حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Merkezî Medya Ofisi
| No: HT–BA–2026–MB–TR–49 |
H. 15 Rabi-ul Evve 1448 M. Cuma, 28 Ağustos 2026 |
Müslüman Ülkeleri Arasında Arakanlı Müslümanlar İçin Güvenli ve Onurlu Bir Sığınak ve Liman Olabilecek Merhametli Bir Ülke Yok mu?!
25 Ağustos 2026 tarihinde Prothom Alo gazetesi; Bangladeş Dışişleri Bakanı Esed Alem Siyam’ın, Bangladeş’in Rohingyalı mülteci krizini çözmek için Myanmar ile görüşmelere ve diplomatik çabalara devam ettiğini, Rohingyalıların ülkelerine güvenli ve onurlu bir şekilde geri dönmelerini sağlayacak koşulları oluşturmaya çalıştığını belirttiğini aktardı.
Peki Myanmar, Rohingya Müslümanları için nasıl güvenli ve onurlu bir sığınak olabilir?! Aynı gün, 25 Ağustos 2026’da, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, “Myanmar’da Rohingya Müslümanlarının ve Diğer Azınlıkların İnsan Hakları Durumu” başlıklı bir rapor yayımladı. Raporda, Arakan Ordusu ve Myanmar ordusunun Rohingyalara karşı gerçekleştirdiği yaygın ve sistematik ihlal ve saldırılar incelenmiş ve bu topluluğun karşı karşıya bulunduğu kırılgan koşullar ayrıntılı biçimde ele alınmıştır.
Budist yöneticiler, kapitalist sistemi uygulayarak Myanmar halkını yoksullaştırdıktan sonra başarısızlıklarını örtbas etmek için Rohingyalı Müslümanlara karşı nefret ateşini körüklemişlerdir. Ağustos 2017’de Myanmar ordusu, ülkenin batısındaki Arakan Eyaleti’nde Rohingyalı Müslümanlara karşı vahşi bir baskı kampanyası başlatmıştır. Bu saldırılar nedeniyle 740 binden fazla Rohingyalı, sınırı geçerek Bangladeş’e kaçmak zorunda kalmıştır. Bu insanların büyük çoğunluğu hala oradadır. Hayvanlara bile reva görülmeyecek koşullarda, güvenlik ve onurdan yoksun birer mülteci olarak yaşamaktadırlar.
Hal böyleyken Bangladeş de dâhil olmak üzere İslam beldeleri, Rohingyalı Müslümanları için nasıl güvenli ve onurlu bir ülke olabilir?! Bu ülkelerin yöneticileri; kapitalizmi uygulayarak, serveti yozlaşmış bir azınlığın elinde toplayarak, kaynakları ve pazarları sömürgeci güçlerin şirketlerinin yağmasına açarak kendi halklarını yoksullaştırmışlardır.
Bu yöneticiler kokuşmuş milliyetçilik mefhumunu kullanarak suçu başkalarına atmakta, göçmenlere ve mültecilere karşı nefreti kışkırtarak kendi başarısızlıklarını gizlemektedirler. Halk, şeriatın kendisine tanıdığı hakları talep etmek için sesini yükselttiğinde ise bu yöneticiler, Müslümanların işlerinden sorumlu olan Hilafet Devleti’ni kurmak yerine “baskıcı devlet” tutumunu takınmaktadırlar.
Ey Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in ümmeti! Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmuştur:
وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَمِينَ “Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” [Enbiya 107] Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in dininin uygulanması, İslam Devletini şefkatli, güvenli ve onurlu bir sığınak kılmış; onun refahını güvence altına almıştır. Bu sayede ırkı veya dini ne olursa olsun tüm tebaa bu refahtan payını almış, zayıf ve çaresiz olanlara merhamet eli uzatılmıştır.
Ebû Yusuf, Kitâbü’l-Harâc isimli eserinde şunu aktarmaktadır: “Ebû Bekir (r.a.)’ın hilafeti döneminde Halid bin Velid (r.a.), Irak’ın Hîre halkından olan Hristiyanlar ile yaptığı zimmet antlaşmasında şöyle yazmıştır: “Çalışmaktan aciz düşen, herhangi bir afete uğrayan veya zenginken fakirleşip kendi din kardeşlerinin sadakasına muhtaç hale gelen her yaşlıdan cizye kaldırılmıştır. Kendisinin ve ailesinin geçimi Müslümanların Beytulmâlı’ndan (devlet hazinesinden) sağlanacaktır.”
Hilafet asırlar boyunca, 1492 yılında Kraliçe Isabella ve Kral Ferdinand’ın emriyle İspanya’dan sürülen Sefarad Yahudileri de dahil olmak üzere, zulümden kaçan mülteciler için her zaman şefkatli, güvenli ve onurlu bir liman olmuştur. Sultan II. Bayezid’in donanması onları tahliye etmiş ve onları Dar’ul İslam’da koruma altına almıştır.
Ey Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in ümmeti! Dinimiz ve İslami tarihimiz ne kadar da güzeldir! O halde göçmen, mülteci veya yerleşik olsunlar Müslümanların kendi topraklarında güvenlik ve onur bulamamalarını nasıl kabul edebiliriz? Müslümanların mevcut yöneticilerinin zulmü, gaddarlığı, cimriliği, ihmalkârlığı ve taassubu karşısında nasıl sessiz kalabiliriz? Artık zulüm devletlerini yerle bir etmenin ve yerlerine merhamet devleti olan Raşidi Hilafet’i kurmanın zamanı gelmedi mi?
| حزب التحرير Hizb-ut Tahrir Merkezî Medya Ofisi |
Adres Bilgileri ve Web Sitesi el-Mezra’a, P.K. 5010-14, Kolombiya Merkezi B Blok Kat:2, Beyrut/Lübnan Telefon: TEL: 0096 113 07 59 4 / GSM: 0096 171 72 40 43 www.hizb-uttahrir.info |
E-Mail: media [@] hizb-uttahrir.info |