Pazartesi, 07 Muharrem 1448 | 2026/06/22
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü


حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Suriye Vilâyeti
Medya Bürosu

No: SR-BA-2026-MB-TR-09 H. 1 Muharrem 1448
M. Salı, 16 Haziran 2026

Şam Halkının Düzenlediği Gösteriler, Otoritenin Kendilerine Ait Olduğunu ve İslam’ın Uygulanmasından Sonra da Doğal Dayanağın Kendileri Olması Gerektiğini Kanıtlıyor

Devrik mücrim rejimin düşüşünden sonra Suriye’nin birçok şehir ve kasabasında çeşitli vesilelerle gösteriler düzenlendi. En son “Şebbiha” olarak bilinen yapılara karşı düzenlenen halk gösterileri, Suriye halkının zihninden asla çıkmaması gereken birkaç gerçeği ortaya koymaktadır:

• Bu eylemler, otoritenin ümmete ait olduğunu ve ümmetin bilinçli ve samimi bir şekilde harekete geçtiğinde bunun çok büyük bir etki yaratacağını göstermektedir. Ayrıca, bu tür eylemlerin Allah’ın rızasına uygun olduğu sürece iyiliği emretme ve kötülükten sakındırma kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini anlamalıyız.

• Bu gösteriler, Şam’daki geçiş sürecini yürüten Suriye yönetimi ile devrimci taban arasında ne denli büyük bir uçurumun olduğunu gözler önüne sermektedir. Çünkü geçiş yönetimi, elinden geldiğince başta Amerika olmak üzere uluslararası sisteme yaranmaya, onların taleplerini yerine getirmeye, dış desteğe bel bağlamaya ve birçok olayda etkinliğini kanıtlamış olan doğal iç dayanağı görmezden gelmeye çalışmaktadır; Oysa yapılması gereken, bu tabanı marjinalleştirmek ve fedakarlıklarını görmezden gelmek değil, ona değer vermek ve desteklemektir.

• İnsanların, kendilerine karşı katliamlar işlemiş olan azılı suçluların cezasız kalacağı, hatta bazılarının eski konum ve nüfuzlarını yeniden kazanabileceği yönündeki hissiyatı bu uçurumu daha da derinleştirmiştir. İnsanlar, geçiş dönemi adaletinin ve “uygulanma mekanizmasının”, fedakarlıklarının boşa gitmesine ve suçluların cezasız kalmasına neden olacağını düşünmeye başlamışlardır.

• Allah’ın indirdikleriyle hükmedilmemesi, yaşanan tüm sorunların temel sebebidir. Bunu haklı çıkarmak için öne sürülen bahanelerin hiçbir önemi yoktur. Teori ile uygulama arasında fark olduğu veya içinde bulunulan dönemin bir “güçsüzlük dönemi” olduğu ve onlara göre bunun Allah’ın şeriatını uygulamamak için bir mazeret olarak görülebileceği düşünülse de Kur’an’ın gerçeği bambaşkadır. Oysa Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın şu ayeti, yaşadığımız sıkıntı ve şaşkınlığın gerçek sebebini açıkça ortaya koymaktadır:

وَمَنْ أَعْرَضَ عَن ذِكْرِي فَإِنَّ لَهُ مَعِيشَةً ضَنكا“Kim de beni anmaktan yüz çevirirse şüphesiz onun sıkıntılı bir hayatı olacak.” [Taha 124]

• İçinde bulunduğumuz bu durumdan bizi kurtaracak, izzet ve kurtuluşumuzu sağlayacak, sorunlarımızı çözecek ve bizi birleştirecek olan tek şey; yalnızca İslam akidemizden fışkıran, net ve billur bir projedir. Bu proje, hayat işlerimizi düzenleyen ve ortaya çıkan sorunları Rabbimizin şeriatıyla çözen anayasa ve yasaların tek kaynağı kılınmalıdır.

• Bu proje genel hedeflerden veya geçici sloganlardan ibaret değildir. Aksine o, İslami akideden doğan ve tafsili delillerden çıkarılan detaylı çözümlerdir. Kendilerini Allah’a adamış insanlar bu projeyi taşımakta ve onu hayatın gerçekliğinde somutlaştırmak için çalışmaktadırlar. Nübüvvet metodu üzere İkinci Raşidi Hilafet Devleti, Allah’ın kesinlikle gerçekleşecek olan vaadidir ve Sadık-ul Masduk olan Efendimiz Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in müjdesidir. Nitekim Efendimiz Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem, yaşadığımız bu ceberut saltanattan sonra Nübüvvet metodu üzere Hilafet’in olacağını bize haber vermiştir:

ثُمَّ تَكُونُ مُلْكاً جَبْرِيَّةً فَتَكُونُ مَا شَاءَ اللهُ أَنْ تَكُونَ ثُمَّ يَرْفَعُهَا إِذَا شَاءَ أَنْ يَرْفَعَهَا ثُمَّ تَكُونُ خِلَافَةً عَلَى مِنْهَاجِ النُّبُوَّةِ ثُمَّ سَكَتَ“Daha sonra ceberut bir saltanat olacaktır. O da Allah’ın dilediği kadar devam edecektir. Ardından Allah dilediği zaman onu ortadan kaldıracaktır. Sonra, nübüvvet metodu üzere Hilafet olacaktır. Sonra da sustu”

• Hilafet, İslam’ın yönetim sistemidir. Din onunla kaim olur ve İslam nizamı eksiksiz bir şekilde sadece onunla uygulanır. Bu sistem, bizden önceki Müslümanlar tarafından en güzel şekilde uygulanmış ve böylece onlar insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmet olmuşlardır. Ülkeleri fethetmişler, yüzyıllar boyunca dünyanın efendisi olmuşlardır. Rabbimizi razı etmemiz, O’nun vaadini ve Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in müjdesini gerçekleştirmemiz; ancak bu büyük projeyi yüklenmekle ve Nübüvvet Metodu Üzere İkinci Raşidi Hilafet’i kurmak için canla başla çalışan samimi dava taşıyıcılarıyla birlikte hareket etmekle mümkündür. Bizler, Allah’ın izniyle onun yakında kurulacağına inanıyoruz.

وَعْدَ اللهِ لَا یُخْلِفُ اللهُ وَعْدَهُ وَلَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لَا یَعْلَمُونَ“Allah, (onlara zafer konusunda) bir vaatte bulunmuştur. Allah, vaadinden dönmez. Fakat insanların çoğu bilmezler.” [Rum 6]

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Suriye Vilâyeti
Medya Bürosu
Adres Bilgileri ve Web Sitesi
Telefon: +8821644446132 Skype: TahrirSyria
www.tahrir-syria.info
E-Mail: media@tahrir-syria.info

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER