Logo
Bu sayfayı yazdır
Sömürgecinin Aşırı Söylemleri, Artık Sadece Bireysel Kanaatler veya Dil Sürçmeleri Olmaktan Çıkmış, Aksine Genel Planlar ve Eğilimler Haline Gelmiştir

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

Sömürgecinin Aşırı Söylemleri, Artık Sadece Bireysel Kanaatler veya Dil Sürçmeleri Olmaktan Çıkmış, Aksine Genel Planlar ve Eğilimler Haline Gelmiştir

Haber:

ABD'nin Yahudi varlığı büyükelçisi Mike Huckabee, Cuma günü yayınlanan bir medya röportajında, Yahudi varlığının tüm Ortadoğu'yu kontrol etmesinde herhangi bir sorun görmediğini söyledi.Huckabee'nin bu açıklamaları, gazeteci Tucker Carlson ile yaptığı röportaj sırasında gelmiştir. Carlson, İbrahim peygambere, onun soyundan gelenlere Nil Vadisi'nden Fırat Nehri'ne kadar uzanan ve Orta Doğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan toprakların bahşedileceğine dair Tanrı'nın verdiği sözden bahseden bir İncil metnine atıfta bulunmuştur.

The Guardian'a göre Hakabi, bu kadar ileri gideceğinden emin olmadığını, "ancak büyük bir arazi parçası olacağını" söyleyerek yanıt verdi. "İsrail, Tanrı'nın seçilmiş bir halka verdiği bir topraktır" diyen Hakabi, söz konusu toprakları kastederek "hepsini alsalar da kabul edilebilir" diye ekledi. (Sky News Arabia, uyarlanmıştır)

Yorum:

Daha önce, özellikle Amerika'da Demokrat Parti'nin iktidarı döneminde, bazı Amerikalı politikacıların bu tür açıklamaları aşırılık olarak kabul ediliyordu ve sadece konuşmacının kişisel görüşünü yansıtıyordu. Çünkü bu görüşleri içlerinde saklıyorlardı ama kamuoyuna açıklamak istemiyorlardı. Ancak Trump ve Cumhuriyetçi partinin iktidara gelmesiyle birlikte, bu açıklamalar artık aynı bakış açısıyla değerlendirilmemekte, aksine artık Trump yönetiminin kanaatlerini ve yönelimlerini ifade etmektedir. Zira Trump yönetimi bu kanaatlerini ve yönelimlerini gizlememekte olup şu anda bunların uygulanmasının zorluğu veya imkansızlığı nedeniyle engellenmektedir.

Örneğin, Trump görev süresinin başında Gazze'deki savaşı sona erdirme ve Gazze halkını Ürdün, Mısır veya onları kabul edecek diğer ülkelere yerleştirme planını açıkladığında, bunu yapmakta ciddi ve kararlıydı. Ancak bunun yakın gelecekte uygulanmasının imkansız olduğunu fark ettiğinde geçici olarak geri adım atmış ve Gazze'deki yaşamı imkansız hale getirmek ve Gazze halkı bıkıp kaçana kadar yeniden inşayı yıllarca geciktirmek yoluyla zorla gönüllü yerinden edilme gibi bir alternatifi değerlendirmeye başlamıştır. Aynı durum İran, Lübnan'daki partisi ve Yemen'deki Husiler için de geçerlidir; zira İran liderlerinin ve vekillerinin Afganistan, Irak, Yemen, Lübnan ve Suriye'de Amerika'ya sağladığı tüm hizmetlere rağmen, ancak bu durum onları Trump'tan kurtaramamıştır. Zira Trump, İran'ın kanatlarını ve kollarını budamaya ve Yahudi varlığını güvence altına alacak, onun bölgedeki geleceğini garanti edecek ve İran'ı zayıflatıp bölgedeki birçok ülke gibi güçsüz bir devlet haline getirecek egemenlik tavizleri vermeye zorlamada kararlıdır.

Huckabee bu tür bir açıklama yaptığında, yeni bir şey yapmış ya da Trump yönetiminin eğilimlerinden sapmış olmuyor, aksine Trump'ın politikalarıyla uyumlu davranıyor. Zira daha önce bizzat Trump, Savaş Bakanı ve Dışişleri Bakanı da buna yakın fikirleri ifade etmişler ve tüm bölge pahasına bile olsa Yahudi varlığına koşulsuz destek verdiklerini belirtmişlerdir.

Trump yönetimi ve Yahudi hükümetinde, dini aşırılıkçılık, Amerika'daki sert muhafazakarlar ve Yahudi varlığındaki sert sağcıların motivasyonuyla hareket eden birçok kişi olduğu açıktır.Böylece onlar, sırf siyasi fikirler ve önerilerden ziyade, dini nefretle hareket ederek Müslümanlara düşmanca bir tutum sergiliyorlar. Nitekim Huckabee bunu net bir şekilde açıklamış, daha önce ABD Dışişleri Bakanı alnına haç çizdirmiş, ABD Savaş Bakanı da vücuduna haç dövmesi ve "kafir" gibi aşırılıkçı ve radikal ifadeler kazıtmıştı.

Bu nedenle eğer ümmet, akidevi bir meydan okumayı ve dini ve hadari çatışmayı ciddiyetle ve yetkinlikle ele almazsa, bu kişiler ümmete, ülkelerine ve kutsal yerlerine zarar vermek için adımlarını ve çabalarını iki katına çıkaracaklar ve hiçbir sınırda da durmayacaklardır. Bunu da Allahu Teala’nın şu kavli doğrulamaktadır: كَيْفَ وَإِن يَظْهَرُوا عَلَيْكُمْ لاَ يَرْقُبُواْ فِيكُمْ إِلاًّ وَلاَ ذِمَّةًNasıl olabilir ki! Onlar size galip gelselerdi, sizin hakkınızda ne ahit, ne de antlaşma gözetirlerdi.” [Tevbe 8]

Yöneticilerin tutumlarına güvenmek tam bir aptallıktır; çünkü Müslümanların başındaki yöneticiler, Müslümanların ve ülkelerinin haklarını savunacak en son kişilerdir. Aksine onlar, Yahudilerin ve Amerika'nın dostlarıdırlar ve onların tutumları da bunun kanıtıdır.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Müh. Halil Abdurrahman

Template Design © Joomla Templates | GavickPro. All rights reserved.