- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
Hükümetin Petrol Şirketlerini Özelleştirmesi, Kendisine Ait Olmayan Bir Şey Üzerinde Tasarruf Etmesidir Ve Bu, Şer'an Batıldır
Haber:
Mısır hükümet kaynakları, petrol ve gaz sektöründeki 10 büyük şirketten oluşan bir liste hazırlandığını ve bu şirketlerin hisselerinin Mısır Borsası'nda yabancı ve yerli yatırımcılara arz edileceğini duyurdu. Ayrıca kaynaklar, bu adımın devlet mülkiyeti politikası belgesi kapsamında atıldığını, bunun acil döviz likiditesi sağlama ve genel bütçe üzerindeki yükü hafifletme amacı taşıdığını, stratejik yatırımcının sürece dahil edilmesinin, bu stratejik varlıkların yönetiminin geliştirilmesine ve uluslararası standartlara uygun şekilde verimliliğinin artırılmasına katkı sağlayacağını açıkladılar. (Yerel ve uluslararası medya kuruluşları için hükümet kaynakları)
Yorum:
Bu haber, şık ekonomik başlığına rağmen, ümmetin kendi kaynakları üzerindeki egemenliğinin tasfiye edilmesinin korkunç bir bölümünden başka bir şey değildir. Satır araları dikkatli bir şekilde okunduğunda, bu ortaya atılan şeyin sadece teknik ya da mali bir işlem olmadığı, aksine emanete ihanetin bölümlerinden yeni bir bölüm olduğu ve insanların gerçek servetlerinden mahrum bırakılmasının hedeflendiği ortaya çıkacaktır. Devletin parlak bir başarı olarak tasvir etmeye çalıştığı şey, özünde Mısır’ı sadece nakde çevrilecek bir pazar ve kolay kârlar için bir maden olarak gören uluslararası kurumların diktelerine boyun eğen bir cevaptır; zira devletin burada uyguladığı gerçek yatırım petrol sektöründe değildir, aksine insanları cahil bırakmak ve onların dikkatlerini, bugün satılan şeyin hükümetin tasarruf etme hakkına sahip olmadığı kamu mülkiyeti olduğu, dahası bunun, sıradan insanların sadece pahalılık ve geçim sıkıntısı çektiğini görmeksizin ülkenin yükünü ağırlaştıran borç faturalarının ödenmesi için ihlal edilen nesillerin emaneti olduğu gerçeğinden uzaklaştırmaktır. Dolayısıyla rekabetçilikten bahseden devlet, gerçekte Mısır ekonomisinin omuriliğini satmakta, gelecek nesillerin haklarını sırtının arkasına atmakta ve kamu servetlerini yabancı yatırımcıların hesaplarındaki rakamlara dönüştürme suçunu geçirmek için sistematik cehalet durumunu istismar etmektedir.
Rejimin göz ardı ettiği şerî hakikat, petrol ve gazın kamu mülkiyeti olup bunların, hükümetin borsalarda ticaretini yapabileceği bir mülk olmadığıdır! Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in Ashabından muhacirlerden bir adamın şöyle dediği rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte üç gazveye katıldım ve O’nun şöyle dediğini işittim: الْمُسْلِمُونَ شُرَكَاءُ فِي ثَلَاثٍ: فِي الْكَلَإِ وَالْمَاءِ وَالنَّارِ “Müslümanlar üç şeyde ortaktır; su, mera ve ateş.”
İşte burada şu şekilde ifade edilen şerî kaide öne çıkmaktadır: (Fabrika ürettiği şeyin hükmünü alır); madem ki petrol ve doğalgaz tüm Müslümanlar için kamu mülkiyetidir, o halde bu serveti çıkarmak için kurulmuş olan her şirket veya rafineri tesisi de buna bağlı olarak kamu mülkiyeti sayılır ve bu tesislerin anonim şirketlere dönüştürülmesi şer‘an batıldır; zira petrol şirketleri, hisselere bölünebilecek özel şirketler değildir; bunların borsalarda arz edilmesinden bahsetmiyorum bile.
