- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber - Yorum
Özbekistan Cumhurbaşkanı'nın Pakistan Ziyareti
Haber:
Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevkat Mirziyoyev, 5 ve 6 Şubat tarihlerinde Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif'in daveti üzerine İslamabad'a resmi bir ziyaret gerçekleştirdi. Ziyaret sırasında Mirziyoyev, Pakistan Cumhurbaşkanı Asif Ali Zerdari, Başbakan Şahbaz Şerif ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Mareşal Asim Munir ile görüşmeler yaptı, Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi'nin ilk toplantısını düzenledi ve Özbekistan-Pakistan İş Forumu'na katıldı. İki taraf arasındaki ticaret hacmini artırmak ve stratejik ortaklığı güçlendirmek amacıyla bir dizi anlaşma imzalandı.
Yorum:
Bu ziyaret, bölgesel güvenlik yapısının Amerika'nın "Büyük Orta Asya" projesi çerçevesinde yeniden şekillendirildiği bir döneme denk gelmiştir. Orta Asya'daki diplomatik ve askeri işbirliği ve "terörle mücadele" sloganının son zamanlarda yeniden gündeme gelmesi, Washington'ın jeopolitik stratejisiyle bağlantılıdır. Zira Amerika, doğrudan askeri müdahaleden vazgeçerek arabulucu devletler aracılığıyla nüfuz etmeye yönelmiş olup "terörizm ve aşırıcılıkla mücadele" sloganı altında bölgesel ittifakları bunun için uygun bir platform olarak görmektedir.
Eylül 2025'te Riyad'da Suudi Arabistan ve Pakistan arasında karşılıklı stratejik savunma anlaşması imzalanmış olup bu anlaşmaya göre bir ülkeye yapılan saldırı diğerine yapılmış saldırı sayılacaktır; ardından Türkiye de bu anlaşmaya katılmaya davet edilmiştir. Nitekim bu, (Pakistan'ın nükleer yetenekleri, Türkiye'nin askeri-sanayi gücü ve Suudi Arabistan'ın mali kapasitesi şeklinde) “İslami Üçlü” adıyla tanınmaya başlamıştır. Ancak bu yapıya, ülke için bir güvenlik önlemi olarak değil, İslamcı söylemi Amerika'nın jeopolitik çıkarlarına hizmet etmek için kullanılan yeni bir güvenlik yapısının bir parçası olarak bakılmalıdır; zira bu üç ülke Amerika ile derin bir askeri ve istihbarat entegrasyonuna sahiptir.
Özbekistan bu sistemde kilit bir rol oynamaktadır: Zira Pakistan, Afganistan ile komşu bir ülke olmakla birlikte Orta Asya'nın kalbinde yer almakta ve Rus ve Çin etkisini dengelemektedir. Amerika, Özbekistan'ı Pakistan üzerinden bağlayarak, Afganistan'daki inisiyatifi Moskova ve Pekin'den çekip almayı, bölgesel güvenliği Batı standartlarıyla uyumlu hale getirmeyi, Afganistan üzerinden geçen transit koridorlarını kontrol etmeyi ve İslami uyanış faktörünü bastırmayı hedeflemektedir.
Afganistan, bu mühendislik tasarımında çok önemli bir faktördür; zira Afganistan, Trans-Afganistan demiryolu hattına ve deniz limanlarına erişim, ABD için Avrasya'daki güç dengesini değiştiren ve Rusya ile Çin'in etkisini sınırlayan jeopolitik bir merkez mesabesindedir. Nitekim Mirziyoyev'in ziyaretinden bir gün önce, yani 4 Şubat'ta, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım-Cömert Tokayev de İslamabad'ı ziyaret ederek Pakistan ile stratejik ortaklık deklarasyonu imzalamış olup bu, 23 yıl sonraki ilk ziyaret olmuştur. Bu bir tesadüf değildir; çünkü Orta Asya liderleri Washington ile koordineli olarak Güney Asya'ya yönelmektedirler. Özbekistan askeri bloklara katılmama politikası izlese de, ancak Afganistan faktörü ve Rusya'nın baskısı ülkeyi yeni biçimlere doğru itmektedir. Mirziyoyev ve Asim Munir arasındaki görüşmede, askeri-teknik işbirliği, ortak tatbikatlar ve savunma sanayii konuları ele alınmıştır; dışarıdan bakıldığında bu bir modernizasyon gibi görünse de ancak gerçekte Amerikan modellerine bir uyarlamadır.
Amerika, İslam'ın ideolojik boyutunu kontrol etmek ve Müslüman ülkelerini kendi sistemine bağlamak da dahil olmak üzere jeopolitik hedeflerini gerçekleştirmek için “İslamcı aşırılıkla mücadele” sloganını küresel bir araç olarak kullanmaktadır. Ayrıca “İslam Üçlüsü” de bu amaca yönelik bir Amerikan girişimidir.
Dolayısıyla İslam ümmetine yönelik en büyük tehdit, ABD'nin bizzat kendisidir. Bu gerçeği anlamak için, Gazze ve Sudan'da yaşanan eşi görülmemiş kanlı katliamların arkasında duran şeyleri görmek yeterlidir. Dolayısıyla tek çözüm, Nübüvvet Minhacı üzere Raşidi Hilafeti kurmaktır. Zira ümmeti birleştirmeye, adaleti ve izzeti yeniden tesis etmeye ve fitne ve şiddetten korumaya muktedir olan sadece Hilafettir. Nitekim Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: إِنَّمَا الْإِمَامُ جُنَّةٌ يُقَاتَلُ مِنْ وَرَائِهِ وَيُتَّقَى بِهِ “İmam bir kalkandır, onun arkasında savaşılır ve onunla korunulur.” Allah'tan, ümmete Hilafeti yeniden kurmak için gerçek bir coşku ve ciddi bir çalışma bahşetmesini diliyoruz. Amin.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi Radyosu İçin Yazan
İslam Ebu Halil - Özbekistan



