Logo
Bu sayfayı yazdır
Sahte ve Yozlaşmış Milliyetçilik ve Kabilecilik Putlarından Kurtulup Onları Derin Bir Uçuruma Atmalıyız!

بسم الله الرحمن الرحيم

Sahte ve Yozlaşmış Milliyetçilik ve Kabilecilik Putlarından Kurtulup Onları Derin Bir Uçuruma Atmalıyız!

Milliyetçilik ve kabilecilik eğilimi ve Müslüman ülkelerde ulus devletlerin kurulup sınırlarının çizilmesi nedeniyle Müslümanların kimliği çarpıtılmış ve parçalanmıştır.İslam ümmeti tek bir İslam Devleti içinde tek bir kardeş olarak birleşmesinin ardından, H. 28 Receb 1342 yılında suçlu Mustafa Kemal’in eliyle Hilafet yıkıldıktan sonra elliden fazla ulusal devletçiğe ve ulusal kimliğe bölünmüştür.

Bu, İslam'da milliyetçilik ve kabileciliğin kerih ve hor görülmesine ve vahdetin tüm şekilleriyle Müslümanlar için tek bir İslami liderliğin altında olması vacip olmasına rağmen böyle olmuştur. Nitekim Ebu Davud Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: لَيْسَ مِنَّا مَنْ دَعَا إِلَى عَصَبِيَّةٍ وَلَيْسَ مِنَّا مَنْ قَاتَلَ عَلَى عَصَبِيَّةٍ وَلَيْسَ مِنَّا مَنْ مَاتَ عَلَى عَصَبِيَّةٍ Irkçılığa (asabiyyeye) çağıran bizden değildir; ırkçılık için savaşan bizden değildir; ırkçılık üzere, asabiyye uğruna ölen bizden değildir.” Başka bir hadiste Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem kabilecilik ve milliyetçilik hakkında şöyle buyurmuştur: دَعُوهَا فَإِنَّهَا مُنْتِنَةٌ Onu (milliyetçiliği) terk edin çünkü o kokuşmuştur.” [Müslim ve Buhari] İbn İshak, Ebu Bekir Sıddık Radıyallahu Anh’ın hutbesinde şöyle dediğini rivayet etmiştir: “Müslümanlar için iki emirin olması caiz değildir; çünkü ne olursa olsun işleri ve hükümleri farklı olur, cemaatleri dağılır ve kendi aralarında anlaşmazlığa düşerler; böylece sünnet terk edilmiş, bidat ortaya çıkmış ve fitne büyümüş olur ki hiç kimsenin buna hakkı yoktur.

Ne yazık ki bugün İslam beldelerinde, kabilecilik ve İslami yönetimin olmadığı dönemdeki Evs ve Hazrec kabilelerinin durumuna benzeyen bir duruma tanık oluyoruz. Öyle ki ulus devlet ve kabilecilik fikirlerine modern putlar gibi ibadet edildiğini, onlar için kurbanlar sunulduğunu, onların yolunda erkekler ve kadınların öldürüldüğünü ve onları savunmak için savaşlar yapıldığını gördüğümüz gibi bugün Yemen, Pakistan ve Afganistan, Pakistan ve Bangladeş gibi ülkelerde ve Sudan'ın içinde Müslümanlar arasında milliyetçi çatışmalara tanık oluyoruz. Sömürgeciler tarafından çizilen ulusal sınırlar, İslam beldelerinin arasını ayıran çizgiler olup ulusal bayraklar, ümmetin parçalanmış bedeni üzerinde cehaletin sembolleri olarak dalgalanmaktadır!

Sonuç olarak Müslümanlar, bu ulusal sınırlar nedeniyle artık birbirleriyle yardımlaşamamakta, aksine müdahale etmeme gibi aşağılayıcı bir tutum benimsemektedirler. Öyle ki Gazze'de gaspçı Yahudiler tarafından Müslümanlara yönelik soykırımı, Doğu Türkistan'da Çin hükümetinin gözaltı merkezlerinde Müslüman Uygurlara uyguladığı işkence ve Myanmar'da Rohingya Müslümanlarının yerinden edilmesi ve katledilmesi, bu ulus devletlerin sınırları nedeniyle önlenememiş veya durdurulamamıştır.

Bu modern putları onurlandırmak sadece bir hata değildir, aksine aynı zamanda onları parçalamak ve yeryüzünden kaldırmak da vaciptir. أَتَتَّخِذُ أَصْنَاماً آلِهَةً إِنِّي أَرَاكَ وَقَوْمَكَ فِي ضَلاَلٍ مُّبِينٍBirtakım putları tanrılar mı ediniyorsun? Doğrusu ben seni de kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum.” [En’am 74] Nitekim İslam Peygamberi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, kendi zamanındaki putlara ve cahili inançlara karşı kararlı bir tavır sergilemiş ve asla geri adım atmamıştır; zira Kureyş müşriklerinin liderleri, ilahlarına hakaret etmeyi bırakması ve buna davet etmekten vazgeçmesi için kendisine yalvardıklarında, Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: . لَوْ وَضَعُوا الشَّمْسَ فِي يَمِينِي وَالْقَمَرَ فِي شِمَالِي عَلَى أَنْ أَتْرُكَ هَذَا الْأَمْرَ حَتَّى يُظْهِرَهُ اللَّهُ أَوْ أَهْلِكَ فِيهِ مَا تَرَكْتُهُ Vallahi bu davayı terk etmek şartıyla sağ elime güneşi ve sol elime ayı koysalar da onu terk etmem. Ya Allah onu hâkim kılar ya da onun uğrunda helak olurum.

Bu nedenle Evs ve Hazrec kabileleri, kabileciliği kaldırıp atarak İslam'ı kabul edince küfür güçlerine karşı birleşebildiler. Raşidi Hilafet döneminde Müslümanlar, büyük güçler olan Romalıları ve Persleri yenilgiye uğratarak dünyada lider bir devlet haline gelmişlerdi. İşte tüm bunlar, milliyetçiliği ve kabileciliği kaldırıp atarak Endonezya'dan Fas'a kadar hepsini birleştiren tek bir Raşid Halifeye biat etmeleri halinde Müslümanları beklemektedir. Nitekim Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: ثُمَّ تَكُونُ خِلَافَةً عَلَى مِنْهَاجِ النُّبُوَّةِ Sonra (yeniden) Nübüvvet Minhacı üzere (Raşidi) Hilafet olacaktır.” [Müsned-i Ahmed]

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Sureyya Emel Yesna

Template Design © Joomla Templates | GavickPro. All rights reserved.