“Vatandaşların faydasına” iddiasının sahte olduğunu ortaya çıkarmak için devleti, Allah'ın şeriatından uzak bir şekilde uyguladığı aynı kapitalist bakış açısıyla şu meydan okumayla karşı karşıya bırakıyoruz: Eğer hedef, mülkiyet tabanını genişletmek ve Mısırlıları ülkelerinin zenginliklerine ortak etmekse, o halde devlet, insanların buharlaşan kâğıt paranın hâkimiyetinden kurtulmaları ve bu kârlı şirketlerde gerçek hisseler satın almaları için insanların birikimlerini ve bankalardaki mevduatlarını hiçbir kısıtlama olmadan derhâl çekmelerine izin veren tarihî bir karar alma cesaretine sahip midir? Önceden bilinen cevap şudur: Hayır; zira devlet, insanların paralarını geri çekmeyi düşünmeleri halinde bankacılık sisteminin çökeceğinin farkında olup, insanların eriyen mevduatlara hapsolmaya devam etmesini tercih ederken, ekonominin can damarını ele geçirmeleri için yabancı yatırımcılara ve egemen varlık fonlarına kapıları ardına kadar açmaktadır!! Nitekim Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: إِنَّ اللَّه لَيُمْلِي لِلظَّالِمِ فَإِذَا أَخَذَهُ لَمْ يُفْلِتْهُ، ثُمَّ قَرَأَ: ﴿وَكَذَلِكَ أَخْذُ رَبِّكَ إِذَا أَخَذَ الْقُرَى وَهِيَ ظَالِمَةٌ إِنَّ أَخْذَهُ أَلِيمٌ شَدِيدٌ﴾ “Allah zalime mühlet verir (vakit tanır). Onu yakaladı mı da bir daha bırakmaz (kurtuluş yoktur). Sonra da şu ayeti okudu: Rabbin, zulmeden memleketleri yakaladığında, işte böyle yakalar! Şüphesiz O'nun yakalaması can yakıcı ve şiddetlidir.[Hud 102]” [Müttefekun Aleyh]
Ey Mısır Kinane’deki halkımız: Ajan yöneticiler, ülkeyi uluslararası köle müzayedelerinde parça parça satarlarken, sessizliğin, durumun efendisi olmaya devam etmesini bekliyorlar! Oysa onlar, içinizdeki kalpler şiddetli bir şekilde sarsılana kadar Allah'ın kendilerine mühlet verdiğini hissetmiyorlar; o halde onların, babalarınızın teri ve şehitlerinizin kanıyla karışmış olan topraklarınızı, yabancı kumarbazların portföylerindeki hisselere dönüştürmelerini engelleyin! Bizler, helak olmuş bir sistemi onarmaya davet etmiyoruz; aksine hakları sahip olduğu yere geri koyacak köklü ve inkılabi bir değişime davet ediyoruz; işte bu değişim, bağımlı kapitalizm sistemini kökünden söküp atacak ve onun yerine, servetleri alacaklıların yağmaladığı bir ganimet değil, ümmetin mülkü haline getirecek olan Nübüvvet Minhacı üzere Hilafet Devleti'nde adil İslam nizamını getirecek olan bir değişimdir.
Ey Kinane ordusu içindeki subaylar: Tarih, ihmal edenleri asla affetmeyecektir; ümmet de, ülkelerinin servetlerinin Dolar ödeyene satıldığını görüp dururken, kendisini yüzüstü bırakanları asla unutmayacaktır. Zira bunlar, dinin, namusun ve toprağın bir emanetidir; o halde içinizde, bu kanamayı durdurup ümmetin gasp edilmiş otoritesini geri elde edecek aklı başında biri yok mu?! رَبَّنَا إِنَّكَ جَامِعُ النَّاسِ لِيَوْمٍ لَا رَيْبَ فِيهِ إِنَّ اللَّهَ لَا يُخْلِفُ الْمِيعَادَ “Rabbimiz! Şüphesiz sen, hakkında şüphe olmayan bir günde insanları toplayacaksın. Şüphesiz Allah vadinden dönmez.” [Al-i İmran 9]
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Mahmud El-Leysî - Mısır



