Logo
Bu sayfayı yazdır

بسم الله الرحمن الرحيم

[Hizb ut-Tahrir Merkezi Medya Ofisi'nin H. 21 Receb 1447 M. 10 Ocak 2026 Cumartesi günü, Partinin (El-Vakiye) Kanalı Aracılığıyla “Hilafet Ümmetin Hayati Meselesidir” Başlığı Altında Düzenlediği Yıllık Hilafet Konferansı'nın Konuşmalarından]

Gazze, Söndürülemeyecek Bir Kıvılcımdır

Üstad Halid Said – Mübarek Toprak (Filistin) - Gazze

Esselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berekâtuh,

Emme ba’d:

Aksa Tufanının tüm yükleriyle birlikte mübarek topraktan ve izzetli Gazze’den başlayıp etkilerinin tüm yeryüzüne yayılmasını Allah Azze ve Celle dilemiştir ve eninde sonunda emir Allah’a aittir; tıpkı tarihteki büyük olaylar ve önemli gerçekliklerde olduğu gibi kanla yazılmış bu olaylar, Allah'ın izniyle bir süre sonra da olsa meyvesini verecektir.

Bu tufan, Gazze topraklarındaki suçlu karşısında, kahraman bir şekilde durduğunda şaşırtıcı bir sahne olmuştur;zira tanklar, uçaklar ve en son teknolojik silahlar intikam ve kötülük lavlarını çocuklara yönelterek, uzuvlarını koparıp bedenlerini yakarak ve onları aç bırakarak acılarına acı kattığı halde bu büyük imtihan, büyük bir sabırla karşılanmıştır; Yahudi varlığının arkasında, yeryüzünün sırtlanları ve zalimlerin orduları, Firavun ve takipçileri ile Calut ve askerleri saf tuttukları halde onlarla, sabırlı annelerden ve kahraman mücahitlerden oluşan kuşatma altındaki bir grup mümin mücahit savaşmıştır.

Evet, tufanda olanlar oldu; hatta olayın odak noktası olan Gazze Şeridi'nde savaşın şiddeti durmuş olsa da, bazıları meselenin sona erdiğini, savaşın kapanıp sonuçlandığını ve düşmanın bu asil ümmete zarar verdiğini ve ona karşı zafer kazandığını zannetmektedir ama heyhat ki heyhat...

Zira her kim tufanın geri çekildiğini sanıyorsa hata ediyor ve her kim de savaşın sona erdiğini sanıyorsa vehmediyor demektir.

Evet, suçlu zalimler tufanın geri çekilmesini ve kırılmasını istediler ancak zanlarında hata ettiler; belki de onların zanları onlara dönecektir; zira mübarek tufanın savaşı, onların hesap ettiklerinden çok daha derin bir etkiye sahiptir, onun uzantısı savaş alanından çok daha geniştir ve onun etkisi birçok insanın sandığından çok daha büyüktür.

Ama savaş, Gazze topraklarında yaşanan bu savaş alanından çok daha geniştir; zira gören ve basiret sahibi olan herkes, tufanın tüm dünya üzerindeki etkilerini, Yahudi varlığının prestijini yerle bir ettiğini, Yahudi varlığının kırılgan ve zayıflığını gizlenemeyecek şekilde ifşa ettiğini, onun caydırıcılığını ve kibrini onarılmaz bir şekilde kırdığını ve zulmün çılgınlığının, Allah onları kahretsin yöneticilerin Yahudi varlığına yapma imkanı verdiği caydırıcılığını yeniden tesis etme yönündeki başarısız bir girişimden başka bir şey olmadığını görmüştür.

Sonra tufan olayları, Yahudi varlığının kuruluşundan beri yalan ve mazlum iddiaları üzerine inşa ettiği imajını yerle bir etmiş ve yeryüzündeki halklar onu taşlanmış bir şeytan olarak görmeye başlamıştır; yine bu varlık, halklar tarafından dışlanır ve onu destekleyen ülkeler ve ona kucak açan vatanlarda bile nefret edilir bir hale gelmiştir; ayrıca Avrupa ile Amerika arasında, hatta sağ ile sol arasında hiçbir fark olmaksızın onu destekleyen hükümetler, halkları önünde suçlama, inkâr ve hesap verme durumuna düşmüşlerdir ve gazeteciler, politikacılar ve toplumun geniş kesimleri üniversite öğrencilerine katılmışlardır.

