Logo
Bu sayfayı yazdır
Barış Kurulu: İmparatorluğun Yeniden Adlandırılması ve Gazze'nin Sömürülmesi

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

Barış Kurulu: İmparatorluğun Yeniden Adlandırılması ve Gazze'nin Sömürülmesi

Haber:

Trump, Gazze'nin yeniden inşasını denetlemek için kurulan Barış Kurulu’nun BM'nin yerini “alabileceğini” söyledi. (CNN)

Yorum:

Trump'ın Salı günü, kurduğu “Barış Kurulu’nun” Birleşmiş Milletler'in yerini alabileceği yönündeki önerisi, geniş çaplı tartışmalara yol açtı.Sözde Barış Kurulu, rüşvet ilkesine dayalı özel bir yapı ve servet ve otoritenin nüfuzunu belirleyen sömürgeci bir kuruluştur.Aslında Gazze'nin yeniden inşasını denetlemek için kurulmuştu ancak şu anda yetkileri çok daha geniş olup küresel istikrarın güçlendirilmesini ve dünya çapındaki çatışmaların çözülmesini de kapsamaktadır.Birçok Avrupa gücünün, özellikle de İngiltere, Fransa, Almanya, İspanya, İtalya ve hatta Kanada'nın bu grubun bir parçası olmadığını belirtmekte fayda vardır.Bu bağlamda Gazze artık merkezi bir mesele olarak ele alınmamakta, aksine Birleşmiş Milletler'in yerini onun alması için bir bahane haline gelmiştir.Suudi Arabistan, Türkiye, Mısır, Ürdün, Endonezya, Pakistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi hain Müslüman ülkelerinin, Gazze'nin geleceği konusunda Amerikan nüfuzunu pekiştirmek ve onu “Orta Doğu'nun Rivierası”na dönüştürmek için bu kurula katılmış olmaları şaşırtıcı değildir.Nitekim Gazze, yabancı güçler, yatırımcılar, siyasi elitler ve savaş suçluları tarafından yönetilen basit bir idari soruna indirgenmiştir.Bu ise insani kılıf altında hegemonyanın yetkilendirilmesidir.

İslami bir bakış açısıyla, kapitalist sömürgeci güçlerin İslam beldelerinin kaderini belirlemeye yönelik hiçbir ahlaki otoritesi yoktur, özellikle de bu güçler işgalcileri güçlendirerek onu finanse edip korumuşken.Bu otorite ister Birleşmiş Milletler isterse sözde Barış Kurulu aracılığıyla uygulanmış olsun, her iki çerçevede de meşruiyetten yoksundur.İslam, işgalcinin kontrolü altında dayatılan barışı değil, işgal altındaki toprakların kurtarılmasını emretmektedir.Batı'nın kendi içinde bir çatışma ortaya çıkmıştır: Zira Amerika Birleşmiş Milletleri ihmal edip zayıflatırken, nüfuzun satın alındığı ve liderliğin kendi kendini atayan küresel bir elit grubun elinde toplandığı bir kurul ortaya çıkmıştır.

Trump, Birleşmiş Milletler'e duyduğu küçümsemeyi gizlemeyerek şöyle bir açıklamada bulunmuştur: “BM pek yardımcı olamadı. BM'nin potansiyelinin büyük bir hayranıyım ama BM potansiyelini hiçbir zaman gerçekleştiremedi. Yine de BM ile devam edilmeli çünkü potansiyeli çok büyük. BM, benim çözdüğüm tüm savaşları çözmeliydi. Onlar bu savaşları çözebilmeliydi. Oraya hiç gitmedim. Gitmek aklımdan bile geçmedi.”

Müslümanlar için en önemli mesele, kapitalist çerçevelerin adaleti gerçekleştirmekten aciz olmasıdır. Zira kapitalizm, mazlumların özgürleşmesinden ziyade piyasaların sömürgeci kontrolüne ve stratejik çıkarlara öncelik vermektedir. Gazze'ye, yeniden inşa fonları, uluslararası denetim ve çıkar sahiplerinin onayı yoluyla bakıldığı sürece, kardeşlerimiz yönetilen acı döngülerin içinde sıkışıp kalmaya devam edeceklerdir.Bu yüzden Müslümanların işleri, servet ve otoritenin çıkarlarına boyun eğen yabancı mahkemelerde tartışılmamalı, aksine Allahu Teala’nın şeriatına göre karara bağlanmalıdır.Dolayısıyla Müslüman ülkelerin kendi orduları tarafından kurtarılması gerekmekte olup uluslararası güçlere teslim edilmemelidir.

Müslümanlar açısından çözüm, imparatorluk kurullarını reform etmek değildir, aksine onların rolünü tamamen sona erdirmektir.Gazze için adalet, kapitalist barış kulüpleri, Birleşmiş Milletler veya milyarderler tarafından onaylanan diplomasi yoluyla asla gerçekleşmeyecektir. Açık olan şey, Batı sistemi içinde bir çatlak olduğu ve bu sistemin değerleri ile kurumlarının aşındığıdır.Kanada Başbakanı Mark Carney'in de belirttiği gibi, kurallara dayalı uluslararası sistemin sırf sahte olduğunu biliyorduk. "Bu kurgu faydalıydı." Çünkü Amerikan hegemonyasının altında Batı'ya sağladığı bazı "nimetler" vardı. Ve şu eklemede bulundu: “Açık konuşayım: Bir geçiş döneminde değil, bir kopuşun içindeyiz.”

Dolayısıyla kalplerimiz, meşruiyetini İslam'dan alan ve Allahu Teala’ya karşı vaciplerden olması itibariyle hayatı, toprağı ve onuru savunan bir siyasi otorite altında Müslümanların ülkelerini birleştirmek üzere çalışma azmi ve enerjisiyle dolmalıdır.Bundan daha azı, süslü bir kılıf altında zulmün devam etmesi anlamına gelmektedir. Bu an, haleflerimize, zayıflamış ve parçalanmış bir dünyada güçlü bir şekilde ortaya çıkma ve ilahi adalet ve barışı gerçekleştirecek yeni bir dünya düzenini müjdeleme fırsatı sunmuştu.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Heysem İbn Sabit - Amerika

Template Design © Joomla Templates | GavickPro. All rights reserved.