- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
Refah Geçişi, Tufanın Bir Sonucu Mu, Yoksa Ümmetin Yüzüstü Bırakmasının Bir Sonucu Mu?
Haber:
Yahudi medya kuruluşları, demir kapılar, dikenli teller, tarama cihazları ve güvenlik kameralarıyla çevrili dar bir geçişi gösteren yeni Refah geçişinin bir fotoğrafını yayınladı ve Filistinliler gidiş dönüşlerinde bu geçişten geçmek zorunda kalıyor.
“Hapishane kapısı mı, yoksa seyahat geçiş noktası mı?” ya da “Gazze merkez hapishanesi” mi?... Bunlar, Gazze sakinlerinin bu geçiş noktasını nitelendirdikleri ifadelerdir. (El Cezire)
Yorum:
Refah geçişi artık sadece bir seyahat kapısı değildir; aksine Gazze'nin büyük bir hapishaneye dönüşmesine neden olan bir ümmetin yüzüstü bırakmasının canlı bir şahididir. Bu resim, Epstein skandalları ve bunların ortaya çıkardığı ahlaki yozlaşmanın ardından hiç de şaşırtıcı olmayan işgalin vahşetini ortaya koymakla kalmamakta, aynı zamanda seyirci kalıp bekleyen bütün bir ümmetin utancını da ortaya koymaktadır!
Bu geçiş, masum ya da idari bir şey değildir, aksine kasıtlı bir siyasi araçtır. Yahudi varlığı insani bir geçiş istememekte, aksine şu üç açık hedefin gerçekleştiği bir kontrol ve hakimiyet kapısı istemektedir:
- Gazze'nin, halkının ve hareketlerinin izlendiği kalıcı bir hapishane olarak pekiştirilmesi.
- Filistinlileri psikolojik olarak aşağılamak ki böylece çıkışlarının ve dönüşlerinin işgalin iradesine bağlı olduğunu hissetsinler.
- Gazze'ye geri dönmeyi korkunç bir karar ve oradan göç etmeyi cehennemden kaçış haline getirmek yoluyla Gazze'yi halkından yavaş yavaş boşaltmak.
Hayatın damarları olması gereken geçiş noktası, bir aşağılanma koridoruna dönüşmüş ve kuşatmayı kırması gereken kapı, toprak ve kaynaklara sahip olan ama iradesini kaybetmiş bir ümmetin acizliğinin bir kanıtı haline gelmiştir!
Ümmet uykusundan uyanıp orduları kararlılığını geri kazanarak baskıcı rejimleri muhasebe etmedikçe, sınırlar zalimlere hizmet etmek yerine yardım isteyen mazluma açılmadıkça, sloganlar, mazlumlara koruyan, kuşatmayı kıran ve işgali geri dönülmez bir şekilde deviren kitlesel eyleme dönüşmedikçe Gazze'nin kaderi değişmeyecek ve bu hapishane de yıkılmayacaktır.
Bu yüzden ya onuru koruyan bir uyanış olacak, ya tarih sessiz kalanlara lanet edecek, ya da bu ümmet, bütün bir halkı hapsetme suçuna ortak olmaya devam edecektir!
Dolayısıyla ümmet uyanıncaya, silahlar mazlumların bağrına değil işgalcilerin yüzüne geri dönünceye, umutlar değil kilitler kırılıncaya ve halkların iradesi değil boyun eğenlerin tahtları yıkılıncaya kadar Gazze sorunlarından kurtulamayacaktır; bu da Nübüvvet Minhacı üzere Hilafetin gölgesinde ümmetin izzetini geri kazandıracak Raşid bir Halifenin liderliğinde olacaktır.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Menal Ümmü Ubeyde