Evet, bu varlık küresel olarak çökmüş olup sanki işlediği suçlar sayesinde kendi elleriyle dünyadan kendini söküp atmış ve hayatta kalmak için dış güçlere bağımlı olduğu halde bizzat kendi çöküşünün ön hazırlıklarını başlatmıştır; böylece onlar hakkında Allahu Teala’nın şu kavli gerçekleşmiştir: يُخْرِبُونَ بُيُوتَهُم بِأَيْدِيهِمْ وَأَيْدِي الْمُؤْمِنِينَ فَاعْتَبِرُوا يَا أُولِي الْأَبْصَارِEvlerini kendi elleriyle ve müminlerin eliyle harap ediyorlardı. İbret alın ey akıl sahipleri!” [Haşr 2] Nitekim Yahudi varlığıyla birlikte Batı’nın sahte değerleri ve bunlara dayalı olan kurumları da çökmüştür; ömrüme yemen olsun ki, Allah'ın izniyle bunlar, onların yok oluşunun başlangıcıdırlar.

Tufanın etkilerinin, onların sandıklarından daha büyük olmasına gelince; tüm dünyanın tanık olduğu ve ekranlarında izlediği suç görüntüleri kolay kolay hafızalardan  silinmeyecektir; zira suçluların görüntüleri zihinlere kazınmış olup yüzüstü bırakanların ve komplocuların alınlarına damgalanmıştır; artık tarihin geriye dönmesi mümkün değildir; özellikle de Yahudi varlığı suçlarını işlemeye devam edip daha da kibirli, kendini beğenmiş ve yozlaşmış bir hale geldiği için, onun yok oluşu kendi sefihlerinin eliyle olacaktır. ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَوْمٌ لَّا يَعْقِلُونَBu, onların akılları ermez bir topluluk olmalarındandır.” [Haşr 14]

Tufanın daha derin bir etkiye sahip olmasına gelince;bu tufan, ümmetin içindeki durgun olanları harekete geçirmiş ve İslam akidesinin hala evlatlarının nefislerinde canlı olduğunu ve bunun da dünyanın hayranlıkla izlediği ve takdir ettiği fedakarlık, cihad, şehitlik ve kahramanlıklarla meyve vermeye devam ettiğini kanıtlamıştır; tıpkı Sahabelerden olan ecdatları ve tarih boyuncaki selefleri gibi. Yine tufan, mücahitlerin şehitlik mefhumunu yeniden canlandırıp cihadın anlamını yeniden tesis etmeleriyle birlikte Muhammed’in ümmetinin Allah’ın rızasını kazanmak için hala nefsini satmaya devam ettiğini de kanıtlamıştır; zira tankların üzerinde çıplak ayakla duran cesur bir müminin, Allah'ın Kitabı'nın hafızı bir savaşçının ve secde eden bir şehidin görüntüleri ortaya çıkmıştır...

Evet, tufan, büyük bir etki yaratmıştır; zira ümmetin bedeninin hala canlı olduğunu ve bu bedende hem gurur duygusunun hem de acı duygusunun aktığını ortaya çıkarmıştır.

Ancak aynı zamanda tufan, bu canlı bedenin hasta olduğunu da ortaya çıkarmıştır; Gazze'nin acının odak noktası ve yara ve kanamanın merkezi olduğu doğrudur, ancak hasta olan ümmetin bedenidir.

Nitekim tufan, ümmetin sorununun imtihana tabi olan Gazze'nin sorunundan daha büyük olduğunu da açığa çıkarmıştır;aksi takdirde kahramanlar nasıl yüzüstü ve mücahitler de desteksiz bırakılabilirdi ki?! Çocuklar nasıl olur da açlıktan, yangının ateşinden, soğuğun acısından ve kuşatmanın şiddetinden ölebilirlerdi ki?! Onurlu kadınlar nasıl ağlatılabilirdi ki?İffetli kadınlar yerinden edilip sokaklarda uyumaya mahkum edilirken, alçak düşman işlediği suçlar ve intikam duygusuyla nasıl gurur duyabilirdi ki?! İşte bütün bunlar Gazze’de oluyor; oysa Gazze kenarlarda bir yerde değil, aksine tıpkı bir bileziğin bileği sarması gibi kuşatılmış ümmetin kalbindedir!!

