Logo
Bu sayfayı yazdır
Netanyahu, Bir Suriye Havalimanının Hedef Alınmasını Savunuyor ve Suriye’deki Türk Askerî Varlığını Reddettiğini Açıklıyor

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber - Yorum

Netanyahu, Bir Suriye Havalimanının Hedef Alınmasını Savunuyor ve Suriye’deki Türk Askerî Varlığını Reddettiğini Açıklıyor

Haber:

“İsrail'i tehdit eden bir Türk askeri gücünün Suriye'de bulunmasına müsamaha göstermeyeceğiz. Mesajımızı son derece net bir şekilde ilettik; görünüşe göre mesajı yeterince net duymadılar”... Bu sözlerle Yahudi varlığının Başbakanı Netanyahu, sesli ve görüntülü bir şekilde Suriye havaalanına düzenlenen saldırıyı savundu ve Mossad başkanı da Şeybani’ye, varlık olarak Türkiye’nin Suriye’deki varlığını reddettiklerini ilettiğini belirtti. (Ajanslar)

Yorum:

Aksa Tufanı operasyonunun ve Orta Doğu'da askeri ve istihbarat açısından en güçlü ve eli en uzun güç olarak propagandası yapılan -ki kendisi birleşik Arap ordularını altı saatte mağlup etmişti- caydırıcılık mefhumuna ve ordusuna indirdiği yıkıcı darbenin ardından, bu varlığın maskesi düşmüş ve ayıpları ortaya çıkmıştır; böylece onun bekasının ve gücünün kendi zatından olmadığını; aksine finansman, silahlanma ve koruma bakımından kâfir Batı’nın yanı sıra kendi tahtlarının bekasını ve devamlılığını varlığın bekasına ve devamına bağladıkları için onu ayakta tutmak, korumak, hayatta kalması için ihtiyaç duyduğu bilgi ve ikmalleri sağlamak için çalışan iş birlikçi bölgesel güçlere dayandığı da ortaya çıkmıştır.

Ardından kendisinin ve müttefiki ABD'nin en fazla dört gün süreceğini ve sonrasında İran rejiminin teslim olacağını öngördüğü İran ile girdiği macera ve kumarının ardından ikinci bir darbe gelmiştir. Netanyahu, İran’ın yenilgisinin ardından Arap rejimlerine, okul müfredatlarını, yani neyin öğretilip neyin öğretilmeyeceğini, askeri güçlerinin boyutunu ve bu ülkelerin politikalarını belirleyen bir davranış kuralları kılavuzu hazırlayacağına dair tehditlerde bulunmuştu. Ancak rüzgâr onun istediğinin tersine esmiştir; zira savaş günleri boyunca İran’ın füzeleri varlığını yerle bir etmiş; bu da, varlığın içindeki yaşamın her alanını ve onun bekasının nedenlerini sağlayan sistemlerini tamamen felç etmiştir.

Onun Türkiye ve Suriye’ye verdiği mesaj; kendi gücünün ve azametinin bir kanıtı değil, aksine varlığı koruyup gözetmede geri duran ve onunla iş birliği yapan siyasi güçlerin pratik bir tasviridir; dahası bölgeye dikilen bu askerî üssün ve Sykes-Picot Anlaşması sonucunda bu varlığı korumak ve bekasının nedenlerini sağlamak amacıyla kurulan yapay varlıkların hamisi olan Batılı güçlerin anlayışlarının somutlaşmış bir halidir.

Aksi takdirde bu varlık kim ki, NATO'nun en büyük ikinci gücü olan, eğitimli bir orduya ve bu varlığın tahammül edemeyeceği, harekete geçmesi halinde bu varlığı günün birkaç saati içinde ezip geçecek bir askerî güce sahip olan Türkiye’yi tehdit edebilsin? Ancak bu, devasa askerî güçleri, Yahudi varlığının cılız ve yıpranmış gücü karşısında küçük ve aşağılık duruma düşüren ihanetin ta kendisidir!

İşte burada ümmette var olan izzet ve güç mefhumu tecelli etmektedir; bu da Allah'ın kurulmasını emrettiği Nübüvvet Minhacı üzere Hilafet Devleti'nin kurulmasında yatmaktadır; zira bu devletle birlikte bu varlık bir daha geri dönmemek üzere yok olup gidecektir. وَاللَّهُ غالِبٌ عَلى أَمرِهِ وَلكِنَّ أَكثَر النَّاسِ لا يَعلَمونَ “Allah emrine galiptir. Ancak insanların çoğu bilmezler.” [Yusuf 21]

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Salim Ebu Sebeytan

Template Design © Joomla Templates | GavickPro. All rights reserved.