حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Merkezî Medya Ofisi
| No: HT-BA-2026-MB-TR-06 |
H. 30 Zilka’de 1447 M. Pazar, 17 May 2026 |
Trump’ın Açılması İçin Çırpınıp Durduğu Hürmüz Boğazı, İslam Beldelerinin Jeopolitik İmkânlarını Gözler Önüne Seriyor
Amerika Başkanı Trump bugüne kadar birbiriyle çelişen açıklamalarda bulunmaya devam ediyor; kâh Hürmüz Boğazı’nı açmak istediğini belirtiyor, kâh kapalı kalmasını umursamadığını iddia ediyor, kâh açılmasına ortak olmaları için dünya ülkelerine ve Avrupa’ya yalvarıyor. Kâh “Özgürlük Projesi” adını verdiği girişim kapsamında Hürmüz Boğazı’nı açmak için savaş gemileri sevk ettiğini açıklıyor; fakat bir gün sonra İran donanmasının direnişi karşısında gemilerinin maruz kaldığı durum nedeniyle bu projeyi durdurduğunu ilan ediyor. Kâh “Özgürlük Artı (Plus)” projesini başlatma ihtimalinden bahsediyor, kâh iki haftalık bir savaş başlatma tehdidinde bulunuyor ve Çin dönüşünde ise İran’a saldırılar düzenlemekten dem vuruyor... ve bu süreç böylece sürüp gidiyor.
Trump’ın bu birbiriyle çelişkili açıklamaları, Amerikan yönetiminin açık bir şekilde bocaladığını ve Trump’ın defalarca övündüğü tüm askerî yığınaklara, imkânlara ve savaş gücüne rağmen İran’ı zor kullanarak boyun eğdiremediğini gösteriyor. Bu durum, Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasıyla Amerika ve Batı’nın çıkarlarının sekteye uğradığını, doğusundan batısına tüm dünyaya, Batılı sanayi devletlerinin ekonomik şahdamarlarının Müslüman beldelerinden geçtiğini ve İslam Ümmeti’nin eşsiz bir jeopolitik konuma sahip olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Zira deniz yoluyla taşınan ham petrolün üçte birinden fazlası Hürmüz Boğazı’ndan geçmekte; dünya petrol arzının yaklaşık %38’i bu güzergâh üzerinden sağlanmaktadır. Bunun yanında doğalgaz, gübre, kimyasal maddeler ve daha birçok stratejik ürün de bu boğazdan geçmektedir. Bu durum, küresel ekonomik hayatı doğrudan etkilemekte; fiyat artışları nedeniyle enflasyonun yükselmesine ve tedarik zincirlerinin zarar görmesine yol açmaktadır.
Bu ise ümmetin sahip olduğu orduların, boğazların, stratejik coğrafi konumların ve doğal kaynakların dünya üzerinde ne derece güçlü bir etki oluşturabileceğinin yalnızca küçük bir örneğidir.
Küresel tedarik zincirlerini kontrol etmesine olanak tanıyan seçkin coğrafi konumu, sarsılmaz dirençli halkları ve başta sanayi ülkeleri olmak üzere ekonomik hayatın şahdamarı olan petrol ve doğalgaz gibi enerji kaynaklarına sahip olması İslam Ümmeti’ne yeter de artar bile. Bu özellikler, ümmete bağımsızlığını tesis etme, iradesini yeniden kazanma ve çıkarlarını gerçekleştirme gücü vermektedir. Ümmetin kararlılık göstermesi ve azmetmesi durumunda kendisini onlarca yıl sömürüp aşağılayan Batı karşısında üstün konuma geçmesi mümkündür.
Şayet Ümmetin maslahatlarını ve mukaddesatını çarçur eden, onun Batı ve Batı’nın gücü karşısında çaresiz zayıf bir ümmet olduğu yönündeki yalan illüzyonları yayan o korkak ve işbirlikçi yöneticiler güruhu olmasaydı; ümmet sömürgeci Batı’dan bağımsızlığını ilan edebilir, kalkınma ve özgürleşme yolunda ilerleyebilirdi. İşte bütün bunlar, ümmete Halifeye biat etmek üzere adımlarını hızlandırması gerektiği inancını perçinlemektedir. O Raşidi Halife dengeleri değiştirecek, güç dengesini düzeltecek, ümmete eski konumunu, izzetini ve dünyaya liderliğini yeniden iade edecektir.
Mühendis Selâhaddin Adada
حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Merkezî Medya Ofisi Müdürü
| حزب التحرير Hizb-ut Tahrir Merkezî Medya Ofisi |
Adres Bilgileri ve Web Sitesi el-Mezra’a, P.K. 5010-14, Kolombiya Merkezi B Blok Kat:2, Beyrut/Lübnan Telefon: TEL: 0096 113 07 59 4 / GSM: 0096 171 72 40 43 www.hizb-uttahrir.info |
E-Mail: media [@] hizb-uttahrir.info |