Nitekim tufan, ümmete, birbirine yardım etmesini, yaralarını sarmasını ve evlatlarına yardım etmesini engelleyen şeyin, hain, korkak ve komplocu yöneticilerinden başkası olmadığını da şüpheye yer bırakmayacak şekilde göstermiştir.

Yöneticiler, kendilerini korkuttuğu için bu tufanın dalgalarını kırmak istediler; bu yüzden onlar, karşı devrimlerle ümmetin devrimlerine komplo kurdular ve onun nefesini söndüreceklerini zannettiler; ama onlar, ümmette bir kez daha yaşam kıvılcımını ve onun gömülmeye karşı dirençli olduğunu görünce, Tufanın tahtlarını sarsacağından korktular; bu yüzden düşmanla birlikte onu kuşattılar ve komplo kurdular, orduları hapsettiler ve sınırları kapattılar.

Korkaklar, ihanetlerine, zayıflığı ve Yahudi varlığıyla yüzleşmeye yeterli olmamayı gerekçe gösterdiler; ama gerçekte onlar, Gazze'nin halklar için bir ders ve ceza olmasını istediler; ancak onlar, güzel akıbetin Allahu Teala’nın elinde olduğunu unuttular: وَلِلَّهِ عَاقِبَةُ الْأُمُورِİşlerin sonu Allah’a varır.” [Hac 41] Ayrıca onlar, sanki Allahu Teala'nın şu kavlini okumamışlar gibi Allah'ın düşmanlarını dost edinip onlarla birlikte komplo kuranların sonunu da unuttular:فَتَرَى الَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضٌ يُسَارِعُونَ فِيهِمْ يَقُولُونَ نَخْشَى أَن تُصِيبَنَا دَآئِرَةٌ فَعَسَى اللهُ أَن يَأْتِيَ بِالْفَتْحِ أَوْ أَمْرٍ مِّنْ عِندِهِ فَيُصْبِحُواْ عَلَى مَا أَسَرُّواْ فِي أَنْفُسِهِمْ نَادِمِينَ Kalplerinde hastalık bulunanların “Başımıza bir felâketin gelmesinden korkuyoruz” diyerek onların dostluklarını kazanmaya çalıştıklarını görürsün. Umulur ki Allah müminlere katından bir fetih veya bir emir getirir de onlar içlerinde gizledikleri şeyden dolayı pişman olurlar.” [Maide 52]

Son olarak:

Aksa Tufanının etkisi olarak sunduğumuz şey, üzerine inşa edilen bir gerçektir;  bu da alimlerin rolü ve görevleri olduğu gibi aynı zamanda ümmetin kalkınması ve kurtulması için çalışan hareketlerin ve elitlerin sorumluluğudur; dolayısıyla tufanın ortaya çıkardığı muazzam enerjinin kullanılması ve bu enerjinin onların, yani alimlerin ve çalışanların ellerine teslim edilmesi gerekir; zira bu, alimler ve çalışanlar için, hiç tereddüt etmeden ve çekinmeden ümmete olaylar hakkında açık ve net bir şekilde hitap ederek ve bu olayları ümmetin nezih kanına yakışır düzeyde kullanarak, ümmetin birliğine, dininin ve devletinin kurulmasına, cihadın canlandırılmasına, bu hain yöneticilerin devrilmesine, güçlerin, özellikle orduların seferber edilmesine ve kurtuluşa kadar mücadelenin tamamlanmasına yönelik olarak değerlendirilmesi gereken bir fırsattır. 

Allah Gazze halkının imanını boşa çıkarmayacağı gibi onların cihatlarını ve kanlarını da boşa çıkarmayacaktır;belki de Gazze’nin kumlarını sulayan o nezih kanlar, birçok gayrimüslim için İslam'a açılan bir pencere olduğunda inanılmaz bir sabır ve inanılmaz bir inançla bir bereket olurken, aynı zamanda Yahudi varlığı ve onunla birlikte olan tüm zalimler, komplocular ve hainler için de bir lanet olacaktır. فَاصْبِرْ إِنَّ الْعَاقِبَةَ لِلْمُتَّقِينَ  “Çünkü iyi sonuç (sabredip) sakınanlarındır.” [Hud 49]

وَاللَّهُ غَالِبٌ عَلَى أَمْرِهِ وَلَـكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لاَ يَعْلَمُونَ  “Allah emrine galiptir. Ancak insanların çoğu bilmezler.” [Yusuf 21]

Vesselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berekâtuh.

Template Design © Joomla Templates | GavickPro. All rights reserved.