Logo
Bu sayfayı yazdır
Yalnızlığın Eşiğindeki Trump En Büyük Kabusuyla Yüzleşiyor

بسم الله الرحمن الرحيم

Yalnızlığın Eşiğindeki Trump En Büyük Kabusuyla Yüzleşiyor

 

2026 yazında Trump, siyasi kariyeri boyunca bildiği hiçbir şeye benzemeyen bir kâbus yaşıyor. Ne dışarıdan gelen, ne fitilini ateşlediği İran savaşından, hatta ne de kararlarının ağırlığı altında çökmekte olan ekonomiden kaynaklanan bir kabus değil aksine en büyük kabusu içeride, yani Washington'un içinde yaşamaktadır.

Eskiden avcı olan Trump, bugün av haline gelmiştir; zira meydan ve kutuplaştırma söylemine bel bağladığı bir zamanda, popülaritesi ayaklarının altında hareket eden kum gibi çökmekte olup her yeni kamuoyu yoklamasıyla ve her özel seçimle birlikte, kaderi hakkında karar verenlerin sadece Cumhuriyetçiler değil, aksine bağımsız seçmenin de olduğu ortaya çıkmıştır.

Nitekim Trump, 22 Mart 2026’da Demokrat Parti’yi Amerika’nın en büyük düşmanı olarak nitelendirmiş ve böylece şu anda kendisiyle savaşa girdiği İran’ı bile geride bırakmıştı; zira Truth Social platformundaki paylaşımında şöyle demişti: “İran'ın ölümüyle birlikte radikal sol ve beceriksiz Demokrat Parti Amerika'nın en büyük düşmanı olmuştur.” (El Cezire, 22/3/2026).

Seçmen tabanını harekete geçirmek için yaptığı bu açıklamalara rağmen bugün, popülerliğinin çöküşünü ve Cumhuriyetçi Partisi'nin Senato ara seçimlerinde ağır bir yenilgiye uğramakla tehdit etmesini temsil eden en büyük kâbusla karşı karşıyadır.

Trump'ın popülaritesi büyük ölçüde gerilemiştir; hatta anket sonuçları yakın bir çöküşün öyküsünü anlatmaktadır. Zira Nisan 2026’daki en son kamuoyu yoklamalarına göre Trump’ın destek oranı sadece %35 ile %41 arasında kalmış olup bu seviye Trump’ı, Harry Truman’dan bu yana tüm başkanlarla karşılaştırıldığında tarihsel olarak geri bir sıraya yerleştirmektedir.

CNN tarafından yapılan anket verilerine göre, Amerikalıların %65'i Trump'ın politikalarının ekonomik durumun kötüleşmesine yol açtığını düşünmektedirler; bu ise başkanlığı süresince kaydedilen en yüksek bir orandır. (El Arabiya, 1/04/2026).

Ancak rakamların en tehlikeli yanı, sadece muhalefetin alanının genişlemesi değildir, aksine bizzat Cumhuriyetçi tabanda da çatlakların oluşmasıdır; zira Fox News'un Mart 2026'da yaptığı ankete göre, Cumhuriyetçilerin safları arasında Trump'a karşı çıkanların oranı %16'ya ulaşarak eşi benzeri görülmemiş bir seviyeye ulaşırken, parti üyelerinin başkana olan desteği Mart 2025'teki %92'den şu anda %84'e gerilemiştir. (El Cezire, 27/3/2026).

Belki de Trump için en acı verici gerileme, genç Cumhuriyetçilerin güveninin sarsılması olmuştur; zira 45 yaşın altındaki Cumhuriyetçiler arasındaki destek oranındaki düşüş 23 puana ulaşmıştır. (El Arabiya, 1/4/2026).

Bugün soru şudur: Trump neden çöküyor?

Trump’ın güçlü kozlarından, onu kovalayan ve popülaritesini düşüren bir kâbusa dönüşen üç ana dosya vardır.

Birincisi: Ekonomi... Trump'ın verdiği ve fiyatların bozduğu bir vaat.

Trump, 2026 yılının ekonomik refah yılı olacağını vaat etmişti ancak gerçeklik tamamen farklı olmuştur; zira işsizlik oranı %4,7'ye yükselmiş, benzin fiyatları %19 artarak ülke genelinde galon başına ortalama 3,45 Dolara çıkmış ve bugün İran'a karşı savaş nedeniyle 3,98 Dolara yükselmiştir. (Newsweek, 02/04/2026).

Ayrıca Trump, ülkeyi kasıp kavuran enflasyonla başa çıkmada başarısız olmuş, güven oranı %27 ile tüm zamanların en düşük seviyesine gerilemiş ve Amerikalıların ekonomik çözümlere olan güveni %31’e düşmüştür. (El Arabiya, 1/4/2026).

İkincisi: İran'a karşı savaş... popülaritenin ve paranın tüketilmesi

İran savaşı, ABD hazinesine 12 milyar Dolardan fazla bir maliyete mal olmuş ve 8 askerin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanmıştır. (Eş-Şark, 20/3/2026). Bu da seçimin ağır bir yüke dönüşmesine neden olmuştur; zira seçmenlerin %64’ü Trump’ın İran dosyasını ele alma biçimine karşı çıkmakta ve %59’u savaşın kabul edilebilir sınırları aştığını düşünmektedirler. (El Cezire, 27/3/2026). Bu hoşnutsuzluk, çatışmanın geleceğine dair karamsarlığı daha da derinleştirmiştir; zira seçmenlerin sadece %13’ü savaşın birkaç hafta içinde sona ereceğini beklerken, %35’i ise savaşın bir yıldan fazla süreceğini tahmin etmektedir.

