ümmetin düşmanları da ona baskı uygulama gücünü kutlamaya devam edeceklerdir. Aklıselim ve samimi olan herkes için gayet açık olan mevcut jeopolitik gerçekliğin gölgesindeki bu durum; Aksa'dan Srinagar'daki Ulu Cami'ye kadar uzanan bu zillet ve zulme son vermek için ümmetin kaynaklarını seferber etmeye muktedir olan samimi İslami bir liderliğin varlığını gerektirmektedir; zira camilerin korunmasını garanti altına almak ve kâfirlerin işgallerine son vermek, sadece Allah Subhanehu ve Teala'nın koymuş olduğu İslam’ın hükümlerini uygulamak için Nübüvvet Minhacı üzere Raşidi Hilafetin kurulmasıyla gerçekleşebilir.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Muhammed Abdullah – İşgal Altındaki Keşmir

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER