حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Pakistan Vilâyeti
Medya Bürosu
| No: PK-BA-2026-MB-TR-08 |
H. 13 Ramazan 1447 M. Pazartesi, 02 Mart 2026 |
Ey Pakistan Ordusu! Amerika ve Yahudilerin İran’a Yönelik Saldırısına Hilafet’i Kurarak ve Trump’ın Yeni Ortadoğu Planını Mezara Gömerek Karşılık Verin
28 Şubat’ta Amerika ve Yahudi varlığı bir kez daha Müslüman bir ülke olan İran’a saldırı düzenledi ve bu saldırı sonucunda İran’ın siyasi ve askerî liderlerinden birçoğu öldürüldü. Bunun üzerine savaşın ateşi tüm bölgeye yayıldı. Amerika’nın donanmaları ve savaş gemileri, Yahudi varlığıyla birlikte İran’a sürekli bombardıman düzenlerken; İran’ın füzeleri ve insansız hava araçları da Yahudi varlığını ve bölgedeki İslam beldelerinde bulunan Amerikan tesislerini hedef aldı. Savaşın henüz üçüncü gününde bile kâfirlerin, yani Amerika ve Yahudi varlığının saflarında korku ve panik olmuştur.
Amerika, Müslüman beldelerine kara gücü indirmekten korktuğunu defalarca açıkça ilan etmiştir. İşte bu durum, Pakistan ordusundaki ihlaslı subaylar için ileri atılmak, İran ile birleşmek ve Amerikan varlığını bölgenin tamamından söküp atmak için eşsiz bir fırsat sunmaktadır. Amerikan ikmal hatları ve lojistik yolları kapanmaktadır. Yenilmez olduğu iddia edilen füze savunma sistemlerinin zayıflığı ortaya çıkmaktadır. Amerika’da savaş karşıtı bir kamuoyu oluşmuş durumdadır. Üstelik Amerika ekonomik olarak bölgede uzun süreli yeni bir savaşı taşıyabilecek güçte ve durumda değildir. Dolayısıyla bu durum, Epstein’ı doğuran o habis uygarlığa öldürücü bir darbe vurmak, onun bölgedeki sayfasını dürmek ve Yahudi varlığının ömrünü birkaç saate indirgemek için eşsiz bir fırsat sunmaktadır. Böylece Amerika’nın Yeni Ortadoğu planı tarihe gömülecek, Mescid-i Aksa Yahudilerin pisliğinden temizlenecek, Müslüman orduları tekbirler eşliğinde İsra ve Miraç topraklarına girecek ve Filistin’de işledikleri katliamlar için gasıp Yahudilerden intikam alacaklardır. Gerçek şu ki, bu basiretli liderliği ancak Hizb-ut Tahrir sağlayabilir. Öyleyse öne çıkın ve Nübüvvet Minhacı üzere Hilafet’i ikame etmek için ona nusret verin.
Aslında Amerika’nın gücü ödünç alınmış bir güçtür ve bölgedeki Müslüman yöneticilerin ihanetine dayanmaktadır. Amerika’nın bu bölgedeki hegemonyası, Müslüman ülkelerinin ulus devletlere bölünmesinin ve başlarına hainlerin getirilmesinin acı bir meyvesidir. Bu ajan yöneticiler Müslümanların zenginliklerini Amerika’ya teslim etmiş, böylece Amerika’nın hâkimiyetini doğal gücünün çok ötesine taşımışlardır. Amerika’nın bölgedeki egemenliği; Pakistan, Suudi Arabistan, Bahreyn, Kuveyt, Katar, BAE, Ürdün, Suriye ve Irak gibi ülkelerin sağladığı askeri üslere, ikmal hatlarına, lojistiğe, istihbarat paylaşımına ve diğer destek türlerine dayanmıyor mu? Halife’nin liderliğindeki, modern balistik ve seyir füzesi teknolojisiyle donanmış Hilafet ordularının, Amerikan donanma filolarını yok ettiğini, Arap ülkelerindeki yapay varlıkları tek bir Hilafet çatısı altında birleştirdiğini, Amerikan üslerini kuşatıp kökünü kazıdığını ve tüm stratejik su yollarının kontrolünü geri aldığını bir düşünün! Devekuşu gibi kafamızı kuma gömüp İslam beldelerinin birbiri ardına yok edilmesini daha ne kadar izleyeceğiz? Eğer Yahudi varlığı ve Amerika, İran’ın zenginleştirilmiş uranyumuna ve füze programına tahammül edemiyorsa, Pakistan’ın nükleer ve füze programını nasıl kabul edebilirler? Daha neyi bekliyoruz? Müslüman ordularını Hilafet sancağı altında birleştirmenin ve bu şer’î görevi yerine getirmenin artık vakti gelmiştir!
İran’a yönelik saldırı bir kez daha mevcut uluslararası sistemle yapılacak her türlü müzakere veya uzlaşmanın sadece kademeli olarak bir helake ve yok oluşa sürükleyeceğini göstermiştir. İster Uluslararası Para Fonu (IMF), ister Dünya Bankası, ister Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), ister Uluslararası Adalet Divanı, isterse de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi olsun; bunların hepsi Amerikan dış politikasının aparatlarıdır. Bu kurumlarla iş birliği yapmak, aslında baltayı kendi ayağımıza vurmaktan başka bir şey değildir. Pakistan da dâhil olmak üzere İslam Ümmeti, bağımsız bir rota çizmek zorundadır. Bu ise mevcut hain Müslüman yöneticilerin gölgesinde imkânsızdır. Gerçek şu ki bu ancak, Pakistan’daki güç ve kuvvet ehlinin, Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafet’i kurmak için Hizb-ut Tahrir’e nusret vermesiyle mümkündür.
İran’ın bölgedeki Amerikan ve Yahudi tesislerine yönelik gerçekleştirdiği sınırlı saldırılar, tıpkı daha önce Gazzeli mücahitlerin yaptığı gibi, aslında Amerika ve gasıp varlığın örümcek ağından bile daha zayıf ve ne denli kırılgan olduklarını göstermiştir. Ümmet ayağa kalkmış ve hareketlenmiştir. Hilafetin gelişini özlemle beklemektedir. Öyleyse ileri çıkın ve bu fırsatın elinizden kaçmasına sakın izin vermeyin. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurdu:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اسْتَجِيبُوا للهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْيِيكُمْ“Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah ve Rasûlü’ne icabet edin.” [Enfal 24]
| حزب التحرير Hizb-ut Tahrir Pakistan Vilâyeti Medya Bürosu |
Adres Bilgileri ve Web Sitesi P.O. Box 1924, Lahore / Pakistan Telefon: +(92) 345–428–7323 / +(92) 333–561–3813 https://bit.ly/3hNz70q |
Fax: +(92) 21–520–6479 E-Mail: spokesman@hizb-ut-tahrir.com.pk |