Üçüncüsü: Göç... Merkezi bir meseleden gerilemeye

Göç dosyası, Trump'ı Beyaz Saray'a taşıyan en önemli konulardan biriydi, ancak bugün bir zayıflık kaynağı haline gelmiştir; zira görev süresinin başında olumlu yüksek bir destek oranı varken, büyük şehirlerdeki sınır dışı etme operasyonlarının genişletilmesinin ardından Haziran 2025'ten itibaren bu oran gerilemeye başlamıştır.

Bugün, Trump'ın göç politikasına verilen destek oranı %45'i aşmazken, %51,6'sı bu politikaya karşı çıkmaktadır; en endişe verici olan ise bağımsız seçmenlerin Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi'ne olan güvenlerinin çok zayıfladığını belirtmeleridir.

Amerikan siyasetinde neredeyse hiç hata etmeyen altın bir kural vardır: Beyaz Saray'ı kontrol eden parti, ara seçimlerde koltuk kaybeder. Ancak bu kez kayıplar sadece Temsilciler Meclisi ile sınırlı kalmayabilir, aksine Senato'ya da uzanabilir; bu senaryo birkaç ay öncesine kadar olasılık dışı görülüyordu. (Newsweek, 2/4/2026).

Eğer tehdit altındaki koltukların haritasına bir göz atarsak, şunları görürüz:

Kuzey Carolina: Cumhuriyetçi Senatör Tom Tillis'in emekliye ayrılmasıyla birlikte eski Demokrat Vali Roy Cooper yarışa katılmış olup tüm anketlerde önde gitmektedir.

Maine Eyaleti: Senatör Susan Collins şiddetli bir rekabetle karşı karşıyadır; zira anketlere göre Demokrat rakibi Graham Blatz %40'a karşı %44’e oranla öndedir.

Ohio ve Alaska eyaletleri; en büyük sürpriz ise Teksas, Iowa, Florida ve Mississippi gibi eyaletlerin rekabet alanına girmesi olmuştur; tıpkı Demokratların Senatörlük Kampanya başkanı Kirsten Gillibrand'ın şu şekilde belirttiği gibi: “Parti şu anda 11 ilde koltuk sayısını tersine çevirme şansına sahiptir.” (New York Post, 15/03/2026).

Cumhuriyetçilerin endişeleri boşuna değildir; zira Ocak 2026'da Demokrat aday Taylor Rehmet, sembolik öneme sahip seçim bölgesinden Teksas eyaletini temsil eden Senato koltuğunu kazanmıştır; nitekim iki yıl önce 17 puan farkla kazanmıştı.

Tüm bu rakamlara rağmen, Trump’ın kâbusu tamamen gerçekleşmeyebilir; çünkü Demokratların Senato’yu tersine çevirmesi için önlerinde hâlâ uzun bir yol vardır; ayrıca onların popülaritesi de ciddi bir düşüş yaşamaktadır; CNN’in baş veri analisti Harry Enten bu rakamları şöyle nitelendirmiştir: “Amerikalıların %74’ü, demokratların kendilerinin %55’i de dahil olmak üzere Demokrat eyaletlerin Kongre’de hatalı olduğunu düşünüyorlar.” Nitekim Senatör Susan Collins, Trump'dan bağımsız olarak kendi eyaleti Maine'de büyük bir kişisel popülerliğe sahiptir.

Ancak Trump ve Cumhuriyetçilerin karşı karşıya olduğu en büyük tehlike, deneyimli Cumhuriyetçi siyasi analist Mike Madrid'in şu sözlerinde özetleniyor: “Hayatımda, iktidar partisinin bugün gördüğüm gibi kötü bir seçim sürecine girdiğini hiç görmemiştim.” Şu eklemede bulundu: “Eğer ters rüzgar aynı şiddetle devam ederse, Trump’ın Amerika’nın altın çağı hayali, onun görev süresi boyunca Amerikan siyasetinin çehresini değiştirecek bir seçim kabusuna dönüşebilir.” (Newsweek).

Bu kâbusun gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini sadece önümüzdeki günler kanıtlayacaktır; ancak kesin olan şu ki bugün rüzgâr onun lehine esmiyor.

Bugün dünya liderliğini tek başına üstlenen en büyük devlette gördüğümüz iç bozulma, aslında onun tek ve yegâne liderlik merkezinden, iç bölünmeler yaşayan güçlü bir devlete doğru çöküşünden başka bir şey değildir; bu durum onu bir süreliğine izole edebilir ya da birkaç devlete bölebilir. En önemlisi, yeni bir asrın gelmekte olduğudur; dikkat edin bu, İslami hayatı yeniden başlatmak için çalışanların eliyle eski konumunu, ihtişamını ve izzetini yeniden kazanmak için Allah’ın izniyle fırtınanın rahminden doğacak olan Hilafet asrıdır; nitekim her geçen gün, Hilafet şafağının geride kalan günden daha yakın olduğuna dair güvenimiz artıyor ki bu, düşündüğümüzden daha yakındır. O halde bizim yapmamız gereken, ümmetin meselelerini taşıyan ve ümmet mefhumunu benimseyen Hizb-ut Tahrir ile birlikte yolumuza deva etmektir; bu mefhum, Hilafet Devleti’ni, Allah’ın izniyle büyük bir devlet haline getirecek ve böylece de Allah Subhanehu’nun vaadi ve Kerim Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in müjdesi gerçekleşecektir: ثُمَّ تَكُونُ خِلَافَةً عَلَى مِنْهَاجِ النُّبُوَّةِ، ثُمَّ سَكَتَ “Sonra (yeniden) Nübüvvet Minhacı üzere (Raşidi) Hilafet olacaktır.”Sonra sükût etti.”

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Nebil Abdulkerim

Template Design © Joomla Templates | GavickPro. All rights reserved.