Logo
Bu sayfayı yazdır
Amerika'yı Şaşkına Çeviren İran Liderliğinin Bilmecesi

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

Amerika'yı Şaşkına Çeviren İran Liderliğinin Bilmecesi

 

Haber:

Axios, bir ABD'li yetkiliye atıfta bulunarak: “İran'da kimin sorumlu olduğunu bilmiyoruz, onlar da bilmiyorlar ve bu meselenin çözülmesi gerekir.” (Şafak News)

Yorum:

Amerika'nın İran'daki siyasi, idari ve askeri sahneyi kimin yönettiğini bilmediğini itiraf etmesi ne anlama gelmektedir? Bu itiraf, basitçe Amerika’nın casus gözü ve onun beslemesi Yahudi varlığının, dini liderine, birinci ve ikinci kademedeki üst düzey askeri ve siyasi liderlere ve üçüncü kademenin de bir kısmına suikast düzenlemelerinden sonra bile anlamada yetersiz kaldıkları anlamına gelmektedir.

Bu açıklama, Amerikan liderliğinin ahmaklığını ve akıllarının sefihliğini ortaya koymaktadır; zira onlar, ilk saldırıda İran lideri Ali Hamaney’i, yardımcılarını ve üst düzey danışmanlarını hedef aldıklarında ciddi bir hata yaptıklarını zımnen kabul etmişlerdir. Askerî olarak kabul gören, savaşların ve hava bombardımanının, bunu toprakların işgali, teslimiyet ve beyaz bayrağın çekilmesi takip etmedikçe çatışmanın sonlanmadığıdır.

Ancak tam tersi olmuştur; zira İran, sahte zafer sarhoşluğuna kapılmış olan Amerika’yı ve Yahudi varlığını şaşkına çevirmeyi başarmış olup bu şaşkınlık, Netanyahu’nun küstahça şu açıklamayı yapma derecesine ulaştırmıştır: “Biz, askerî operasyonların son ermesinden sonra Arap devletlerine ne yapmaları gerektiğini belirleyen, bu devletlerin yeteneklerini tanımlayan ve herkesi itaat evine dahil eden davranış kuralları göndereceğiz.”

Amerika, bu ölümcül darbenin ardından İran'ın çökeceğini ve generallerinin İranlı liderleri teslimiyet belgesini imzalamaya getireceklerini hayal ediyordu; tıpkı Irak’ta olduğu gibi; zira Amerikan koalisyonunun komutanı Schwarzkopf, Safvan’daki çadırında otururken, Irak ordusu komutanlarını kavurucu güneşin altında bırakmış, teslimiyet belgesinin aşağılayıcı bir şekilde imzalanışına tanıklık etmek üzere gelen Arap hainlerden oluşan müttefiklerinin önünde onları küçük düşürmekten zevk almıştı.

Ancak İran’ın sürprizi, Amerika ve Yahudi varlığı tarafından onlarca uçağın katıldığı saldırının tozu henüz dağılmadan önce gelmiştir; zira Devrim Muhafızları, “kan belgesi” üzerindeki imzasını, Amerika’nın görünür ve gizli üslerini yerle bir eden yüzlerce füze ile göndermiş ve deniz unsurlarını ve uçak gemilerini hedef almıştır; bu da Trump, Netanyahu ve onların askeri liderlerini tam bir şaşkına çevirmiştir. Nitekim bu atışlar durmamış; aksine yıkıcılık ve etki alanı bakımından, ABD üslerinin çoğunu hizmet dışı bırakana kadar giderek daha şiddetlenmiştir.

Ardından Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı kartını kullanarak onu kapattığını ve enerji geçişlerini engellediğini duyurmuştur; bu da dünyayı tedarik sıkıntısı tüneline sürüklemiş ve yakıt fiyatlarının tavan yapmasına neden olmuştur. Bu eylem, saldırıyı başlatan ve bu boğucu krize neden olan taraf olarak Amerika’yı büyük bir küresel baskı altına sokmuştur.

Trump yüksek sesle şöyle bir açıklama yapmıştır: “Şu lanet olası boğazı açın, yoksa cehennemin kapılarını açıp köprüleri ve enerji santrallerini yerle bir ederim.” İran'ın cevabı ise kararlı bir şekilde gelmiştir: “Enerjiye enerji, köprülere köprü; petrol ya herkese ihraç edilir ya da herkesten engellenir.” Bunun üzerine Trump, Avrupalı müttefiklerine başvurdu ancak onlar kendi içlerine kapandılar; hatta ABD’nin İran’ı vurması için üslerini kullanmasını bile engellediler; bu ise Yahudi varlığına karşı şiddetli bir kampanyanın yanı sıra ABD içinde savaşı reddeden ve “Monarşiye Hayır” sloganı atan milyonlarca kişinin katıldığı gösterilerle aynı zamana denk gelmiştir.

İran’ın tırmanışı, direnişi ve taleplerinin çıtasını yükseltmesi, Amerika ve enerji tüketen ülkelere karşı elem ve zarar verici kozlara sahip olduğunu göstermektedir. Bu da Amerika'yı, İslamabad'a müzakere için giden İran heyetine dokunulmazlık vermeye zorlamıştır. Orada Amerikalılar, bu heyetin hiçbir yetkiye veya çözüm fikirlerine sahip olmadığını keşfettiler; dahası İran’ın daha katı ve sert (gizli) liderler tarafından yönetildiğini ve mevcut müzakerecilerin hiçbir ağırlığı olmayan (figüranlardan) başka bir şey olmadığını çok geç anlamışlardır.

Şimdi soru şudur: Amerika kiminle müzakere ediyor? Gerçekte sahneyi kim yönetiyor? Amerika’yı, Dini Lider Ali Hamaney'e yönelik suikasttan dolayı pişmanlıktan parmaklarını ısırmaya iten bir soru; zira onun son açıklaması, bu konudaki çaresizliğini ortaya koymaktadır: “Kimin sorumlu olduğunu bilmiyoruz... Onlar (İranlılar) da bilmiyorlar!” Bu, cevabı beklenen büyük bir bilmece ve muammadır; yani Amerikan delisi ile dostu Netanyahu'nun pişmanlık duyacağı bir düğümdür.

 

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Salim Ebu Sebeytan

Template Design © Joomla Templates | GavickPro. All rights reserved.