- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber - Yorum
Epstein Skandalı, Kapitalist İdeolojinin Gerçek Yüzünü İfşa Ediyor
Haber:
ABD Başkanı Donald Trump, vatandaşlarına Jeffrey Epstein skandalını geride bırakıp "insanları ilgilendiren" konulara odaklanmaları çağrısında bulunarak, Epstein ve diğerlerinin bir komplosunun kurbanı olduğunu vurguladı.
Cuma günü, ABD Başsavcı Yardımcısı Todd Blanch, reşit olmayan kız çocuklarını hedef alan bir fuhuş çetesi işletmekten suçlu bulunan Epstein hakkındaki soruşturmalar kapsamında 3 milyondan fazla yeni dosyanın kamuoyuna açıklandığını duyurdu. (El Cezire Net)
Yorum:
Jeffrey Epstein davası ve onunla bağlantılı siyaset, ekonomi ve medya dünyasındaki etkili isimler, haber döngüsünde tüketilip sonra unutulacak geçici bir ahlaki skandal değildir; aksine kapitalist ideolojinin ve onun yönetici elitinin doğası hakkındaki gerçeği uzun zamandır gizleyen kalın bir perdenin küçük bir bölümünün kaldırıldığı aydınlatıcı bir anı oluşturmaktadır. Bu bağlamda ister ilişkiler, ister görüntüler, isterse de dolaşan tanıklıklar aracılığıyla olsun ABD Başkanı Trump'ın adıyla ilişkilendirilmesi, daha geniş ve derin bir sistemin sadece bir örneğidir.
Epstein davasında ortaya çıkanların, kapitalist sistem içindeki kontrol mekanizmalarından ayrı olarak anlaşılması mümkün değildir. Zira bu dava, bireysel bir sapkınlık değil, aksine finansal ve siyasi elitlerin karar alma merkezleri üzerindeki kontrollerini sıkılaştırmak için kullandıkları bir gizleme ve şantaj aracıydı. Para, nüfuz, saraylar, özel geziler, şüpheli ilişkiler… Evet bunların hepsi, sessizliği satın almak, politikacıları evcilleştirmek ve -propagandası yapıldığı gibi- onları halkın temsilcileri olmaktan sermayenin elinde rehinelere dönüştürmek için kullanılan unsurlardır.
Burada ortaya çıkan şok edici gerçek şudur; kapitalist bir sistemde, teorik olarak hiç kimse hesap verebilirliğin üstünde değildir, ancak pratikte kanunların üstünde olan bir sınıf vardır. İnsanlar kanunlarla yargılanırken, elitler anlaşmalarla yönetiliyor. Ayrıca yoksullar en ufak suçlardan dolayı hapse atılırken, güçlülerin dosyaları kapatılıyor veya tüm yolsuzluk sisteminin kapısını kapatmak için tek bir kişi günah keçisi olarak sunuluyor.
İkinci ve daha ciddi sorun ise, ortaya çıkarılanların gizlenenlerin sadece küçük bir kısmı olmasıdır.Bu sistemin doğası, değerler, ahlak ve bizzat insan pahasına bile olsa, menfaat sağlamak için her fırsatı değerlendirmeye dayanmaktadır.Bu suçlar, örtbas etme girişimlerine rağmen gün yüzüne çıktıysa, o halde geriye gizli kalan şeyler nedir acaba? Peki ya kamuoyunun gözünden uzak, perde arkasında neler dönüyor? Basit mantık, bu kadarının açığa çıkmasına izin veriliyorsa, gizlenenin daha büyük olduğunu söylüyor.
İnsan haklarına saygı göstermekle övünen kapitalizm, burada, sadece para ve gücü bilen çıkarcı bir sistem olan gerçek yüzünü ortaya koyuyor. Değerler, dış tüketim için slogan olarak kullanılırken, elitlerin çıkarlarıyla çatıştıklarında ise içeride ayaklar altına alınıyor. Siyaset ahlaktan, iktidar ise gerçek hesap verebilirlikten ayrıldığında, ahlaki skandallar kaçınılmaz bir sonuçtur.
Bu nedenle insanlığın, bu sistemi onarmaya veya güzelleştirmeye değil, insan değerini yeniden tesis edecek ve yöneteni ve yönetileni tek bir standarda tabi tutacak köklü bir alternatife ihtiyacı olduğuna dair derin bir fikri çağrının öne çıkması gerekir. Kapsamlı bir sistem olarak İslam, ahlakı siyasetten ayırmaz ve hiçbir sınıfın kanun üstünde olmasına izin vermez. Zira İslam’da otorite bir emanet olup yönetici muhasebe edilir, para bir amaç değil araçtır ve insan ise şantaj için bir araç değil onurlu bir varlıktır.
Epstein skandalı hikâyenin sonu değil, aksine bilincin başlangıcıdır; yani dünyaya medeniyet modeli olarak sunulan şeyin özünde kriz içinde bir sistem olduğu ve üzerindeki örtü kalktıkça çirkinliğinin ortaya çıktığı bir bilincin başlangıcıdır.Gerçek bir fikri ve ahlaki alternatif ortaya konmadığı sürece, bu tür skandallar tekrarlanacaktır; çünkü illet, semptomlarda değil temeldedir.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Abdulazim Haşlemon



